Ama Altmış İkinci Gece Olunca

A

     Demiş ki: 

     Ben size sadece bazı belirgin noktaları anlatacağım.
     Bir gün Halife Muaviye’nin mabeyincilerinden biri yanına gelip hoş sohbet Topal Ebu-Bahr bin Kays’ın kendisiyle görüşmek üzere kapıda beklediğini söylemiş. Bunun üzerine Halife “Onu içeri al!” demiş. Topal Ebu-Bahr da içeri girmiş ve Halife Muaviye ona “Ey Ebu-Bahr, hele yanaş, biraz daha yanaş da söyleyeceklerini iyice anlayayım!” demiş. Sonra da ona, ”Ey Ebu-bahr, benim hakkımda ne düşünüyorsun?” diye sormuş.
     Topal; “Ben mi? Ama, ey Emir-ül Müminin, benim zanaatım, başları tıraş etmek, bıyıkları kırpmak, tırnakları kesip ayıklamak, koltuk altı kıllarını almak, kasıkları tıraş etmek, dişleri temizlemek ve hacet halinde diş etlerini kanatmaktır ve bütün bunları da cumadan başka gün yapmam, çünkü günahtır,” diye yanıt vermiş.
     Bunun üzerine Halife Muaviye ona, “Peki, kendi hakkındaki fikrin nedir?” diye sorunca Topal Ebu-Bahr ona, “Bir ayağımı ötekini izleyerek atarım ve gözlerimin güdümünde ağır ağır ilerlerim!” demiş. Bunun üzerine Halife, “Senden üstün kişiler hakkındaki görüşün nedir?” diye sorunca, “Meclislerine girince abartılı bir hareket yapmadan selam veririm; sonra da selamımı karşılamalarını beklerim,” diye yanıt vermiş.
     Bu kez halife, “Karın hakkındaki fikrin nedir?” diye sormuş. Bunu duyan Ebu-Bahr, “Beni buna cevap vermekten bağışla, ey Emir-ül-Müminin!” diye haykırmış. Halife de “Bana cevap vermeni rica ediyorum, ey Ebu-Bahr!” demiş. Bunun üzerine, “Karım, bütün kadınlar gibi, son kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu kemik de kötü nitelikli ve tamamen çarpıktır,” demiş. Halife; “Peki onunla yatmak isteyince ne yapıyorsun?” deyince; “Onu yumuşatmak için önce hoş sözler söylerim. Sonra da hemen her yanını tahrik etmek için, ateşli öpücüklerle öperim; sonra da anlayacağın duruma gelince, ey Emir-ül-Müminin, onu yüzüstü devirir ve dolduruş yaparım. Ve sedef damlası derinliğine gömülünce, ‘Hey Tanrım, bu tohumu kutsa, kötü biçim almasın, onu güzellikle biçimle!’ diye haykırırım. Bu iş bitince, kalkar, gusül abdesti almaya koşarım. Suyu iki avucuma alır ve bedenim üzerinden akıtırım. En sonunda Allah’a verdiği nimetlerden dolayı şükrederim!” diyerek yanıt vermiş.
     Bunu duyan Halife, “Gerçekten, hoş cevaplar verdin! Benden ne istiyorsan söyle, yerine getireyim!” diye haykırmış. Topal Ebu-Bahr da, “Sadece, herkese eşit biçimde adalet sağlamanı dilerim!” demiş ve çekip gitmiş. Halife Muaviye de, “Eğer bütün Irak’ta bir tek bilge bu olsa bile, yeter de artar!” demiş.
     Yine aynı şekilde, Halife Ömer İbn-ül Hattap’ın saltanatı sırasında hazinedar yaşlı Muaikip imiş…

     Anlatısının burasında Şehrazat sabahın belirdiğini görmüş ve yavaşça susmuş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz