Tarihin İlk’leri (15)
Tarihin İlk’leri (15)

Tarihin İlk’leri (15)

İlk Havalandırma
     19. yüzyılın sonlarında havayı serinletmek için kullanılan tek yöntem, belli bir mekândaki havayı buzun üzerinden geçirmekti. Bu yöntemle, New York’taki ünlü “Madison Square Garden” salonlarını soğutmak için her akşam, dört ton buz kullanılıyordu.
     Gerçek anlamda ilk havalandırma aygıtı, “Air-Condition”ın patenti, 1902 yılında Willis H. Carrier adındaki Amerikalı tarafından alındı. Bu aygıt, giren havayı suyla doyuruyor, böylece bir yandan havanın ısısını denetlerken, bir yandan da nemliliği belirli bir düzeyde tutuyordu. Dört yıl sonra, Stuart Crawer adlı Amerikalı, bu aygıta bir de toz filtresi takmayı akıl etti.
İlk Cebir Problemi
     M.Ö. 1700 yılından kalma bir Mısır papirüsünün üzerinde, Ahmes adlı bir yazar tarafından yazıldığı anlaşılan şu satırlar vardı: “Bir uzunluk, kendisinin yedide biri kadar bir başka uzunlukla toplandığında ortaya çıkan sonuç 19 olduğuna göre, acaba bu uzunluğun kendisi ne kadardır?”
     Ahmes adlı yazar, aynı papirüsün üzerinde, sorunun çözümünü rakamlarla değil, belirli birtakım sembollerle yapıyordu. Bu örnek, bugün bilinen cebir kavramının ilk örneğidir.
İlk Antiseptik
     Mikrop öldürücü olarak kullanılan antiseptiklerin bulunmasından önce, ameliyat salonları, hasta için bir umut ışığı olduğu kadar, çok büyük tehlikelerle dolu bir yerdi. Zira, ameliyat için vücudun açılan yerlerine, mikroplar kolayca girebiliyorlardı. 1865 yılında Glaskow’da Joseph Lister adlı cerrah tarafından geliştirilen mikrop öldürücülerin, ameliyatta ilk kez kullanılmaya başlanması ile bu sorun büyük ölçüde ortadan kalktı ve tıp biliminde yeni bir çığır açıldı.
     1867 yılında, Doktor Lister’in eski şefi Sir John Erichsen, “Karın boşluğu, göğüs ve beyin, başarılı bir ameliyat için insanoğluna sonsuza dek kapalı kalacaktır,” diyordu. Oysa Lister’in buluşu antiseptikler ve daha sonra anesteziklerin de devreye girmesiyle, Sir Erichsen’in bu iddiası, çok kısa sürede geçersiz kalacaktı.
     Doktor Lister’in Glaskow’da 1864-1866 yılları arasında yaptığı ameliyatlarda, ölüm oram yüzde 45 iken, 1867-1869 yılları arasındaki ameliyatlarda, mikrop öldürücüler sayesinde bu oran yüzde 15’e düştü.
İlk Metaller ve Alaşım
     İnsanlar tarafından kullanılan ilk metaller, altın ve bakırdır. (M.Ö. 4000). İlk “alaşım” ise, bir rastlantı sonucu M.Ö. 3500 yılında Mezopotamyalılar tarafından bulundu. Bakır ve tenekenin karışımı olan bu alaşıma, “bronz” adı verildi ve söz konusu buluşla birlikte, insanlık tarihinde yeni “Bronz Çağı” başlamış oldu.
İlk Su Kemeri
     M.Ö. 703 yılında, Asur Kralı Sennacherib, başkent Ninova’ya fazladan su getirilmesini sağlamak için bir su kemeri yapılmasını emretti. 30 mil uzunluğundaki bu kemer, Jerwan Wadisi’nde, 9 metre yüksekliğinde, 21 metre genişliğinde ve 262 metre uzunluğunda bir köprünün üzerinden geçiyordu. Bu köprünün yapımında, 2 milyon tuğla kullanıldı.
İlk Bebek Kuvözü
     Normal süresinden önce doğan ve tıp dilinde “prematüre” denilen bebeklerin derhal içine alınması gereken “kuvöz” adı verilen aygıt, ilk kez 1891 yılında Fransa’nın Nice kentinde Dr. Alexandre Lion tarafından geliştirildi. Bu kuvözün havası bir vantilatör yardımıyla sürekli temizleniyor, ısısı da bir termostat aracılığıyla sürekli denetim altında tutuluyordu. Dr. Lion, bu buluşun başarılı sonuç verdiğini görünce, Nice’de erken doğan çocuklar için bir bakım merkezi kurdu. Bu merkezi, Bordeaux, Marseilles, Lyons ve Paris’te kurulan benzerleri izledi. Nice’deki klinik, bir yandan yardım dernekleri tarafından sağlanan katkılar, bir yandan da belediyenin yardımları sayesinde ücretsiz hizmet veriyordu. Paris’teki klinik ise, hemşire ücreti de dahil olmak üzere, bir aylık hizmet için 60 frank alıyordu ki, bu fatura birçok ana-baba tarafından kolayca ödenebilecek düzeydeydi.
     Dr. Lion, çalışmalarının ilk üç yılında prematüre 185 çocuktan 137’sini kurtarmak gibi hiç de küçümsenemeyecek bir başarıya imzasını attı. Çünkü, doktorun bu buluşu olmasaydı, bebeklerin hepsi ölecekti. Doğal besinlerle beslenemeyecek kadar zayıf olan bebekler, süt-hemşirelerin göğüslerinden uzanan tüplerin burunlarına takılması yöntemiyle besleniyorlardı.
     Dr. Lion’un kliniklerini gezen bir İngiliz gazetecinin belirttiğine göre, bu işlem sırasında zenci hemşireler beyaz bebekleri, beyaz hemşireler de siyah bebekleri doyuruyorlardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir