İz Bırakan Geziler (New York Sokakları)

İ

     Kadın olmak niye iyiymiş, biliyor musunuz? Kadınların sırtında kıl çıkmazmış da ondan…
     Otobüs duraklarındaki reklam öyle diyor. Neyin reklamı? Oxygen.com
     Daha başka niye iyiymiş kadın olmak? Kadınlar Cankurtaran sandallarına önce alınırlarmış… Oxygen.com
     Bir binanın boş duvarlarına koskoca bir soru işareti konulmuş. Uzun süre de durmuş o soru işareti orada. Günün birinde şu yazılmış soru işaretinin altına:
     Oxygen.com
     Oksijen reklamı mı yapıyorlar? Yoksa “oxygen” dedikleri başka bir şey mi? Sordum ona buna, bilen çıkmadı.
     Ya Mn. Jenkins niye Tanqueray martinisi içermiş? Çünkü Tanqueray martinisi çevredeki ayak kokusunu önlermiş…
     “Pek çok söyleşi; pek az vakit”
     Peki, bu neyin reklamı? Monster.com
     Canavarlarla söyleşiye vakit yetmiyor anlaşılan.
     Bir de aksırık tıksırık dükkânı var. Adı Almanca’dan, “şifalar olsun” anlamına “Gesundheit”tan saptırılmış. Otobüslerin üstünde, boydan boya, saptırılmış adıyla o dükkânın reklamı… gazoontite.com
     “Gülünç duruma düşmeye boş verirseniz, elektronik araç alışverişine çıkmak eğlencelidir.” Neyin reklamı olduğu belli değil bunun. Elektronik araçlardan birinin belki. Ama hangisinin?
     Reklamların arasında kamu yararına ilanlar da göze çarpıyor. Bunlardan biri otobüste karşımda. Bir zenci kadın. Yanında bir şırınga resmi. “Kızım uyuşturucu kullanacaksa hiç olmazsa şırıngasının iğnesi temiz olsun,” diyor zenci kadın.
     İniyorum otobüsten. Duraktaki afişte gene bir zenci kadın. Yanında bir zenci oğlan. “Oğlumun erkeklerle düşüp kalktığını biliyorum ve kendisine destek oluyorum,” diyor zenci kadın. Erkeklerle nasıl düşülüp kalkılacağını mı öğretiyor acaba oğluna? Afişin altında bir AIDS muayene kliniğinin adresi var. Kamu yararına izlenimini veriyorsa da, reklam kokuyar o afiş. Ayak tekerleği afişi gibi…
     “Gökdelenler kenti” mi New York? “İnşaat iskeleleri kenti” desek daha doğru. Kaldırımlarda yürürken başınızı kaldırıp göğe doğru bakmak istediğinizde gökdelen göremeyebilirsiniz; inşaat iskelelerinin altında yürüyorsunuzdur da ondan.
     Daha önce, yazının başında belirtmek gerekirdi belki. Şimdi özellikle sırası geldi, New York sokaklarını anlatmaya çalışıyorum sizleri…
     Lucchese ve Gambino mafyalarının bina sahiplerini haraca kesmek için New York sokaklarındaki, caddelerindeki kaldırımlara diktikleri inşaat iskelelerinin sayıları her geçen gün artıyor. Çoğunda inşaat yok bunların. Binaların ikinci katlarına kadar yükselen inşaat iskelesi direklerinin üstündeki tahta perdelere reklam afişleri yapıştırmak isteyenleri de haraca kesiyor bu çeteler. Binaların, dükkânların, hastanelerin, kiliselerin, bankaların vs. adları ve adres numaraları yazılı tahta perdelerde. Fiyakalı adlar da veriliyor tahta perdeli inşaat iskelelerine. Birinin adı “Kaldırım Köprüsü” Öyle bir köprü ki üstünden yürüyemezsiniz. Bir başkasınınki “Kapı Dışı Kavramları” sidewalkbridge.com – outdoorconcepts.com
     Tahta perdelerin birine kapitalist dergisi Forbes, baştan başa “Kapitalizmi yayınız” yazdırtmış. Adresini de koydurtmuş… forbes.com
     Reklamlardan örnekler verirken sokaklarda gözüme ilişenlerle yetiniyorum. Dergilerdeki, hele televizyondaki reklamlardan söz etmiyorum. Dergi okuyamaz oldum bu yüzden. Reklam sayfasını çevir, çevir, çevir… Nerede başladığını bulamıyorum derginin. New York’un başlıca haftalık dergilerinden biri Village Voice, yıllardır bedava imiş. Satıştan kazandıklarının reklam geliri yanında devede kulak kaldığını anlamışlar. Daha birçok bedava dergi türemiş. Sokak köşelerinde üçer, beşer, sekizer kutular. Bedava dergilerin kutuları. Kapaklarını açıp o kutulardan istediğiniz dergileri alıyorsunuz. Hepsi reklam dolu. Televizyona gelince, üstünkörü bir macera filmi bile izlemek işkenceye dönüşüyor. Sürekli reklamlar nedeniyle kesintiye uğradığı için. Açmama kararı aldım artık…
     Dönelim sokağa. Karşıma bir sigara reklamı çıkıyor. “Umduğunuzu bulamayacaksınız. Yere atmayınız, kaygandır” yazılı. Demek oluyor ki, o sigarayı sigara diye alacaksınız, sigara çıkmayacak. Öfkelenip de yere attığınızda üstüne basmayacaksınız; kaygan olduğu için düşüp bir yerinizi kırabilirsiniz.
     Bir de o çekik gözlü kız var. Gün gün üstüne sokaklarda yüzlercesi, binlercesi karşımıza çıkan, hepsi birbirinin tıpkısı aynısı o çekik gözlü kız reklamlara, ilanlara da geçmiş anlaşılan. Telefon kulübelerinde bir reklam. O çekik gözlü kız dudaklarını boyuyor. “İnsan yiyen” yazılı altında. Bir de sarışın kız var, “insan yiyen” çekik gözlü kızın yanında. O da “sebze yiyen”miş. “İkisini birbirine uygun olarak karıştırınız” diyor reklamdaki öbür yazı. Sebze yiyenle insan yiyeni karıştırdığınızda ortaya ne çıkacağını düşünün de bulun. Neyin reklamı mı? Hennessy konyağının…
     Yollar boyunca direklere bayrak gibi asılı afişlerde de o çekik gözlü kız. Ne diyor? Mucize ilaçlar AIDS’i iyileştirmeye yaramıyormuş. Öyleyse ne yapacakmış o çekik gözlü kız? AIDS’e karşı yürüyüş yapacakmış…
     Yeter artık dimi…
     Bir yorum gerekiyorsa bu örneklere, bu yorumu gerçeküstücülüğün günümüzdeki aşamalarında mı arayalım? Yoksa, küresel kapitalizmin geliştirdiği zıpçıktı bir kültürde durmadan üreyen ahmaklığı boyutlarında mı?

Yazar hakkında

Yorum Ekle