İstihbarat Sohbetleri (30)

İ

GELİŞEN TEKNOLOJİ VE İSTİHBARAT/Echelon Sistemi:
     Dünyadaki bütün telefon, faks, telsiz, SMS ve elektronik posta iletişimini dinleyen dev bir kulak: ECHELON.
     Dünyanın gizli bir kulak tarafından dinlendiği aslında 1960 yılında ortaya çıkmıştı. Rusya’ya iltica eden iki NSA görevlisi Bernon Mitchell ve William Martin, 6 Eylül 1960’da Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında NSA’nın 2000 dinleme istasyonuyla, bunların kurulu olduğu ülkeler de dahil olmak üzere en az 40 ülkenin gizli haberleşmesini dinlediğini açıkladılar. Dünyanın her yanına dağılmış olan istasyonlardaki binlerce analistin, mesajlarını izlediği “mimli” kişiler arasında, Afrikalı gerilla liderlerinin yanı sıra, Vietnam Savaşı’na karşı çıkan aktris Jane Fonda ile bebek bakımı uzmanı Dr. Benjamin Spock da bulunuyordu. ABD’nin sürekli inkâr ettiği Echelon sisteminin varlığı resmî olarak ilk kez 23 Mayıs 1999’da Avustralya Canberra’daki Savunma Sinyalleri Müdürlüğü (DSD) Başkanı Martin Brady’nin yaptığı açıklamayla kabul edildi. Brady, ülkesinin 50 yıldır var olan ve gizlenen küresel bir elektronik izleme sisteminin parçası olduğunu kabul eden ilk kişiydi. Bu gelişme, üye ülkeleri, en çok da ABD ve İngiltere’yi rahatsız etti. Sisteme 5 ülke üye idi ve diğer üyeler, Yeni Zelanda ve Kanada idi. Ayrıca, çeşitli müttefik ülkelerde de Echelon’un üsleri bulunuyordu.
     Echelon sistemi, 5 devletin (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletişim sistemlerini denetlemek için kurdukları ortak projenin kod adıdır. Echelon projesinin temelleri 1947’deki UKUSA anlaşmasıyla atılmış ve 1971’de hayata geçmesinden günümüze dek kapsamını ve kullandığı teknolojileri sürekli genişletmiştir. Liderliğini ABD Millî Güvenlik Dairesi NSA’nın yaptığı Echelon’un bugün telefon görüşmeleri, e-mailler, internet bağlantıları, uydu haberleşmeleri gibi akla gelebilecek tüm modern iletişim sistemlerini büyük oranda denetlediğine inanılmaktadır.
     Echelon sisteminin bilgi ve veri toplamak için kullandığı muhtelif yollar vardır. Gelişmiş anten sistemleriyle uydu haberleşmelerini dinlemek (ki çeşitli raporlara göre bu antenler ABD, İtalya, İngiltere, Türkiye, Yeni Zelanda, Kanada, Avustralya, Pakistan, Kenya topraklarında ve muhtemelen diğer bazı ülkelerde de faaliyettedir), yeryüzündeki telefon hatlarını dinlemek, internet bağlantılarını dinlemek (internet ağının anahtar bağlantı-router noktalarında Echelon’un veri iletişimini filtreden geçiren sniffer sistemlerinin bulunduğuna inanılmaktadır), kıtalararası iletişim hatlarını dinlemek (ABD’nin okyanus tabanındaki telefon hatlarını kontrol altında tutabilmek için bu kablolara dinleme cihazları yerleştirdiği bilinmektedir, bu cihazlardan biri 1982’de kabloların bakımını yapan bir Fransız sualtı ekibi tarafından bulunmuştur) gibi çeşitli yöntemlerle, dünya üzerindeki iletişim sistemlerinden geçen veri paketleri Echelon tarafından düzenli olarak toplanmaktadır. Elde edilen bu veriler, Dictionary (sözlük) adı verilen bir filtreleme sisteminden geçirilir. Dictionary; dinlenen veriler içinde Echelon projesinin 5 ortak devletince belirlenen anahtar kelimeler, isimler, adresler gibi bilgileri tarayan bir bilgisayarlar ağıdır. Ayıklanan bu “tehlikeli” iletişim unsurları uzmanlarca incelenmek üzere takibe alınır.
     Avrupa Parlamentosu’nda Echelon’la ilgili olarak ilk defa 1988’de bir rapor yayınlandı. 1997’de Steve Wright tarafından hazırlanan Avrupa Parlamentosu raporu, Echelon hakkında daha detaylı bilgiler içeriyordu. Bu rapora göre ABD Avrupa’daki telefon, faks ve e-mail haberleşmelerinin %90’ını Echelon sistemiyle denetliyordu. Avrupa Parlamentosu’nu rahatsız eden nokta, bu sistemin potansiyel terör eylemleriyle ilgili bilgilerin ele geçirilmesinin yanında, çeşitli ülkelerle ilgili ekonomik istihbaratın da ele geçirilmesine olanak vermesiydi. Gerçekten de Soğuk Savaş dönemi sırasında geliştirilen ve askerî bilgileri filtreleyen çeşitli elektronik istihbarat sistemlerinin aksine Echelon, resmî daireler, şirketler, organizasyonlar ve bireyler gibi kaynakları dinlemektedir.
     Avrupa Parlamentosu bu kaygıların sonucu olarak kişisel mahremiyetin korunmasına yönelik bir araştırma komitesi görevlendirdi, İtalyan hükümeti, Echelon’un bilgi toplama yöntemlerinin İtalyan kanunlarına aykırılığının incelenmesi için bir komisyon kurdu. Danimarka Parlamentosu da benzer bir araştırma başlattı. Ve 1999’da ABD’deki elektronik mahremiyet örgütü EPIC, Echelon’un faaliyetleriyle ilgili olarak ABD hükümetini mahkemeye verdi.
     Echelon’un 1947 UKUSA anlaşmasında karara bağlanan temel görevi ulusal güvenliğin korunmasıydı. Projenin bugün de bu amaca hizmet ettiği biliniyor. Ama bunun yanında endüstriyel casusluk, (Amnesty International, Greenpeace gibi) sivil oluşumların denetlenmesi ve kişisel iletişimin kontrol altında tutulması gibi otoriter amaçlarla da kullanıldığı konusunda deliller vardır. Echelon türünün tek örneği değildir; Rusya, Fransa, İsrail gibi devletlerin de benzer sistemler kullandığı biliniyor ama Echelon benzerlerinin en gelişmişidir.
     Echelon’a tepki gösteren Avrupa Birliği el altından “kendi Echelon”u olan ENFOPOL adlı sistemi geliştirmektedir. Enfopol ortak para birimi ve AGSK (Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği) ile hız kazanan Avrupa’nın entegrasyonu sürecinde, casusluk örgütlerinin de “entegre” olması anlamına geliyor. Hazırlıkları kamuoyundan gizli bir şekilde yürütülen Enfopol hakkında kimi bilgiler basına ilk kez 1999 Ocak’ında yansıdı. Avrupa Birliği Adalet ve İç İlişkiler Komisyonu desteğiyle hazırlanan Enfopol telefon, internet, faks ve teleks gibi Avrupa çapındaki tüm görsel ve işitsel iletişimin izlenmesini sağlıyor. Amaç; “ulusal sınırları aşan, kesintisiz bir telekomünikasyon takip sistemi” oluşturmak.
     NSA’nın en yakından takip ettiği ülkelerden biri de Türkiye’dir. Hatırlanacağı üzere, 1972 yılının Ağustos ayında cereyan eden çok önemli bir olayda, İstanbul-Karamürsel dinleme istasyonunda “analizci” olarak çalışan NSA görevlisi Perry Fellwock, gizli bilgileri Ramparts isimli bir Amerikan dergisiyle paylaşmış, NSA’nın bütün Sovyet kodlarını kırabileceğini iddia etmiş ve bunu ispatlamaya çalışmıştı. Fellwock, Türkiye’deki dev çanak antenleri kullanarak Sovyet ordusunun yaptığı telsiz görüşmelerini ve hatta Sovyet Başbakanı Kosigin ile ölümünden kısa bir süre önce kozmonot Vladimir Kamorov arasında geçen dramatik konuşmayı da dinlemişti.
     Zaten bütün dünyadan gelen gizli bilgiler NSA’nın Fort Meade’deki merkezî bilgisayarı “Texta”da toplanmaktadır. Bu açıdan Türkiye’de Genelkurmay’ın veya başkaca hassas kurum ve kişilerin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini tartışmak bile yersizdir. Yine Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ABD’nin, Türkiye’deki birçok üssünü feshetmesine rağmen dinleme üslerine dokunmadığı, aksine daha da güçlendirdiği de unutulmaması gereken bir noktadır. ABD’nin, PKK örgütünün başı Abdullah Öcalan’ı örtülü bir operasyonla ele geçirip Türkiye’ye teslim etmesinde Echelon’un rol oynadığı iddia edilmiştir. Türk hükümetine yapılan bu ‘iyilik’ karşılığında ne alındığı ise halen net olarak bilinmemektedir.

(Gelecek yazı: ABD ve 11 Eylül)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz