Temel, Dursun ve Fadime’den Fıkralar (29)

T

DİLE BENDEN NE DİLERSEN
     Temel, Dursun’a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
     “Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve ‘Benden ne istersen alabilirsin,’ dedi. “Ben de arabasını aldım.”
     Dursun :
     “iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!”
FİRAR
     Ufak bir suçtan hapse düşen Temel’in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta, haftada bir doktora gitmektedir. Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir. Bir gün bacağı, sonra kolu, eli… Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir ve manalı bir gülüşle:
     “Uy hemşerim, sanmaki anlamayrum, bağa öyle geliyor ki galiba sen kısım kısım firar edeysun!”
PAÇA
     Adamın biri Karadeniz’i gezerken bakmış bir köyde bütün koyunlar üç bacaklı. Merak etmiş ve arabasından inip çobana sormuş niye koyunlar böyle, diye. Bunun üzerine çoban:
     “Canımız her paça istediğinde koca koyunu kesecek değildik herhalde!”
YASSI TAVUK
     Karadeniz’i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve sormuş:
     “Affedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim” diye. “Acaba bu tavuğun sahibi kim?”
     Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan köylüler:
     “Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz!”
MENDİL
     Temel ve İdris sahilde gezinirken Temel’in kafasına martı sıçmış. Temel:
     “Mendilin var mı?” diye sormuş.
     “Var da, ne yapacaksın mendili? Martı çoktan uzaklaştı.”
PRO
     Lazlar kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş:
     “Temel, ineklerinden pipo içen var mı?” diye sorar.
     “Yok!”
     “O zaman ahırın yanıyor!”
BOYACI LAZ
     Karadenizlinin birine karayollarını boyama işi vermişler. Adam başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
     “Hayırdır evladım, iyi çalışıyordun, niye yavaşladın böyle?”
     “Ben yine iyi çalışıyorum.”
     “İyi ama dün 50 metre, bugün de 10 metre boyamışsın?”
     “Haliyle… İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.”
TEMEL, KARISI, KARISININ ÂŞIĞI
     Temel, bir haftalığına gittiği memleketten, haber vermeden erken dönünce, karısını evde başka bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde taşıdığı tabancasına davranan Temel, yatakta yakaladığı adamı alnının ortasından vurur. Tabancayı tam kendi kafasına doğrultmuşken, karısı haykırarak üzerine atlar:
     “Dur Temelim, kıyma kendine!”
     Temel, sinirden titreyerek haykırır:
     “Sus kaltak, sıra sana da gelecek!”
ŞİŞLİK
     Temel tarlada çalışırken çişi gelmiş, çıkarmış oraya çişini yaparken birden başlamış bağırmaya:
     “Uyy… Yandum!..”
     Fadime koşmuş yanına:
      “Ula Temel ne oldi?”
      “Ari sokti çukumi da!”
     Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor, Temel’in çukuni eline alır evire çevire incelerken, Fadime de yandan onlara bakmaktadır. Fadime dayanamaz, doktorun kulağına eğilir ve der ki:
     “Toktor bey, acısını al ama şişluk kalsun!”
BİR KÖTÜLÜĞÜNÜ GÖRSEM TIKLAYACAM
     Temel evlenir, iki ay geçer ama tık yok, haber önce Hatice’nin annesine, oradan da tüm mahalleye ve tabii ki Dursun’un kulağına gelir. İlk karşılaşmada Dursun dayanamaz sorar:
     “Evlilik nasıl gidiyor Temel?”
     “İyi gidiyor.”
     “Nasıl böyle dersin, tık yokmuş daha?”
     “Henüz hiç bir kötülüğünü görmedim ki!”
DENEME ATLAYIŞI
     Temel ile Dursun askerde eğitimlerini paraşütçülük üzerine yapıyorlardı.
     Komutan;
     “Bu bir deneme atlayışıdır. Şimdi herkes sırayla atlayacak, sonra aşağıda buluşma yerine gidip diğerlerini bekleyecek. Eğer paraşüt açılmazsa fazla telaş yapmayın, ikinci paraşütü deneyin.” der ve herkes teker teker atlamaya başlar.
     Sıra kendine geldiğinde, Temel birinci paraşütü çeker açılmaz, o anda oradan geçen Dursun’a bağırır:
     “Ula Tursun, paraşüt açilmiy!”
     Dursun soğukkanlılıkla; “Yedeği çek!” der. Temel onu da dener, o da açılmaz. Temel, Dursun’a yine bağırır;
     “Ula yedeği de çektum oda açilmiy, galiba yere çakilip öleceğum Tursun!” der.
     Dursun Temel’e şöyle bir bakar ve der ki:
     “Ula Temel hiç korkma, haçen komitan, ‘Bu sadece deneme atlayişidur demedi mu?”
REZİL ÇIRAK
     Temel bir gün yolda yürürken Dursunla karşılaşmış. Dursun;
     “Ooo… Temel dükkân açık, çırak da dışarı çıkmış!” demiş.
     Temel’de cevap hazır:
     “Dün akşam o beni rezil etti, bu gün de ben onu rezil ediyorum!” demiş.
BEYİNCİK
     Adamın biri beynini değişmek ister. Bunun için bir beyin doktoruna gider. Doktor fiyat listesini gösterir. Listede şöyle yazmaktadır:
     1 adet Astronot beyni 25.000 USA dolar
     1 adet Profesör beyni 50.000 USA dolar
     1 adet Karadenizli beyni 1.000.000 USA dolar
     Adam listeye baktıktan sonra Karadenizli beyninin neden pahalı olduğunu merak eder ve doktora sorar. Doktor şöyle yanıt verir:
     “Bir astronot öldürüyoruz iki beyin çıkıyor, bir profesör öldürüyoruz 5 beyin çıkıyor, ancak 100 Karadenizli’den ancak bir beyin çıkıyor!”
SAHİPSİZ
     Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel’e sordu:
     “Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?”
     “Sahibi yok sanmiştum…”
     “Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?”
     “Mezarluğun önine parketmiştu da…”
DAVET
     Temel Fadime’ye demiş ki;
     “Fadime, bu akşam bize gel. Evde kimse olmayacak.”
     Fadime de akşam gelmiş kapıyı çalmış… Çalmış ama kimse açmamış!”
İSTER YER İSTER YEMEZ
     Bizim Temel, bir gün elinde bir çantayla havaalanına geliyor. Havaalanındaki güvenlik alanından geçerken tarama yapan alet alarm veriyor. Bunun üzerine güvenlik görevlisi Temel’e soruyor:
     “Çantanızda ne var?”
     Temel; “Kuş yemi var,” diye cevap veriyor.
     Görevli; “O zaman bir daha geçin bakalım,” diyor.
     Temel tekrar geçiyor ama alet yine ötüyor. Bunun üzerine görevli, Temel’e çantasını açmasını söylüyor. Temel çantayı açınca, görevli çantada mücevher, altın, saat gibi değerli şeylerin olduğunu görüyor ve Temel’e soruyor:
     “Hani kuş yemi vardı çantada?”
     Temel cevap veriyor:
     “Valla ben bunları götürüp kuşun önüne koyacağım. O ister yer, ister yemez bilemem!”
OTELCİ
     Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış.
     Temel’e ne istediğini sormuş:
     “Bana bir fahişe bulup gönderin!”
     Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş:
     “Demin gelen müşteri, kadın istiyor…”
     Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş:
     “Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git ve o müşteriye ağzının payını ver!”
     Otelin sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış:
     “Adama ne söyleyeceğim karıcığım? Bir terbiyesizlik eder, başım derde girer…”
     Kadın çok sinirlendiğinden olacak;
     “Sen gitmezsen, ben gider söylerim!” demiş.
     Ve bir hışımla merdivenleri çıkıp Temel’in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda onu bekliyormuş. Yukarıdan gürültüler gelmeye başlamış.
     On beş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış… Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış:
     “Ne biçim kadın göndermişsin! İstemem diye bir tutturdu; halledene kadar anam ağladı!”
SAYI
     Temel bir konferansta konuşma yapıyormuş:
     “İnsanlar üçe ayrılır: Sayı saymayı bilenler ve bilmeyenler…”
SÜRPRİZ
     Temel ile Dursun bir gün sinemaya giderler. Filmde bir at yarışı sahnesi vardır ve Temel Dursun’a sorar:
     “İddaya var misun? Ben diyrum 1. at kazanur!”
     Dursun; “Oldi… Ben da 2. ata oynayrum!”
     İddiayı Temel kazanır ve Temel Dursun’un 5 milyonunu alır. Ancak ertesi gün Temel Dursun’u arar;
     “Dünkü film… Ben oni daha önceden seyretmiştum, vicdanum rahat etmedi, onun içun aradum,” der.
     Dursun; “Ben da seyrettum!”
     Temel; “O zaman niye 2. ata oynadun?”
     Dursun; “Süpriz oynadum uşağum!”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz