Fakat Altmış Birinci Gece Olunca

F

     Söze başlamış: 

     Farisi Şah’ı Büyük Keyhüsrev, ordularından birinin yönetimini kendisine bıraktığı oğluna şu mektubu yazmış:
     “Oğlum, kendini merhametten sakın, senin kudretini zayıflatır; ama çok sert de davranma, çünkü askerlerin arasında başkaldırıyı mayalandırır!”
     Bu durumun benzeri bizim ülkemizde de görülmüştür. Bir Arap, Halife Ebu Cafer Abdullah El-Mansur’u bulmaya gelmiş ve ona, “Seni izlemesini istiyorsan, köpeğini aç bırak!” demiş. Bunu duyan Halife, Arap’a sinirlenmiş; Arap da ona, “Ama yoldan gelip geçen birinin köpeğine ekmek vermesini engellemeye de özen göster! Çünkü bu durumda köpeğin seni terk ederek kendisine ekmek vereni izler!” demiş. Bunu duyan El-Mansur, Arap’ın ne demek istediğini anlamış ve bundan yarar sağlamış; ve Arap’a bir ödül verdikten sonra yanından uzaklaştırmış.
     Yine anlatırlar ki, Halife Abd-ül-Malik bin Mervan, Mısır’daki ordusunun başında bulunan kardeşi Abd-ül Aziz bin Mervan’a yolladığı bir mektupta şunu yazmıştır:
     “Danışmanlarının ve katiplerinin söylediklerine kulak asmayabilirsin; çünkü onlar sana zaten bildiğin şeyleri anlatacaklardır; ama düşmanın sana ordunun gerçek kuvvetini öğretecek tek kaynak olacağından, onu savsaklama!”
     Söylenir ki, ünlü Halife Ömer İbn-ül Hattap, şu dört koşula olumlu olarak uymadıkça hiç kimseyi hizmetine almazmış; asla bir yük hayvanına binmeyeceksin, asla düşmandan ganimet almayacaksın, gösterişli giysiler giymeyeceksin ve ibadet saatinde asla gecikmeyeceksin! Ve de şu sözleri tekrarlamayı da severmiş: “Zekâya dayanmayan hiçbir servet yoktur; zekânın kültürle beslenmesi en iyi dayanak noktasıdır ve de bilimle eğitilmekten üstün galibiyet yoktur.”
     Yine Allah ondan razı olsun, aynı Ömer “Üç tür kadın vardır!” der: “Kocasıyla ilgilenmekten başka bir şey yapmayan ve iki gözünü onun üstünden ayırmayan iyi yürekli Müslüman; evlilikte çocuk sahibi olmaktan başka şey aramayan Müslüman ve âlemin boynuna gerdanlık olmaktan başka işe yaramayan orospu. Erkekler de aynı şekilde üç türlüdür: Düşünen ve düşündükten sonra eyleme geçen adam, düşünen ancak aydın kişilerin görüşlerini de alan ve de büyük bir çekinceyle düşüncesini eyleme geçiren daha bilge adam ve hiçbir düşüncesi olmayan ve hiçbir bilgeden görüş almayan beyinsiz adam.”
     Ve Yüce Ali bin Ebu-Talip, Allah ondan razı olsun!
     “Kadınların ihanetine karşı dikkatli olun! Ve asla onların görüşünü almayın! Ama hile ve ihanetlerini azdırmak istemiyorsanız, onları ezmeyin de! Çünkü ılımlılığın sınırlarını bilmeyen çılgınlığa doğru yol alır. Ve her durumda, adaletten ayrılmayın, özellikle kölelerinize karşı!” demiştir.
     Nüzhet, bu konudaki görüşlerini ileri sürmeye devam ederken, perdenin arkasından kadınların, “Maşallah! Bu sözdenlikle dolu genç kızın söylediği sözler kadar güzel sözler hiç duymamıştık; ama şimdi diğer iki konudaki görüşlerini de işitmek isterdik!” diye haykırdıklarını işitmiş.
     Bunun üzerine Nüzhet, büyük bir ustalıkla geçiş yaparak demiş ki:
     Bir başka gün, insanlığın öteki uç yolunda gösterilen gayretten söz edeceğim. Zira şimdi ikinci konu üzerinde söz etmenin zamanıdır. Bu ikinci konu, İYİ DAVRANIŞLAR VE ZEKÂNIN KÜLTÜRÜ üzerinedir.
     Bu konu, ey zamanın emiri, hepsinden daha geniştir; çünkü olgunlukların kapısıdır. Bu alanda ancak doğuştan Tanrı’nın kutsamasına sahip olanlar alabildiğine özgürce dolaşabilir. Ben size sadece bazı belirgin noktaları anlatacağım…

     Anlatısının burasında Şehrazat sabahın belirdiğini görmüş ve yavaşça susmuş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz