Ve Altmışıncı Gece Olunca

V

     Sözünü sürdürmüş:

     “Şahit olun ki, bu andan başlayarak yeni satın aldığım bu genç esire, benim eşim olacaktır!” demiş. Bunun üzerine, dört kadı, özgürlük belgesini yazmakta acele etmişler; ondan sonra da evlilik sözleşmesini yazıp mühürlemişler. Emir Şarkân da cömertlik göstermeden yana, orada bulunan herkese, kıvancını kutlamak için büyük miktarda altın dağıtmaktan geri durmamış; ayrıca avuç dolusu gümüş dirhemler saçılarak hizmetkâr ve kölelerce toplanmış.
     Bunun üzerine Emir Şarkân tüm yardımcılarına yol vermiş ve salonda sadece dört kadı ile tacir kalmış; o da kadılara dönerek onlara “Şimdi, bu genç kızın sözgenliğinin ve bilgisinin bir kanıtını sunması ve bu yaşlı tacirin bu konuda anlattıklarının sınanması için bize söyleyeceklerini dinlemenizi istiyorum!” demiş. Kadılar da, “İşittik ve itaat ettik!” demişler.
     Bunun üzerine Emir Şarkân, salonun ortasına tavandan aşağıya büyük bir perde indirtmiş ve sıkılmasın ve yabancı erkeklere görünmeden keyfince oturup konuşsun diye genç kızı bunun öte yanına oturtmuş.
     Böylece araya perde konulunca, hizmet gören kadınlar gelip yeni hanımlarının çevresini sarmışlar; rahatça oturması için giysilerinin fazlasını üstünden alarak onu hafifletmişler ve onun üstün güzelliklerini görerek hayran olup şaşırmışlar; sevince kapılarak ellerini, ayaklarını öpmüşler. Ve kendi bakımlarından emirlerin ve vezirlerin eşleri de haber almakta gecikmeyerek saygılarını sunmak ve onun Emir Şarkân’ın ve Şam’ın büyük kadılarının önünde söyleyeceklerini dinlemek üzere Nüzhet’in yanına gelmekte gecikmemişler. Ve, onun yanında yer almadan önce, kocalarından izin almayı da savsaklamamışlar.
     Nüzhet, vezir ve emirlerin eşlerinin içeri girdiklerini görünce, onları karşılamak üzere ayağa kalkmış ve onları gönülden kucaklayarak öpmüş ve perdenin gerisinde yanına oturtmuş; onlara kibarca gülerek, iyi dilekleri ve saygı sunuşları dolayısıyla hoş sözler söylemiş ve öylesine nazik ve kibar davranmış ki, hepsi onun nezaketine, güzelliğine, tavırlarının inceliğine ve zekâsına hayran olmuş ve kendi aralarında, “Bunun bize azatlı bir köle olduğunu söylemişlerdi. Oysa, aslında, doğuştan bir ece, bir şah kızı!” diye konuşmuşlar ve ona da “Ey sultanımız, varlığınla kentimizi aydınlattın ve ülkemizi onurlandırdın! Bu ülke artık senin ülkendir ve bu saray senin sarayın! Bizler de senin sadık köleleriniz!” demişler. Bu sözlerinden ötürü, o da kendilerine en tatlı, en hoş edasıyla teşekkür etmiş.
     Ama tam o sırada Şarkân, perdenin öte yanından seslenerek ona, “Ey zamanımızın mücevheri, değerli genç kız! Biz hepimiz burada senin birkaç tatlı söz söylemeni bekliyoruz; sen ki hakkında tüm bilimlerde ve de dilimizin çok güç kuramları üzerinde geniş bilgi sahibi olduğun söyleniyor” demiş.
     Bunun üzerine genç Nüzhet, şekerden tatlı bir sesle perde ardından, “Dileğin benim için emirdir ve başım üzerine, gözüm üzerinedir! Senin dileğini yerine getirmek üzere yaşamın üç konusu üstüne hayranlık uyandıran deyişler söyleyeceğim!” diyerek yanıt vermiş…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz