Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (26)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (26)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (26)

Bir şey demezmiş
     Temel’in yanında bir Amerikalı işe başlamış. Zamanla çat pat Türkçe konuşmayı öğrenmiş. Bir gün Temel’le birlikte parkta dolaşırken oradaki ağaçlardan birini göstererek Temel’e sormuş:
     “Biz buna ‘Tree’ deriz, siz ne dersiniz?”
     Temel gayet sakin cevap vermiş:
     “Valla piz pişey demeyruz; yanından öylece geçup gideyruz!”
İkinci ölüm nedeni
     Temel ölmüş. Öteki dünyada görevliler Temel’e;
     “Sen yanlışlıkla ölmüşsün. Seni tekrar dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara göre insan olarak değil, bir hayvan olarak gönderileceksin. Ne olmak istersin?” diye sormuşlar.
     Temel biraz düşündükten sonra;
     “Balık olmak isteyrum,” demiş.
     Balık olarak dünyaya ışınlanan Temel 3 dakika sonra öteki dünyaya dönmüş. Görevli sormuş;
     “Biz seni şimdi gönderdik, niye geri geldin?”
     Temel cevap vermiş:
     “Yüzme bilmeyrum ki, boğuldum!”
Temel Mantığı
     Temel’in oğlu İdris, bir gün babası şehre giderken;
     “Baba, okulda kütüphane kuruyoruz. Öğretmen herkesten bir kitap istiyor. Benim de bir kitap götürmem lâzım. Bana şehirden bir kitap alır mısın?” der.
     Temel şehre iner, bir kitapçıya uğrar ve bir kitap ister. Kitapçı, “Nasıl bir şey olsun?” diye sorar.
     Temel düşünür, o sırada karşı rafta kalın bir kitap görür. “Bu ne?” diye sorar.
     Kitapçı, “Mantık kitabı,” der. Tabii Temel bir şey anlamaz. Kitapçı mantığın ne olduğunu Temel’e anlatmaya çalışır.
     “Bak şimdi, sizde akvaryum var mı?”
     “Var.”
     “Öyleyse sen balıklardan hoşlanırsın?”
     “Evet.”
     “Balıklardan hoşlanıyorsan, rakıdan da hoşlanırsın?”
     “Evet.”
     “Rakıdan hoşlanıyorsan, kadınlardan da hoşlanırsın?”
     “Evet, nereden bildin?”
     “İşte mantık budur; bu kitap insana bunu öğretir.”
     Temel’in hoşuna gider ve mantık kitabını alır. Yolda giderken Dursun’a rastlar. Dursun sorar:
     “Ula bu ne?”
     “Mantık kitabı.”
     “Ne işe yarar?”
     “Dur sana anlatayım. Sizde akvaryum var mı?”
     “Yok.”
     Bu cevap üzerine Temel şaşırır. Dursun’a dik dik bakar. Biraz düşündükten sonra;
     “Ula Dursun… Yoksa sen erkek değil misun?” der.
Vampir Temel
     Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir ve bir de Temel vampir uçakta geliyorlarmış. Bir süre sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmış. Bir süre sonra geri gelmiş ki ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar:
     “Ne oldu, nereye gittin?”
     “Şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “Onun yanındaki duvarı gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “Onun dibinde uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “İşte ben o çocuğun kanını içtim geldim.”
     Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de aynı şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiğinde onun da yüzü gözü kan içindedir. Yine sormuşlar:
     “Nereye gittin?
     “Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü?”
     “Gördük”
     “O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “İşte ben o adamın kanını içtim geldim.”
     Yolculuk yine devam eder. Bir süre sonra Temel vampir aynı şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar:
     “Nereye gittin?”
     “Şu aşağıdaki evi gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “Peki, onun yanındaki direği gördünüz mü?”
     “Gördük.”
     “İşte ben o direği görmedim!”
Fadime İle Merihli
     Fadime ile Temel yeni evliler ve kumrular gibi, her ikisi de biraz uçuk ve özgür davrananlardan. Bir akşamüstü Fadime ile Temel yine birbiriyle oynaşırlarken, bahçelerine bir UFO inmiş. Her ikisi de korka korka bahçeye çıkmışlar. Karşılarında iki Merihli çift, ikisi de normal insan gibi ve güzel görünümlü.
     Bizimkilerin korkuları kaybolmuş ve evlerine davet etmişler. Tanışmışlar, yemekler yenmiş, içkiler içilmiş, bu arada Merihlinin güzel eşi Temel’in hoşuna gitmiş. Temel, durumu anlatıp, eşini çok beğendiğini ve gece beraber olmak istediğini belirtmiş. Merihli de Fadime’yi istemiş. Fadime de sırıtarak kabul etmiş.
     Böylece eş değiştirip odalarına ayrılmışlar. Fadime ile Merihli soyunmuş ve hemen sevişmeye başlamışlar. Fadime Merihlinin şeyine elini attığında çok ince ve çok uzun olduğunu görmüş ve canı sıkılarak; “Bu ne ya?” diye sormuş. Bunun üzerine Merihli, “Sol kulağımı çek,” demiş. Fadime çekmiş, Merihlinin şeyi kalınlaşmış, “Sağ kulağımı çek,” demiş, şeyi kısalmış.
     Böylece Fadime isteğine göre Merihlinin şeyini ayarlayıp çok güzel bir gece geçirmiş. Sabah olmuş, Fadime şarkı söyleyerek kahvaltıyı hazırlamaya başlamış. Bu arada Temel ise, kızgın ve somurtmakta imiş. Kahvaltı sofrasına oturduklarında bir de bakmışlar ki, Temel’in kulakları KIPKIRMIZI!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir