İstihbarat Sohbetleri (3)

İ

İSTİHBARATIN TEKNİĞİ
     Profesyonel istihbaratçılıkta ilk elde edilen haber ve duyum ham bir bilgi olarak addedilir ve belirli aşamalardan geçerek işlenmiş ve istihbarat değeri olan son bilgi haline getirilir. Çünkü çağımızda halen psikolojik operasyonlar ve özellikle çarpıtılmış, uydurma bilgiler vasıtasıyla kamuoyunun dezenforme edilmesi gibi olgulara sık sık rastlanmaktadır. Bu sebeple temin edilen ham bilgiler titiz bir tasnif ve süzgeçten geçirilerek hakikî bir kıymetlendirme işlemine tabi tutulmalıdır. Çalışmaların neticeleri amaca uygun formlarda raporlar olarak kâğıda dökülerek ve bu bilgileri kaynak alarak operasyon ve icraî faaliyet yürütebilecek devlet kurum birimlerine iletilir. Yapılan icraî operasyonla istihbaratın sonucu alınır ve gereği yapılabilirse başarılı bir istihbarat operasyonu icra edilmiş olmaktadır. Bu bir istihbarat çarkıdır ve hemen her istihbarat teşkilâtı bu evrelerle çalışmaktadır.
     Asıl istihbarat sanatının başladığı istihbaratın üretimi safhası çok önem taşır. Bu aşamada temin edilen materyaller kıymetlendirme, sentezleme, görüş alma, tahlil ve yorumlama gibi işlemlere tabi tutulmak durumundadır. Örneğin; bilgi kaynağı hangi seviyede güvenilirlik ve isabet telkin eder? İhtimaller dengesinde yeri neresidir? Bilgi piyasaya hangi amaçla sürülmüştür? Hangi zamanlarda? Evvelce bu konuda temin edilen verilerle uyumluluğu ne derecededir? Evet, bu hususlar ve bu hususların takdiri geniş görüşlü ve deneyim sahibi istihbaratçıların varlığını gerektirmektedir. Son aşamada istihbarat değeri taşıyan bilgiler, istihbarî raporlar halinde bu bilgileri aktif olarak kullanacak makamlara iletilir.
     İstihbaratın alanı her yer olabilmektedir. Klasik istihbarat dönemindeki yakın tehditler ve komşu ülkelerde istihbarat anlayışı yerine şimdi dünyanın her köşesi; kara, deniz, hava, ulaşım, iletişim araçları istihbarat faaliyetine mekân olmaktadır. Belirlenen bu mekânlar; bir devlet başkanı veya cumhurbaşkanının köşkü, başbakanlık konutu, müzakere salonları, bazen de, geçmişte Romanya eski devlet başkanı Todor Çavuşesku’da olduğu gibi, dişlerinin arası bile olabilmektedir.
     İstihbarat faaliyetinin baş aktörü insan olmakla birlikte çağımızda teknik ve mekanik aktörler de insan unsurunun yanında sahneye çıkmışlardır. Bu cümleden olarak istihbarat uyduları, otomatik görüntü alan ve kaydeden sensörler, elektronik ses kayıt cihazları, süper kameralar, pilotsuz uçaklar ve yüzlerce araç-gereç sayılabilir.
     Bununla birlikte istihbaratta insan unsuruyla yapılan takip ve tarassut (dikkatle gözlemlemek) faaliyetinin de ayrı bir önemi vardır. Bu faaliyet fevkalade bir dikkat, deneyim, sabır ve geniş görüşlülük gerektirir. Tarassut faaliyetinde, hedef katî surette bu faaliyeti hissetmemelidir. İstihbaratçı, deneyimli bakışlarıyla insan jest ve mimiklerini, ruh halini ve davranışlarını yorumlayıp netice çıkarabilecek geniş görüşlülük ve kapasiteye sahip bulunmalıdır.
     Bu istikamette değerlendirilmesi gereken önemli bir husus olarak; insanların fizyonomik yapısında belli noktalar da fevkalade önemlidir ve farklı ruh durumlarına, birtakım değerlendirilmesi gereken ipuçlarına işaret etmektedir. Buna yüz ve beden okuma sanatı da denilebilir.
     İstihbarat, bünyesel olarak taktik ve stratejik istihbarat diye ikiye ayrılır:
     Taktik istihbarat; güncel konularla ilgili ve güncel olaylar üzerine yapılan çalışmalardır. Stratejik istihbarat ise; büyük ve önemli olaylarda, uzun vadeli planlamalarla ortaya konulan çalışmalardır. Kullanılan araçlar ve kaynaklar, takip edilen yöntemler, istihbaratın gaye edindiği alanlar bakımından ve istihbarat faaliyetlerinin türleri açısından fevkalade zengin bir yelpazeye dağılmış durumdadır. Bu konuda, 2002 yılında planlı bir suikasta kurban giden, değerli tarihçi ve yazar Necip Hablemitoğlu’ndan şöyle bir alıntı yapmak istiyoruz:
     “Küreselleşen dünyaya uyum sağlamak isteyen ulusal ve uluslararası seviyedeki kurumların pek çoğu kabuk değiştirmektedir. Hiç şüphesiz değişen bu kurumların başında da istihbarat örgütleri geliyor. Değişen tanımlar ve kavramlara paralel olarak, istihbarat ve karşı istihbarat faaliyetleri artık klasik 007 James Bond kalıplarından oldukça uzaklardadır. Örneğin, dünya üzerindeki her türlü kitle iletişimini kontrol eden ‘Echelon Ağı’, uzaydan her türlü görüntüyü temin eden uydu sistemleri, klasik ajanların tüm fonksiyonlarını fazlasıyla üstlenmiş durumdadır. Sanayi casusluğu hâlâ önemini korurken, istihbarat terminolojisinde yeni mefhumlar, kavramlar ön plana çıkmaktadır: ‘Sosyal-Ekonomik-Siyasal-Dinsel-Kültürel İstihbarat’ kavramları gibi. İstihbarat ve Karşı İstihbarat Servisleri, artık gelişmiş ülkelerde eskiden olduğu gibi tam bir gizlilik içinde işlerini yürüten kurumlar değildir. Şimdilerde Dışişleri, içişleri, Ekonomi-Maliye, Adalet Bakanlıkları, Kızılhaç, özel servis veren pilot üniversiteler, enstitüler, vakıflar, özel görevi olan kardinaller, piskoposlar, hahamlar ve tüm misyoner örgütleri, yurtdışında yatırım yapan şirketler, yurtdışında temsilciliği olan medya kuruluşları ve haber ajansları ile de -gerektikçe- iç içe çalışılıyor. Operasyon konusu ülkelerde istihbarat servislerinin rolü; koordinasyon, finansman, lojistik destek ve yönlendirme ile sınırlıdır. Artık hedef ülkelerde özellikle istihbarat –ajitasyon/kışkırtma gibi- faaliyetlerinde deşifre olma riskine girilmemekte; bu iş genellikle doğrudan ya da dolaylı olarak servisle ilişkili yerli işbirlikçilere, taşeronlara sipariş edilmektedir… İşte literatürde bu yerli işbirlikçilere-taşeronlara ‘etki ajanları’, ‘yönlendirici ajanlar’ ya da kapsamlı bir deyişle ‘nüfuz ajanları’ denilmektedir.”

(Gelecek yazı: İstihbaratın Kategorize Edilmesi)

Yazar hakkında

Yorum Ekle