Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (28)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (28)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (28)

Sinyal
     Temel’e, “Bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu?” diye sormuşlar.
     “Çalişayi… Çalişmayi… Çalişayi… Çalişmayi…” cevabı gelmiş.
Çirkinlik
     Cemal, Temel’e evlenmesi için kız öneriyormuş.
     “Senun yerinde olsam, o cizla çözü kapalu evlenurdum.”
     Temel sormuş:
     “Neden, o kadar çirkin midur?”
Paranoya
     Ailesi ile yürüyerek bir yere giderken, Temel yerde bir muz kabuğu görmüş.
     “Ha uşaklar, tikkat edun, pirazdan yine tuşecağuz,” demiş.
Nişanlılık
     İkisi de yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
     “Artık evlenmeliyiz,” demiş Fadime.
     “Aman, cim alayi pizi bu yastan sonra?” diye cevap vermiş Temel.
Kellik
     Temel’in karısı Fadime çok kıskançmış. Temel’in elbiselerini kontrol eder, saç bulursa cıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine de cıngar çıkarmış:
     “Uy Temel, şimtu kel karularla mi oynaşaysun?”
Tramplenden
     Temel;
     “Yüzme havuzuna cittim, peni attilar,” demiş. Nedeni sorulunca;
     “Havuza işedum,” demiş.
     “Aman herkes işiyor, seni niye kovdular?” diye sorulunca, Temel şöyle cevap vermiş:
     “Tramplenden işedum da o yüzden!”
Islaklık
     Temel ne zaman balığa çıksa, pantalonunun paçaları ıslak dönermiş. Niye diye sormuşlar:
     “Paluk tutarken sikilayrum, Sigara içeyrum. Pitince sigarami tenize atip pasip söndüreyrum!”
Beklenti
     Temel’e, “Hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu?” diye sormuşlar.
     “Ne edeyum… Kocasının ölmesinu pekleyrum,” demiş.
İşgücü
     Temel arkadaşlarıyla çukur açıyormuş, bir grup da çukurları kapatıyormuş. Ne yaptıklarını soranlara Temel şöyle cevap veriyormuş:
     “Bir grup daha vardı, onlar da fidan dikiyordu. Bugün celmedular, piz de pizim işler ceri kalmasun diye çalişayruz!”
Sesi Kısılınca
     Temel bir gün maça gider ve maçta aşırı tezahüratta bulunur. Takımı kazanır fakat Temelin sesi kısılmıştır. Maçtan sonra eve gelir ve evde karısına kısık bir sesle, “Fadime, benim sesim kısıldı ne yapacağız?” diye sorar. Fadime de, Temel’in sesini duyunca ona hemen doktor Dursun’a gitmesini söyler.
     Daha sonra Temel, Dursun’un evine gitmek üzere yola çıkar. Dursun’un evine geldiğinde kapıyı çalar ve dışarı Dursun’un karısı çıkar. Temel yine kısık bir sesle, ‘Tursun evde mi?’ diye sorar ve bunun üzerine Dursun’un karısı da ondan daha kısık bir sesle; “Yok! Yok! Gel,” der.
Fizik Dersi
     İdris, Dursun ve Temel, fizik dersindeyken öğretmen İdris’i kaldırıp sormuş:
     “Araba kullanıyorsun ve hava çok sıcak oldu, ne yaparsın?”
     “Camı açarım hocam.”
     “Peki, o camdan içeri giren rüzgârın ivmesi nedir?”
     İdris, Bilmiyorum,” der ve sıfır alıp oturur. Ögretmen bu sefer Dursun’u kaldırır ve aynı soruyu sorar. Dursun;
     “Ceketimi çıkarırım.”
     “Daha sıcak olursa?”
     “Camı açarım hocam.”
     “Tamam işte, o camdan içeri giren rüzgârın ivmesi nedir?”
     Dursun da, “Bilemedim,” der ve sıfır alıp oturduktan sonra öğretmen Temel’i kaldırır:
     “Araba kullanıyorsun ve hava çok sıcak oldu, ne yaparsın?”
     “Ceketimi çıkarırım.”
     “Daha sıcak oldu?”
     “Gömleğimi çıkarırım.”
     “Daha da sıcak oldu?”
     “Pantalonumu çıkarırım.”
     “Daha daha sıcak oldu?”
     “İç çamaşırlarımı çıkarırım.”
     “Çok daha sıcak oldu, ne yaparsın?”
     “Hocam, ne edeyum… Açmam o cami!”
Hiç Değişmemişsin
     Köyün hocası bir gün Temel’in yanına gelir;
     “Temel, sana öldükten sonra ne olacağını söyleyeyim mi?” der.
     Temel de merakla;
     “Söyle hocam,” der.
     Hoca başlar anlatmaya;
     “Sen öleceksin, biz seni gömeceğiz. Sonra etlerin çürüyecek ot olacak. Bizim inek gelip o otları yiyecek, sonra da sindirip bir kenara yediklerini sıçacak. Ben de gelip o boka bakıp, ‘Ula Temel, ne idin ne oldun’ diyeceğim.”
     Hiç bozuntuya vermeyen Temel;
     “Hoca, ben de sana öldükten sonra ne olacağını anlatayım mı?” der.
     Hoca,Anlat bakalım,” deyince, Temel anlatır:
     “Hoca, sen öleceksin, seni gömeceğiz, etlerin çürüyecek ot olacak, bizim inek de o otları yiyecek ve bir kenara sıçacak, sonra ben o boka bakıp, ‘Ula hoca, hiç değişmemişsin!’ diyeceğim.”
Akrobat
     Temel marangoz, ama ne marangoz… Mesleğinin zirvesinde!
     Günlerden bir gün, Trabzon’a dünyanın en büyük sirki geliyor. Çadır direğini dikmek için de usta bir marangoza ihtiyaç var. Arayıp soruşturuyorlar, en iyi usta olarak Temel’i tavsiye ediyorlar.
     Temel sirk’e gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya. Bu sırada sirkin patronu aşağıdan Temel’i seyrediyor. Derken Temel, birden havada iki perende, üç salto atarak yere iki ayağının üstüne düşüyor. Ellerini de bacaklarının yanlarına, aralarına vurarak sağlam bir şekilde ayağa kalkıyor. Bunu gören patron, içtiği puroyu yutuyor ve koşarak Temel’in yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında çok büyük paralar kazanacağını anlatıyor. Temel ise kesinlikle olmaz diyor. Patron gene aynı hareket için para teklif ediyor ve ardından 20 senelik ip cambazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor. Adam ısrar ediyor, Temel kabul etmiyor… Adam gene gene ısrar ediyor.
     Temel en sonunda, adamın kulağına eğilip, “Ula hemşerim, benim her sefer aynı hareketi yapmam için ille de direğin tepesinde iken aletin başına mı vurmam gerekiyor!” diyor.
Skorboard Tahtası
     Temel, evli bir arkadaşını ziyarete gider. Evin hanımı çok güzel bir içki masası hazırlamıştır. Hep birlikte yeyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz. İçkinin etkisiyle, ev sahibi sızar ve horlamaya başlar. Kadın, Temel’e yaklaşır ve kulağına fısıldar:
     “Haydi biraz sevişelim.”
     Temel sıkılarak;
     “Nasıl olur? Sen benim arkadaşımın eşisin. Hem sonra, ya aniden uyanırsa?”
     Kadın, üstündeki son giysiyi de çıkartırken, “Yer yerinden oynasa uyanmaz artık.” Der.
     Temel eğilir ve arkadaşının göğsünden bir kıl kopartır. Arkadaşının horultusunda hiçbir değişme olmaz. Bunun üzerine kadınla çılgınca sevişmeye başlar.
     Kadın, bir süre sonra içli bir sesle; “Haydi bir daha!” der.
     Temel, arkadaşının göğsünden bir kıl daha kopartır, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevişirler. Olay, sabaha kadar tam beş kez tekrarlanır. Güneşin ilk ışıkları odaya dolarken, Temel bir kıl daha koparınca, arkadaşı;
     “Bak dostum, bütün gece karımla seviştin. Ses çıkartmadım. Ama göğsümü skorboard tahtası olarak kullanmaya devam edersen, canına okurum ha!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir