Ama Altmış Sekizinci Gece Olunca
Ama Altmış Sekizinci Gece Olunca

Ama Altmış Sekizinci Gece Olunca

     Demiş ki: 

     Şah Ömer-ün-Neman’ın, Tanrı’ya yakarma faslından sonra, bu mektupla verdiği yanıt şöyleymiş:
     Bu mektup üzgün, kederli, acı ve ıstıraplarla beli bükülmüş, gönül hazinesini ve çocuklarını yitirmiş, bahtsız Şah Ömer-ün-Neman’dan oğlu sevgili Şarkân’a yollanmıştır.
     Ey çocuğum, dertlerime aşina ol ve bil ki, senin Şam’a gidişinden sonra, saray ruhumu öylesine sıktı ki, artık başka türlü kederimi yatıştıramadığımdan, soluk bile almak ve biraz derdimi dağıtmak için ava çıktım. Ve av yerlerinde bir ay kadar eğlendim; bu sürenin sonunda sarayıma döndüm ve kardeşin Dav-ül-Mekân ile kız kardeşin Ntizhet’in Kutsal Mekke’ye yol alan hacılar ile birlikte Hicaz’a gitmiş olduklarını öğrendim. Böylece kaçmak için benim burada bulunmayışımdan yararlanmışlar; çünkü daha henüz genç olduğundan Dav-ül-Mekân’ın bu yıl hac farizasını eda etmesine izin vermemiştim; ama bir yıl sonra birlikte gitmek için söz vermiştim. Ama o bir türlü sabretmek istemedi ve kız kardeşi ile birlikte, yol masraflarını ancak karşılayacak bir miktar para sağlayarak dediğim şekilde kaçtı ve o tarihten bu yana onlardan haber alamadım. Çünkü hacılar kardeşlerin yanlarında olmaksızın geri döndüler ve hiçbiri bana olup bitenleri söyleyemedi. Şimdi onların yasını tutmak için karalara büründüm ve gözyaşlarımda ve dertlerimde boğuldum.
     Ben de sana ve seninle oturanlara barış dileklerimi yollarım.
     Böylece Şarkân, bu mektubu aldıktan birkaç ay sonra, hamileliğinden dolayı gönlünü bulandırmamak için açıklayamadığı babasının bahtsızlığını karısına anlatmaya karar vermiş. Ama o sırada bir kız çocuğu doğurmuş olan karısının yanına girip ilkin kızcağızı kucaklamış. Karısı da ona, “Kızımız bugün yedi günlük oldu; âdet üzere, senin ona bu yedinci günde bir isim vermen gerek!” demiş.
     Bunun üzerine Şarkân bebeği kollarına almış ve ona bakarken boynunda bahtsız Kayseriyye Ecesi Abriza’nın harika mücevherlerinden birinin ince bir altın kolyeyle bağlı olarak asılı bulunduğunu görmüş.
     Bunu gören Şarkân, büyük bir heyecana kapılmış ve “Ey köle, bu mücevheri nereden buldun sen?” diye haykırmış. Nüzhet bu köle sözünü duyunca duyduğu hakaretten boğulur gibi olmuş ve “Ben senin karın ve bu sarayda oturanların hanımıyım! Sen nasıl olur da senin ecen olduğum halde, bana köle dersin? Sırrımın artık saklanacak yanı kalmadı. Evet, ben bir eceyim, bir Şah kızıyım! Ben Şah Ömer-ün-Neman’ın kızı Nüzhet-üz-Zaman’ım!” diye haykırmış. Şarkân bu sözleri duyunca…

     Anlatısının burasında Şehrazat gün doğmakta olduğunu görmüş ve yavaşça susmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir