Dürdane Hanım
Dürdane Hanım

Dürdane Hanım

                                                              Ahmet Mithat Efendi
                                             1844, İstanbul – 28 Aralık 1912, İstanbul

Romanın Özeti:
    Yirmi sekiz yaşlarında bir dul olan Ulviye Hanım, babası da ölünce İstanbul’daki yalısında yaşlı annesi, hizmetçisi ve uşaklarıyla yaşamaktadır. Yalının önü deniz, üç yanı bahçedir. Komşu yalı sahibi Halveti Efendi’nin rahmetli ilk karısından olan kızı Dürdane on sekiz yaşlarındadır; iki yalı halkı arasında tanışıklık yoktur. Ulviye, Dürdane’yi merak eder, bazı sırları olabileceğini düşünür, araştırır. Becerikli kadındır, erkek kılığına da girer, pek çok erkekten daha kuvvetlidir.
    Bir gece Ulviye, iç yapısını öğrendiği komşu yalı bahçesine geçer, Dürdane’nin penceresine tırmanır, odada bir erkek görür; Dürdane’nin gizli sevgilisidir bu. Ulviye, baba dostu bir İngiliz doktordan o sırada yeni icat edilmiş telefonun İstanbul’da da satılmaya, kullanılmaya başlandığını öğrenmiştir; bir telefon edinir, alıcıyı bir gece Dürdane uyurken gizlice onun odasına yerleştirir, hat çeker, kulaklığı kendi odasına koyar. Şimdi Dürdane’nin anne ve babasının bile farkında olmadıkları gizli aşkın yaşandığı odada konuşulanları, Ulviye bir bir duymaktadır.
    Dışarıda çok zaman erkek giyimiyle dolaşan, Acem Ali Bey adında tanınan Ulviye, Galata meyhanelerinde Sandalcı Sohbet ile dost olmuştur; Sohbet, onun genç bir kadın olduğunu anlarsa da ses çıkarmaz. Hamile olan Dürdane’nin doğumunun yaklaştığını gizli telefondan öğrenince Ulviye, Acem Ali Bey olarak sandalcı Sohbet’in yardımıyla bir ebeyi kaçırır, yalıdakilere sezdirmeden emin bir yere götüreceğini söyleyerek kendi yalısına götürür.
    Mirasyedi âşık Mergup Bey, Dürdane’yi yüzüstü bırakmıştır. Dürdane, onu sevdiğini, suçun kendisinde olduğunu tekrarlayarak, sonradan kadın kılığıyla gelip kendini tanıtan Ulviye’nin, Mergup’tan öç almak tekliflerini reddeder. İntikamını kendi kendinden alacaktır.
    Dürdane, ricası üzerine Ulviye (Acem Ali Bey) ile Sandalcı Sohbet’in yalıya alıp getirdikleri Mergub’un perişan bakışları önünde, önceden zehir içmiştir, acılarını anlata anlata ölür.
    Ama dava mahşere kalmamıştır: Bu intihardan altı ay sonra Mergup, henüz on beş günlük yeni evliyken, aldığı kızın eski âşığı tarafından öldürülür. Ulviye Hanım da hayat hikâyesinden acılar çekmiş, mert bir adam olduğunu anladığı Sandalcı Sohbet ile evlenir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir