Fahim Bey ve Biz
Fahim Bey ve Biz

Fahim Bey ve Biz

                                                             Abdülhak Şinasi Hisar
                                       14 Mart 1887, İstanbul – 3 Mayıs 1963, İstanbul

Romanın Özeti:
     Fahim Bey, Bursalı bir ailenin oğludur. Öğrenimi için İstanbul’a gelmiş ve şehirde kendine birçok arkadaş edinmiştir. Son derece iyi yürekli bir insandır. Erdemlilik duygusu ve hayalinde yarattığı bir dünya içinde yaşar. Bu dünyanın, gerçek hayatla her çatışması, Fahim Beyi biraz daha kendine çekilmeye, kabuğuna saklanmaya zorlar. Hakkında efsane halini alan çeşitli şeyler söylenir. Söz gelimi Fahim Beyin elbiseleri bunlardan biridir.
    Bir ara, Fahim Bey, sefaret üçüncü katipliğiyle Londra’ya gelmiştir. Bir üçüncü katibin nasıl giyinmesi gerektiği hakkında sağlam düşüncesi olmadığı için, Londra’nın en iyi terzisi Pool’e, durumunu bildirerek gerekli elbiselerin yapılmasını istemiştir. Uzun provalardan sonra gelen koskoca bir sandık; kat kat, çeşit çeşit, renk renk elbiselerle dolu olarak gelmiş. O kadar ki zavallı Fahim Bey, utancından gık bile diyememiş. Memurluk yaşamının kalan kısmını bu elbiselerin borcunu ödemekle geçirdikten başka yeni bir şey yaptırabilmek zevkinden de yoksun kalmıştır. Önceleri ancak belli mevsimlerde veya günlerde giyilmesi gereken bu elbiseleri, sonraları eskitinceye kadar ve ister istemez vakitli vakitsiz giymek zorunda kalmıştır.
    Fahim Bey, Saffet Hanımla evlidir. Evliliği son derece dürüst, rahat ve sakin bir halde geçmiştir. Bir saat kesinliğiyle evinden çıkar, evine girer. Saffet Hanım bilgisiz bir kadındır. Başlıca zevki mangal başında kahve, sigara içmektir. Fahim Bey, önemli olayları Saffet Hanıma anlatır ama onun esnemesine, uyuklamasına engel olamaz. Saffet Hanım da Fahim Bey gibi saat meraklısıdır. Evleri tıklım tıklım çeşitli saatlerle doludur. Saffet Hanımın hayatından memnun olup olmadığı bu saatlerin düzgün kurulmasından anlaşılır. Fahim Beye kızınca saatleri kurmaktan vazgeçer.
    Fahim Bey, ikinci defa meşrutiyet ilan edildikten sonra kişisel girişimde bulunmak sevdasına kapılır. Birkaç girişimde de bulunur. Başlıca tasarısı Bursa ovasında pamuk yetiştirmektir.
    Fakat işine sermaye koyacak olanlar, onun sadece hayalden ibaret kaldığını görünce bundan cayarlar. Bunun üzerine Fahim Bey, küçük bir memuriyetle Tütün Rejisine girer. Oradan da ayrılır ve bir büro tutar. Burada sözde birtakım işler görmektedir.
    Fakat han kapıcısı onun boyuna uyuduğunu duyurur. Gerçekte ise Fahim Bey, asla gerçekleşmeyecek birtakım işlerin planlarını yapmak, dosyalarını hazırlamakla uğraşmaktadır. Günün birinde kirayı ödeyememek yüzünden handan ayrılıp bürosunu kapayınca bu dosyalardaki evrak, hayret uyandıracak derecede ayrıntılı bir iş sistemi ortaya çıkarır. Olmamış birtakım işlemlerin olmuş gibi düzenlenmiş evrakları!
    Öte yandan semt hanımları Fahim Beyi bir konu olarak ele almaktadırlar. Onlara göre Fahim Bey delidir. Ancak zararsızdır. Bu hükme uymak istermiş gibi Fahim Bey, günün birinde gördüğü bir rüyayı yorumlatır. Fahim Beyin rüyası kendisine, kaderinin değişeceğine dair öyle bir inanç verir ki mahallelerini de aşıp başka semtlere kadar ünü ulaşır.
    Günün birinde, Fahim Bey de yaşlanır. İhtiyarlamaya başlar. İhtiyarlık onda çeşitli duygular uyandırır. Dünyanın tadını gereği kadar çıkaramadığı halde, yaşamış olmaktan bile sonsuz bir mutluluk duyduğu için yaşlılığa katlanamaz. Söz gelimi, eskiden günlerin uzun sürdüğü, şimdi ise çabuk geçtiği gibi yanlış birtakım duygulara kapılır. Bunları gerçek sanacak kadar da üzülür, hayret eder. Kendi yaşlanması karşısında duyduğu bu inanılmazlıkla hayret içinde günlerini sürükler. Günün birinde “Hazin bir vefat” başlığı altında, herkes gibi onun da bu ölümlü dünyadan göçüp gittiği öğrenilir.
Yapıt ve Yazar Hakkında
    Abdülhak Şinasi Hisar, İstanbul’da doğdu: Orta öğrenimini Galatasaray Lisesinde tamamladıktan sonra, Paris Siyasal Bilimler Okulunu bitirdi. 1908’de yurda döndükten sonra çeşitli görevlerde bulundu. İlk yazılarını Dergâh Dergisi’nde yayımladı.
     Fahim Bey ve Biz adlı yapıtı 1941’de ödül aldı. Yapıt birçok dile çevrildi. Romanlarının konusunu geçmiş zamanın yaşamı, bu yaşamın içindeki kişiler oluşturur. Eski İstanbul, köşklerde ve yalılarda yaşayan insanlar, yeni bir üslûpla anlatılır. Ruhsal çözümlemeleriyle ve kendine özgü nitelikleriyle yazılarını süslemesini bilmiştir.
    Fahim Bey ve Biz adlı bu yapıt, yazarının deyimiyle uzun bir hikâyedir. Yazar bu iki edebiyat türünün inceliklerini çok iyi bildiği için yapıtını hikâye diye nitelemekle de isabetli bir sonuca ulaşmıştır. Çünkü yazar sadece Fahim Beyi anlatmak için bu yapıtını yazmış gibidir. Öbür kişileri de sürekli bir zamanın çeşitli parçaları içinde görüyoruz. Olaylar, yer ve çevre betimlemesi Fahim Bey’in tanıtılmasında birer araç gibi kullanılmıştır. Bu yüzden yapıta uzun bir portredir diyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir