Psikolojik Savaş (14)
Psikolojik Savaş (14)

Psikolojik Savaş (14)

     Psikolojik Savaşta Hedef; Türk Silahlı Kuvvetleri
     Türk Silahlı Kuvvetleri’ne güven konusunda 2001 yılında yapılan bir ankette ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Orduya çok güvenenlerin oranı % 71’den % 57’ye düştü. 1996-2001 yılları arasındaki bu istatistik veri kabul edildiğinde, ciddi olarak nedensellik analizi yapılmasını gerektirir.
     Toplum olarak Batı kültürlerinden çok farklı olarak asker vurgusu yapan bir kültürümüz var. Askere “Mehmetçik”, asker ocağına “Peygamber ocağı” diyen, davul-zurna ve kınalarla gençleri askere gönderen bir kültürde bu değişimin parametrelerini iyi değerlendirmemiz gerekir.
     Orduya Güven Neden Azaldı?
     Geçmiş süreçte askerin yönetimdeki rolü ve sorumluluğunun daha fazla gözükmeye başlamasının mı rolü var?
     Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada ordunun güvenliğinin azalması, toplumun sevgi ve desteğinin azalması anlamına gelir. Bir iş yerinde sevgi ve güven zayıfladığında nasıl sosyal ilişkiler bozulursa, ülkeler için de bu geçerlidir. Bu coğrafyada sosyal yapının zayıflaması kaos getirir. Bu nedenle acilen güven arttırıcı çalışmaların yapılması gerekmektedir.
     Askerlikte bir kural vardır. Tabur zafer kazanırsa, başarı bütün tabura verilir. Yenilgi olursa sorumluluk tabur komutanındır.
     Ordunun güveninin azalmasına neden olan kişiler ve tutumlar kesinlikle sorgulanmalıdır.
     Halkla yabancılaşan bir askeri yönetimin tartışılması ve eleştirilmesi kamu ahlakının gereğidir, ahlaki bir görevdir. Silahlı kuvvetleri yıpratmadan bu tartışma yapılmalıdır.
     Hiyerarşik Seviye
     Devleti hiyerarşik olarak düşündüğümüzde, en üst seviyede seçimle gelen sivil irade, ikinci seviyede, askeri sivil bürokrasi vardır. İkinci seviye sabit ve yerinde kalır ama birinci seviye aşağılara düşerse hiyerarşi bozulur; ikinci seviye müdahaleye kendini mecbur hisseder. Çözüm, birinci seviye yani seçimle gelen iradenin düzeyini yükseltmektir. TBMM’nin çatısında küçük düşünen ve küçük çıkarcı hesaplar peşinde koşan insanlar demokrasinin en büyük düşmanlarıdır. 27 Mayıs 1960 ihtilali döneminde polis çok zayıflatıldı. Bunun kötü sonuçları görüldü. 12 Eylül 1980 sonrası polis güçlendirilmeye başlandı. Aynı şekilde darbelerle TBMM çok zarar gördü, olgunlaşamadı. Tek yol olan Demokratik Cumhuriyet’te herkes TBMM’nin düzeyini yükseltmeye çalışmalı, başka sistemler üzerinde inat edilmekten, medet ummaktan vazgeçilmelidir. Kuzey Kore’nin hali malumdur. Bu durumu ve sahip olduğumuz değerleri iyi analiz etmeliyiz.
     Türk Silahlı Kuvvetlerine güveni zayıflatmaya çalışanlar, psikolojik savaş yöntemleri ile amaçlarına ulaşmamalıdırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir