Huzur
Huzur

Huzur

                                                           Ahmet Hamdi Tanpınar
                                    23 Haziran 1901, İstanbul – 24 Ocak 1962, İstanbul

Romanın Özeti:
    Yapıt dört bölümdür, her bölüm romanın belli başlı dört kahramanından birinin adını taşır: İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz.
    Merkezde Mümtaz vardır, çevresinde öteki kişiler. Mümtaz, annesiyle babasının Anadolu’da ölmelerinden sonra İstanbul’a gelmiş, amcaoğlu ve ağabey dediği tarih öğretmeni İhsan’ın evinde büyümüş, Galatasaray Lisesini, Edebiyat Fakültesini bitirmiş, şimdi Fakültede asistan, bir şairdir. Romanın birinci bölümünde olaylar bir gün içinde geçer: Mümtaz, hasta İhsan’ın tedavisi ve evle ilgili işlerle uğraşmış, akşama doğru da bir yıldır bağlandığı, sevdiği ve Edebiyat Fakültesinde okumuş genç, güzel Nuran’ın, evvelce boşanmış olduğu kocasıyla (Fahir) barıştığını, onunla tekrar evlenip İzmir’e gideceğini öğrenmiştir.
    İkinci ve üçüncü bölümlerde, bir geriye dönüşle, Mümtaz, Nuran ve Suat (Nuran’ın Fakülteden arkadaşı) arasında daha önce geçmiş ve Suat’ın kendini asmasıyla sona eren üçüzlü aşk maceraları anlatılır. Mümtaz, Şeyh Galip’in hayatı üzerine yazacağı bir romanda, dolayısıyla kendini ve aşkını da anlatmayı tasarlar, fakat düşüncesi yarıda kalır. Nuran’ı yalnız Mümtaz değil Suat da seviyordu. Mümtaz’la evlenmeye hazırlandığını görünce intihar etmiştir.
    Dördüncü bölümde hastalığı ağırlaşmış ağabeyi İhsan için bir sabah vakti, yengesi Macide’nin telaşları arasında ilaç bulmaya koşan Mümtaz, eczane dönüşü, yolda, ölü Suat’ın hayaliyle karşılaşır; bu hayal onu da ölüme sürüklemek ister. Bir ruhsal bunalım geçiren Mümtaz yere düşer, sonra yüzü gözü kan içinde eve gelince merdiven başında yıkılır. Radyo, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığını haber vermektedir.
Yapıt Hakkında
    Olay ve karakter romanı olmaktan çok, karışık ruh hallerini betimleyen bir yaşantı romanı olan Huzur, yer yer, yazarının özel ve çevre hayatını yansıtmasının yanı sıra, İstanbul’un tabiat, semt ve mimarî güzelliklerini duyurmasıyla da tarihî-pitoresk perspektifler toplamıdır ve Mehmet Kaplan’ın deyişiyle “en büyük orijinalitesi ve değeri, aksiyonunda değil, psikolojik içeriğindedir.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir