DECAMERON-102 (Doksan Yedinci Hikâye)
DECAMERON-102 (Doksan Yedinci Hikâye)

DECAMERON-102 (Doksan Yedinci Hikâye)

     Fransızları Sicilya’dan çıkardıkları zamanlarda Falermoda Bernardo isimli zengin bir eczacı ve onun evlenme çağına gelmiş bir tek kızı vardı. Bu adayı zapt etmiş olan Kral Fietro, muhteşem şenlikler yaptırıyordu. Böyle bir şenlikte eczacının kızı Liza, ilk defa olarak kralı görmüş ve hemen ona vurulmuştu. Artık gözü başka şey görmez oldu. Yalnız asil olmadığı için bu aşktan hayırlı bir netice çıkmayacağını düşünüyor ve çok üzülüyordu. Bu yüzden duygularını kimseye söylemiyordu. Kral da bundan habersizdi. Kızın aşkı git gide şiddetleniyordu. Nihayet kara sevdaya yakalanarak ağır şekilde hastalandı. Ve güneş altında kalmış kar gibi erimeye başladı.
     Anne babanın gayretleri boşa gidiyordu. Çünkü kız, yaşamak istemiyordu. Babası, her şeyi yapmış olmasına rağmen, işi krala duyurmaya karar verdi. Bu maksatla meşhur şarkıcı Minuçyo’yu çağırdı. Bu şarkıcı, sık sık krala şarkı söylerdi. Şarkıcı geldi, hasta kıza teselli verecek şarkılar söyledi. Fakat bu şarkılar kızın duygularını büsbütün alevlendirdi. Kız nihayet şarkıcıya, “Sana bir sır tevdi edeceğim,” dedi. “Bunu kimseye söylemeyeceğini umarım. Ben kralınızı gördüğüm andan beri ümitsiz şekilde seviyorum. Benim gibi bir kızın bir kralı sevmesi münasebetsiz ise de elimde değil, artık bu sevgiye dayanamayacağımdan, ölmeye karar verdim. Fakat ölümümden önce kral bunu duymazsa hiç teselli bulamayacağım. Bu haberi sen krala götürebilirsin. Krala hepsini anlat ki, ben de teselli bularak öleyim.”
     Kız ağlıyordu. Minuçyo şaşkınlık içinde idi, fakat nihayet aklına bir çare geldi: “Liza,” dedi. “İstediğini yapacağıma şeref sözü veririm. Üç gün zarfında sana iyi haberler getireceğim!”
     Şarkıcı yolda Mica isimli bir şaire rastladı ve ondan Liza’nın aşkını tasvir eden tesirli bir şiir yazmasını rica etti. Bu şiiri besteledi. Üçüncü gün saraya gittiğinde kral ondan bir şarkı söylemesini istedi. Minuçyo bestelediği şarkıyı söylerken kral dikkatle dinliyordu. Bu şarkıyı nereden aldığını sorunca Minuçyo; “Üç gün oldu,” dedi. “Bunun sırrını ancak size açabilirim.”
     Bunun üzerine kral sofradan kalkarak şarkıcıyla tenha bir odaya çekildi. Minuçyo, orada her şeyi anlattı. Bu habere sevinen kral, Liza için bir şeyler yapacağını ve o gün akşam kendisini ziyaret edeceğini söyledi. Bunun üzerine Minuçyo sevinçle kemanını alarak kızın yanına gitti. Ve ona olanı biteni anlattı ve sonunda kızın sevdiği şarkıları söyledi.
     Liza bu habere öyle sevinmişti ki, akşamı sabırsızlıkla bekliyordu. Akşam, kral atına atlayıp eczacının evine gitti ve ona “Kızın nasıl? Henüz evlendirmedin mi?” diye sordu. Eczacı, “Henüz bekar,” dedi. “Hasta yatıyor. Fakat bu sabahtan beri durumu düzeliyor. Kral, “Böyle güzel bir kız erken ölürse yazık olur,” dedi. “Onu ziyaret edelim.”
     Kral, hastanın yatağına yaklaşarak, “Bu güzellikte sana hastalık yakışmıyor,” dedi. “Benim hatırım için çabuk iyi olmalısın.”
     Liza kralın yakınlığını hissedince biraz kızardı, fakat bir mutluluk duydu. “Kralım,” dedi. “Ben aciz omzumun taşıyamayacağı bir yükü yüklendim, bu yüzden hasta oldum. Fakat sayenizde kurtulacağım.”
     Kralın bu alicenaplığı herkesi sevindirdi. Kız da bir iki günde iyileşerek ayağa kalktı. Kral, karısına danışarak Liza’ya bir mükafat vermeye karar verdi. Yanına asil kimseleri alarak eczacının evine gitti. Kraliçe de bir çok hediyelerle oraya geldi. Kral Liza’ya “Aşkın beni mesut etti. Siz evlenecek yaştasınız, sizin için seçeceğim insana varacaksınız. Ben de sizin kavalyeniz olacağım.”
     Liza kıpkırmızı kesilerek “Kralım,” dedi. “Size olan aşkımı halk duysaydı, beni deli sanırlardı. Fakat şu anda biliyorum ki, benim gibi basit bir eczacı kızı, sizin gibi yüksek bir kişi üzerinde emel besleyemez. Ama aşk mantık tanımaz, size olan aşkım ömrümün sonuna kadar devam edecektir. Bununla beraber sizin emrinizden dışarı çıkmamaya kararlıyım. Onun için kimi münasip görürseniz, onunla evlenirim. Allah sizden ve kraliçeden razı olsun.”
     Kral, kızın cevabını çok beğendi. Bunun üzerine genç, fakat fakir bir şövalye olan Perdikon’u çağırtarak onu Liza ile evlendirdi. Onlara mücevherler, çiftlikler ihsan etti. Bundan sonra kral, kızı alnından öptü. Büyük bir düğün ziyafeti verdi. Ve ömrü boyunca kendisine ‘Liza’nın kavalyesi’ ismini verdi.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir