Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (25)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (25)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (25)

Tek Atışta
     İki yaşlı Karadenizli köy kahvesinde otururken yirmi bir pare top atışı sesi duyulur. İki yaşlı birbirine ne olduğunu sorar, ama işin içinden çıkamazlar. Yoldan geçen bir genci çevirip ona sorarlar:
     “Ha bu sesler nedir?”
     Genç;
     “Bugün komşu devlet başkanı geldi de onun için top atılıyor,” diye cevap verince, canları sıkılmış vaziyette geri dönerler.
     “Şu işe bak ula!” der birisi, “Bizim zamanımızda tek atışta fururlardi oni!”
Perdeleri Kapasak
     Temel bir otele gitmiş, boş oda sormuş. Görevli;
     “Boş oda var. Denize bakan 80 lira, deniz tarafında olmayan 30 lira” demiş.
     Bunun üzerine Temel sormuş: “Perdeleri kapatıp denize bakmazsak kaç para olur?”
Kahrından Öldü
     Temel’e papağanının neden öldüğünü sormuşlar. “Evlendim de ondan!” demiş.
     “Seni kıskandığı için mi?” demişler. “Yok canım. Fadime konuşmaya başlayınca papağana fırsat kalmadı, kahrından öldü” demiş.
Bir Dakika
     Temel, Türk Hava Yolları’na telefon edip, Ankara’ya uçuş süresinin ne kadar olduğunu sormuş. Santral memuresi o sırada meşgulmüş. “Bir dakika” diyerek izin istemiş. Temel de; “Teşekkür ederim” deyip telefonu kapatmış.
Aceleci Olmak
     Temel yolda arabasıyla çok hızlı gidiyordu. Trafik radarına yakalandı ve polis çevirdi ve “Saatte 160 kilometre hızla gittiğinizi biliyor musunuz?” diye sordu.
     Temel büyük bir pişkinlikle; “Ben çok aceleciyimdir. Her işimi aceleyle yaparım. Bu nedenle hızlı gidiyordum,” cevabını verdi.
     Polis alaycı bir gülüşle; “Çok iyi, çok iyi,” dedi. “O zaman yazacağım cezayı da aynı acelecilikle ödeyeceğinizden eminim!”
Gökdelenden Düşmek
     Temel 63 katlı bir gökdelenin terasından aşağı düşerken katları saymaya başlamış: “Çok şükür 62 katı sağ salim indim. Artık 1. kattan düşene de bir şey olmaz ya!” demiş.
Temel Amerika’da
     Amerika’da yaşayan Dursun, akrabası Temel’e yazdığı mektupta, New York’ta paranın sokaklarda kürekle toplandığını yazar, bir an önce yanına gelmesini ister. Temel çağrıya uyup New York’a gider. Uçaktan iner inmez ayağının dibinde 100 dolarlık bir banknot görür. Tam eğilip alacağı sırada vazgeçer. “Daha ilk günden çalışmaya başlayacak değilim ya… Hele birkaç gün dinleneyim,” der.
Fırtına
     Temel ile İdris, gemi ile seyahate çıkarlar. Bir gün kamaralarında dinlendikleri sırada büyük bir fırtına başlar. Temel yatağına iyice uzanır. İdris ise ölüm korkusu içinde dolanır. “Batıyoruz” diye ağlamaya başlar. Temel İdris’i teselli etmek amacıyla, “Batacak diye ne ağlıyorsun be uşağım,” der. “Allah’tan gemi bizim değil!”
Uzayda İftar
     Ramazan ayında, Temel’i uzaya kozmonot olarak gönderirler. “Nasıl gidiyor Temel? Rahat mısın?” diye de sorarlar. Karşı taraftan oruçlu Temel’in sesi bozuk gelir:
     “Ne rahat edeceğum da… Burada ne güneş batayi, ne akşam olayi… Ben nasıl iftar edeceğum?”
Babasına Benziyormuş
     Küçük Temel babasına “Baba, sana çok benzediğimi söylediler,” dedi. “Sen ne dedin?” diye sordu babası. “Bir şey diyemedim!” diye cevap verdi küçük Temel. “Adam çok kuvvetli ve uzun boyluydu!”
Sigortalı mısın?
     Hastanede, doktor Temel’e sordu: “Sigortalı mısın?” Temel cevap verdi: “Yok doktor bey… Trabzonluyum!”
Yabancı Dil
     Temel ile Dursun Sultanahmet’te gezerken turistin biri gelip bir adres sorar. Turist İngilizce, Fransızca, Almanca sorar, fakat bizimkilerde tık yok.
     Dursun; “Ula Temel, bir İngilizce öğrenmedik gitti!” der. Temel cevap verir: “Neye yarayacak ki? Bak adam 3 dil biliyor, gene de derdini anlatamıyor!”
Pilotu Benim
     Bir uçak üç bin metre yükseklikte uçuyordu. Uçağın içindeki bir yolcu, uçaktan paraşütle atlamak üzere olan birini görünce, arkasından bağırdı: “Hemşerim niye atlıyorsun?” Atlayan adam, “Hadi durma. Çabuk sen de atla,” diye cevap verdi.
     “Hayır, atlamam!”
     “Atlamazsan atlama, nasıl olsa biraz sonra sen de atlamak zorunda kalacaksın!”
     “Neden? Hem sen kimsin?”
     “Çünkü ben bu uçağın pilotu Temel’im!”
Uzayda Hayat
     Dursun, arkadaşı Temel’e heyecanla akşam izlediği programdan bahsediyordu:
     “Yıldızlarda hayat varmış. Orada da yaşayanlar varmış. Profesör bunu ispat etti.”
     Temel omuz silkti:
     “Bunu bilmek için profesör olmaya gerek yok ki. Ben zaten biliyordum.”
     Dursun, “Nereden biliyordun?” diye sormuş.
     Temel cevap vermiş: “Yahu düşünsene, orada birileri yoksa akşam olunca ışıkları kim yakıyor!”
Süveyş Kanalı
     Coğrafya dersinde öğretmen küçük Temel’e sorar: “Süveyş Kanalı’nı biliyor musun?” Temel uykulu uykulu cevap verir: “Öğretmenim, bizim televizyon yabancı kanalları çekmiyor!”
Telefon Numarası
     Tarih dersinde öğrencinin biri el kaldırarak;
     “Öğretmenim, tarih kitabımızda Kristof Kolomb’un adının yanında 1451-1506 yazıyor. Bunun ne demek olduğunu anlayamadım?” diye sorar.
     Sınıfın çokbilmişi Temel hemen parmak kaldırıp konuşur:
     “Onu bilmeyecek ne var… Kristof Kolomb’un telefon numarası…”
Rusça
     Temel arkadaşlarına Rusça bildiğini söylemiş. İçlerinden biri sormuş: “Deve’nin Rusça’sı nedir?”
     Temel düşünmüş taşınmış sonunda, “Çok büyüğünü sordun,” demiş.
     “Peki, inek nedir?”
     “Dilimin ucundaydı ama şimdi aklıma gelmiyor.”
     “Peki, koyuna ne diyorlar?”
     “Valla koyuna ne diyorlar bilmiyorum ama keçiye bir tuhaf diyorlar,” demiş.
Dönüşü Var
     Temel asılmak üzere darağacına götürülüyormuş. Yolda kar, tipi, fırtına… Cellatlara demiş ki:
     “Ula gelin bu işi bugün yapmayın… Bu yolun bir de dönüşü var!”
Adını Değiştirmiş
     Temel yolda bir adamla karşılaşmış ve sevinçle kollarını iki yana açarak;
     “Uy Tursun, uşağım amma uzun zaman oldi görüşmeyeli. Nasıl da değişmişsun?” demiş.
     Adam şaşkınlıkla Temel’e bakarak; “Karıştırıyorsunuz galiba. Benim adım Cemal” diye cevap vermiş.
     Temel, tavrını hiç değiştirmeden sarılmış adama: “Uy, ula adını da mı değiştirdun?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir