Tarihin İlk’leri (14)
Tarihin İlk’leri (14)

Tarihin İlk’leri (14)

İlk Atletizm Pisti
     Koşu amacıyla kullanılan ilk atletizm pisti, 1868 yılında, Amatör Atletizm Kulübü tarafından İngiltere’de West Kensington’da, Lillie Bridge’de kuruldu. Pistin uzunluğu, 536 metre idi.
İlk Bayrak Yarışı
     17 Kasım 1863 günü, ABD’nin Berkeley kentinde, bugünkü bayrak yarışlarının ilki sayılabilecek bir koşu yapıldı. Bu yarışmaya, dört kişilik bir tek takım katıldı. Her biri yarım mil koşan dört sporcu, iki millik mesafeyi (yaklaşık 3 bin 218 metre) 9 dakika 51 saniyede tamamladılar.
     Bayrak yarışına, iki ayrı takımın katıldığı ilk deneme ise, 1893 yılı Mart ayında yapıldı. Pennsylvania Üniversitesi öğrencilerinden oluşan iki ayrı takım, aynı mesafede birinci gelebilmek için yarıştılar.
Çömelerek Yarışa Başlayan İlk Atlet
     Bugün bildiğimiz biçimde yarışa çömelerek başlayan ilk atletin, ABD’li yüz yarda (91.5 metre) şampiyonu, Yale Üniversitesi öğrencisi Charles Sherrill olduğu söylenir. Sherrill, 1888 yılında, antrenörü Mike Murphy’nin önerisi üzerine, kısa mesafeli yarışlara bu şekilde başladı. Bir başka iddiaya göre ise, Yeni Zelandalı atlet Bobby MacDonald, daha 1884 yılında İskoçya’da yapılan atletizm yarışmalarında bu yöntemi uygulamıştı.
     Şimdiki başlama çizgilerini düzenleyen kişi ise, Amerikalı antrenör George Bresnahan’dır. Bresnahan, bu çizgileri 1927 yılında geliştirdi. Bu türdeki bir kulvarda koşan ilk atlet ise, Guyana doğumlu İngiliz J.E. London’ dur (1929).
İlk Atom Enerji Santralı
     Bu tür bir santral, ilk kez 27 Haziran 1954 günü, Sovyetler Birliği’nde, Moskova’nın 88 kilometre uzağındaki Obninsk yöresinde kuruldu. Buradan üretilen elektrik enerjisi, endüstride ve tarımsal işletmelerde kullanıldı. Kullanılabilir kapasitesi, 5 bin KW idi.
İlk Özyaşam Öyküsü
     İngilizce olarak yazılan ilk özyaşam öyküsü, muhtemelen 1576 yılında, besteci Thomas Whythorne tarafından kaleme alındı. Adı, “Çocukların yaşamlarından gençlerin yaşamlarına giren, oradan da yaşlıların yaşamlarına geçen uzun söylevlerin, sonelerin ve şarkıların kitabı” idi. Yazar, kitabında Magdalen Koleji’ndeki okul günlerini, John Heywood’dan müzik eğitimi alarak geçirdiği gençlik yıllarını ve İngiltere’nin en büyük konaklarında arandığı ve Başpiskopos Parker tarafından “Müziğin efendisi” olarak kabul edildiği olgunluk çağlarını anlatır. Yayınlanmamış el yazması tek kopye, 1955 yılında, Londra’da Sotheby’s Müzayede Salonu’nda yapılan bir açık artırma sırasında James Osborn tarafından ortaya çıkarıldı. Halen, Oxford’da, Bodleian Kütüphanesi’ndedir.
İlk Aerosol Kutusu
     Bir sıvı ya da gazın iç basıncın etkisiyle bir teneke kutudan dışarı püskürtülebileceği düşüncesi, ilk kez 1926 yılında Norveçli Erik Rotheim tarafından geliştirildi. Ancak, bu teori, uzun süre uygulamaya konulamadı. Nihayet 1941 yılında, iki Amerikalı, L Goodhue ve W.N. Sullivan, karbondioksit yardımıyla püsküren, böcek öldürücü bir aerosol yaparak pazarladılar. 1950’lerden itibaren çok geniş bir kullanım alanı bulan bu teknik, mobilya cilalarında, hava temizleyicilerde, hatta tutkallarda bile kullanılmaktadır.
Alkolün İlk Bulunuşu
     Alkol, en eski ve en çok kullanılan kimyasal maddelerden biridir. Alkolün ilk kez, tarih öncesi insanlar tarafından, mayalanma yoluyla doğal alkol oluşturmuş meyve ve sebzelerin yenmesiyle bir tesadüf sonucu bulunduğu sanılıyor. İnsanoğlu, onun gerçek özelliklerini kavradıktan sonra, ilaç sanayiinden endüstriye, çeşitli bilimlerden sosyal festivallere kadar birçok konuda, alkol, insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi.
     İlk biranın, M.Ö. 8000-6000 yılları arasında Mezopotamya’da yapıldığı biliniyor. O dönemde insanlar, arpanın mayalanmasını sağlıyorlar, sonra da sıcak suyla karıştırarak içiyorlardı.
     Bira gibi, şarabın bulunması da, çok eski yıllara dayanır.
     Saf alkolün ilk damıtılması ise, M.S. 1100 yıllarına rastlar. O tarihte, İtalyanlar, şarabı ya da birayı belirli bir sıcaklığa kadar kaynatarak buhar haline dönüşen alkolü damıtarak, saf alkol elde etmeyi öğrenmişlerdi. Bu yöntem, 15. yüzyıldan itibaren Asya ve Batı Avrupa’ya yayıldı. Sarhoşluk ise, alkolün insan vücuduna girdiği ilk günden bu yana, büyük bir toplumsal sorun oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir