Ama Altmış Yedinci Gece Olunca

A

     Demiş ki:

     İşittim ki, ey bahtı güzel şahım, bu sözleri söyledikten sonra Nüzhet susmuş. Bunun üzerine dört kadı, “Ey zamanın emiri, gerçekten bu genç kız, yüzyılımızın ve bütün yüzyılların bir harikasıdır. Bize gelince, onunla kıyaslanabilecek birine hiç rastlamadık, ne de çağlar içinde herhangi bir çağda eşi bulunduğunun söylendiğini işittik” diye haykırmışlar. Ve bu sözleri söyledikten sonra, yavaşça ayağa kalkmışlar ve Emir Şarkân’ın önünde yeri öpüp yollarına gitmişler.
     Bunun üzerine Şarkân hizmetkârlarını çağırmış ve onlara, “Düğün hazırlıkları yapmanız ve şenlik için yiyecek ve içecek bulmanız gerekmekte!” demiş. Hizmetkârlar da onun emirlerini yerine getirmekte acele etmişler ve kendilerine emredilen her şeyi derhal hazırlamışlar. Şarkân da Nüzhet’in sözlerini dinlemek üzere saraya gelmiş bulunan emirlerin ve vezirlerin eşlerini düğün dolayısıyla alıkoymuş ve onları gelinin düğün alayında bulunmaya davet etmiş.
     Böylece ikindi olur olmaz şenlik başlamış; sofralar serilmiş ve duyguları doyuma ulaştırabilecek ve gözleri şenlendirebilecek her şey sunulmuş ve tüm konuklar doyuncaya kadar yeyip içmişler. Bunun üzerine Şarkân, Şam’ın en ünlü şarkıcılarını getirtmiş ve sarayın tüm çengi esirlerini çağırtmış ve düğün salonu mutlulukla çınlamış ve tüm göğüsleri sevinç doldurmuş ve tüm saray, gece gelince, binanın içinden dış kapılara kadar ve bahçenin tüm yolları sağlı sollu ışığa boğulmuş.
     Şarkân hamamdan çıkınca saygılarını sunmak ve mutluluk dileklerini bildirmek üzere emirler ve vezirler de gelmişler. Ve Şarkân yeni evlilerin kerevetine çıkınca, saraydaki kadınlar ağır ağır iki sıra halinde ansızın içeri girerek yeni gelin Nüzhet’in iki sağdıç kadının arasında yol almasını sağlamışlar; merasimden, yani yedi kat giysi donanmadan sonra, Nüzhet’i zifaf odasına sokmuşlar ve onu soyup bedenini zifafa hazırlamışlar. Ama bu lekesiz aynaya, doğal olarak mis kokulu bedene tuvalet yapmanın gereksizliğini de anlamışlar.
     Bunun üzerine sağdıç kadınlar, yengelerin düğün gecesi yeni gelinlere söylemeleri âdet olan şeyleri açıklamışlar; üzerinde sadece ince bir gömlek kalıncaya dek soyarak ona her türlü zevk ve mutluluğu dilemişler ve onu yatak üzerinde tek başına bırakmışlar.
     Bunun üzerine Şarkân zifaf odasına girmiş. Bu harika genç kızın kendi kız kardeşi Nüzhet olduğuna kuşku duymaktan çok uzaklarda imiş; kız da Şam Emiri Şarkân’ın kendi öz kardeşi Şarkân olduğundan aynı şekilde habersizmiş. Böylece Şarkân, o gece genç Nüzhet’e sahip olmuş ve duydukları zevk, ikisi bakımından da çok büyük olmuş ve aralarındaki işlem o denli başarılı olmuş ki, Nüzhet hemen o gece hamile kalmış ve bunu Şarkân’a açıklamakta kusur etmemiş. Bunu duyan Şarkân son derece sevinmiş ve sabah olunca, hekimlere bu hamilelik tarihini kaydetmelerini emretmiş ve ülkesinin emirlerinin, vezirlerinin tebriklerini kabul etmek üzere tahtına oturmuş.
     Bunlar olup bitince, sır katibini çağırarak, kendisinin söylediği şekilde, babası Ömer-ün-Neman’a, bir tacirden satın aldığı güzellikten ve bilim ve kültürden yana büyük bir nasibi olan genç bir kızla evlenmiş bulunduğunu; kendisinin meşru eşi olması için ilkin onu azat ettiğini ve ilk geceden hamile bıraktığını ve ilk fırsatta babası Ömer-ün-Neman’ın ve kardeşlerinin onu tanıması için karısını Bağdat’a göndereceğini yazdırmış. Sonra yazılan mektubu kapayıp mühürlemiş ve ayağına çevik bir tatar ağasına teslim ederek hemen Bağdat’a yollamış ve bu kimse yirmi gün sonra dönerek Ömer-ün-Neman’ın yanıtını getirmiş; ve mektupta… 

     Anlatısının burasında Şehrazat sabahın belirdiğini görerek yavaşça susmuş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz