İstihbarat Sohbetleri (2)

İ

İSTİHBARATIN GELİŞİMİ
     M.Ö 500 yıllarında meşhur Çinli komutan ve filozof Sun Tzu “Savaş Sanatı” adlı kitabında casusluk faaliyetinin fevkalade önemli olduğunu bariz bir şekilde vurgulamıştır. Sun Tzu’ya göre; bilge hükümdarlarla iyi bir komutanın kolaylıkla savaş kazanıp zafere ulaşması istihbarata bağlıdır. Bu istihbarat ruh çağırmakla gelmez, tecrübe veya hesaplamayla da üretilmez. Düşmanın durumu ancak başka insanlardan öğrenilebilir.
     Dünya tarihinde bir devre mührünü basan askerî liderlerden Napolyon Bonapart’ın “İyi bir mevkide konuşlandırılmış bir casusun temin edebildiği bilgi ve haberlerin, bazen birkaç tümen askerden daha fazla önem arz ettiği” şeklindeki sözleri, istihbaratın ne derece önemli bir faaliyet ve hayat sahası olduğunu göstermektedir.
     Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın tarihe nam salan meşhur veziri ve bilge devlet adamı Nizamülmülk’ün önemli eseri Siyasetname’de de istihbaratın önemi şu sözlerle anlatılmaktadır;
     “Dünyanın dört bir köşesine tüccar, seyyah, sufi, eczacı ve derviş kılığında casuslar göndermeli, casuslar duydukları her şeyi haber olarak getirmeli ve ülkelerin durumları hiçbir şekilde meçhul kalmamalıdır. Çoğu zaman valiler, arazi sahipleri, memurlar ve emirler muhalefete ve isyana kalkışmışlar ve padişaha karşı bağlarını koparmışlardır. Fakat casuslar ulaşıp haber getirdiklerinde, padişah zamanında hazırlık yaparak hareket eder ve aniden isyankârın üzerine çullanır. Böylece isyankârlar tutuklanır, niyetleri akim kalır.”
     Sultan II. Abdülhamit de istihbaratın gerekliliğini öncelikle anlayan yöneticilerden biri olarak Yıldız İstihbarat Teşkilâtı’nı kurmuş ve şöyle demiştir:
     “Yabancı devletler, kendi emellerine hizmet edecek kimseleri Vezir ve Sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, devlet güven içinde olamazdı. Doğrudan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilâtı kurmaya bu düşünce ile karar verdim, İşte, düşmanlarımın Jurnalcilik dediği teşkilât budur. Bu jurnallerin hakikî olanlarının yanında iftira mahiyetinde olanlarının da bulunduğunu elbette biliyorum. Ama ben hiçbir jurnale, titiz bir tahkikten geçirmeden inanmadım ve onun gereğine el sürmedim.”
     İstihbarat faaliyetinin tür, zenginlik ve profesyonellik bakımından tekamül ettiğini görmek için Ortaçağ dönemi ve Rönesansı beklemek gerekmekteydi. Bu dönem Avrupası’nda diplomasi ve istihbarat mefhumları birbirine yakın manalara karşılık gelmekteydi. O derece ki genel kanaate göre elçiler ile casuslar arasında bariz bir fark yoktu.
     Amerikan İhtilâli, Napolyon Savaşları, Amerikan Sivil Savaşı ve Fransa-Prusya Savaşı gibi savaşlar espiyonaj faaliyetlerinin şekil verdiği savaşlar oldu. Amerikan Sivil Savaşı döneminin bilinen ajanlarından Rose O’Neal Greenhow (1817-1864), savaş süresince Güney güçlerine haber sızdırmakla suçlandı. 