İnsan ve Yılan

İ

Bir yılan görmüş, insanlardan bir insan:
— Dur, hain, demiş; geberteyim de seni,
Kurtulsun şerrinden dünya.
Bu sözler üzerine kötü hayvan,
Kötü hayvan dediğim, yılan:
İnsan da olabilirdi pekâlâ.
Evet, bu sözler üzerine yılan
Neye uğradığını bilemeden
Bir çuval içinde bulmuş kendini,
Anlamış idam kararı giydiğini
İdamlık suçu olsun olmasın.
Haklı olduğunu belirtmek için
İnsanoğlu bir nutuk çekmiş yılana:
— Sen, demiş, nankörlüğün ta kendisisin.
Kötülere iyilik etmek budalalıktır.
Geber ki öfken ve zehirli dişlerin
Kimsenin canına kıyamaz olsun.
Yılan savunmak istemiş kendini
Dilinin döndüğü kadar:
— Öldürmek gerekseydi, demiş;
Dünyadaki bütün nankörleri,
Kimler sağ kalırdı acaba?
Kendi ağzınla kendini suçluyorsun;
Doğruysa bütün söylediklerin
Çevir gözlerini kendine bak biraz da:
Canım elinde: Asarsın da kesersin de,
Adalet dediğin nedir?
Senin çıkarın, keyfin, esintin değil mi?
Bu yasana dayanıp öldür beni;
Ama ölürken bırak da hiç olmazsa
Ben de şunu söyleyeyim sana:
İnsandır, insan, yılan değil
Nankörlüğün ta kendisi, bunu böylece bil.
— Bu laflar saçma olmasına saçma,
Haklı olmak yalnız bana özgüdür, ama
Başkalarına da soralım istersen.
— Soralım, demiş yılan.
Bir inek varmış orada, çağırmışlar;
Anlatmışlar durumu, inek şaşakalmış:
— Bunun için mi çağırdınız beni, demiş;
Yılan haklı elbet, sorulacak şey mi bu?
Yıllardır beslerim şu insanoğlunu
Her gün türlü iyilikler görür benden;
Her şeyim onun, yalnız onun içindir:
Sütümü, çocuklarımı yer içer satar,
Sayemde kesesi dolu döner pazardan.
Yaşlandıkça bozulan sağlığını
Hekimler değil, benim düzelten.
Benim bütün emeklerim, çektiklerim
Yalnız ona kâr ve keyif sağlar.
Hizmetinde ihtiyarladım, tükendim,
Ne ot verir, ne otlakta rahat bırakır
Bağlar unutur beni bir köşede.
Bir yılan olsaydı efendim,
Bundan daha nankör olabilir miydi?
Daha fazla söyletmeyin beni.
— Bunun lafına bakılır mı? demiş insan;
Bilmiyor ne dediğini, bunamış.
Şu öküze soralım.
— Soralım, demiş yılan.
Ağır adımlarla yaklaşmış öküz
Sorunu geviştirdikten sonra kafasında
Anlatmış bütün yıl gördüğü işlerin
Ne kadar ağır olduğunu;
Her yıl yeniden ekip üretmek için
Toprağın insanlara bol bol
Hayvanlara cimrice verdiği nimetleri,
Nasıl çiftten çifte koşulduğunu;
Bunlara karşılık ne sopalar yediğini;
Yaşlanınca da nasıl kurban edildiğini
İnsan günahlarının kanlarıyla yıkanmasını
Öküzlerin şeref sayması gerektiğini.
İnsanoğlu bu sözleri de beğenmemiş:
— Susturalım, demiş
Bu asık suratlı nutukçuyu.
Büyük büyük laflar!
Biz yargıç ol dedik.
Savcı olup suçlamaya kalkıyor beni.
Reddediyorum onu da.
Ağaç yargıç olsun.
Ağaç hepsinden dertliymiş meğer.
Sıcağa, yağmura, rüzgârlara karşı
O değil miymiş koruyan insanları?
Bağları, bahçeleri bizim için donatır,
Ne gölgeler, ne meyveler sunarmış bize.
Bunlara karşılık hödüğün biri gelir
Vurur baltayı yıkarmış ağacı yere.
O ağaç ki bütün yıl nasıl cömertçe
İlkbaharda çiçek, sonbaharda meyve,
Yazın gölge, kışın ocak şenliğidir!
Devirecek yerde budasalar olmaz mı?
Dallarını yeniden büyütebilir.
Haksız çıkmak insanın işine gelir mi?
Zorla da olsa kazanması gerek davayı:
— Benimkisi enayilik, demiş;
Ne diye dinlerim sanki bunları!
Kapmış torbayı çalmış duvardan duvara,
İçindeki yılanın canı çıkasıya.
Böyledir işte büyükler:
Akıl, mantık güçlerine gider.
Kafalarına koymuşlardır bir kez
Hayvan, yılan, her şey, herkes
Onların keyfi için yaratılmıştır
Buna karşı ağzını açan
Sersemdir, aklını kaçırmıştır.
Orası öyle; ama ne yapmalı:
Ya uzaktan konuşmalı, ya susmalı.

Yazar hakkında

Yorum Ekle