1862 yılında tutuklandı ve Güney’e gönderildi. Aynı dönemin bir başka casusu ise Tımothy Webster’di (1821-62). Ancak Webster, Greenhow’dan farklı olarak Kuzey Konfederasyonu’na ajanlık yaptı. İngiltere’de doğan Webster, Allan Pinkerton Dedektiflik Ajansı’nda çalışarak tecrübe kazanmıştı. Fakat tecrübeleri, 1862’te Konfederasyon tarafından yakalanıp idam edilmesini engelleyemedi. Fransız İhtilâli döneminin en bilinen casuslarından biri ise Joseph Fouche idi (1759-1820). İhtilâl boyunca halkın arasına adam sızdırarak yönetime bilgi veren Fouche, ilkin Napolyon tarafından polis yöneticisi yapılmıştı. Ve Napolyon’un 1815’te iktidardan düşmesine kadar casus ağının ve duble (çift taraflı) casusların iyi bir yöneticisiydi. XVIII. Louis yönetimi altında tekrar polis bakanı olan Fouche, 1820 yılında öldü.
     20. asırda I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında istihbarat dünyasında hızlı gelişmeler yaşanmıştır. Fakat, gerçek anlamda devlet yönetimini zaafa uğratmaya yönelik yıkıcı faaliyetleri zamanında haber alıp, tedbir geliştirmeye yönelik güvenlik istihbaratı, 1789 Fransız İhtilâli’nden sonra fikir akımlarının kitleler içinde ses bulmasına paralel olarak kendisini göstermeye başlamıştır. Yasadışı sosyalist gruplar, 19. yüzyılda Fransız gizli polisini bu grupların içine sızmaya mecbur bırakmıştır. Aynı duruma I. Dünya Savaşı öncesi Almanya’da da rastlanılmıştır. 1917 Rus ihtilâlinden önce Çarlık Gizli Polis Örgütü’nün Bolşeviklerin faaliyetlerini izlemeye yönelik birçok iç güvenlik istihbarat faaliyetinin olduğu da bir başka gerçektir.
     2. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş dönemi istihbaratta önemli bir aşamadır. Özellikle Varşova Paktı üyesi Demirperde ülkeleriyle NATO üyesi devletler arasında yoğun istihbarat trafiği ve operasyonlar yaşanmıştır. Son asırda askerî istihbaratın yanında sivil istihbarat birimlerinin de organize edilmek suretiyle devreye girdiğini görmekteyiz. Bu itibarla modern istihbarat çağının başladığını söylemek doğru olacaktır. Artık yeni istihbarat anlayışında verileri teknoloji ışığında kıymetlendirmek ve istihbarat servisleri arasında işbirliği ile eşgüdüm söz konusu olmaktadır.
     Yeni teknoloji ve imkânlar da bu modernleşmeyi hızlandırmıştır. Çağımızda devletlerin istihbaratta plüralist(çoğulcu) bir yaklaşım tarzıyla pek çok istihbarat organına sahip olduğu görülmektedir. Bilhassa geride bıraktığımız 20. asrın sonlarına doğru dünyanın muhtelif bölgelerinde kendini gösteren uluslararası terörizm hareketleri, dünyadaki istihbarat servislerinin çoğunun artan bir işbirliği, koordinasyon ve bilgi paylaşımına gitmelerini gerektirmiştir.
     İstihbarat, Türkiye’de pek hoşlanılmayan ve olumsuz yönde mimlenmiş bir konudur. Resmî dedikodular ve toplum içi erdemsiz bir ispiyonculuk şeklinde algılanır. Bu tür bir algılama kendiliğinden oluşmamıştır ve bir ölçüde Türkiye’ye karşı gerçekleştirilen bir istihbarat faaliyeti olan psikolojik operasyonların neticesidir. Türk politikacısı istihbarattan uzak durmayı yeğlemektedir ve Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in bu istikamette beyanları mevcuttur.
     İstihbarat faaliyeti muhtelif yön ve şekillerde tekamül edip kendini çağa uydurarak ve hatta çağın önünde gidip zamanı yönlendirerek günümüze ulaşmıştır. İstihbarat dünyasındaki unutulmaz isimler ve çalışmalar ilerideki bölümlerde, sırası geldikçe anlatılacaktır.

(Gelecek yazı: İstihbaratın Tekniği)

Yazar hakkında

Yorum Ekle