Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (23)
Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (23)

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (23)

011. The Conservationist/Korumacı
        Nadine Gordimer (Güney Afrika, 1974)
       Nadine Gordimer’in Korumacı adlı kitabı, 1974 yılında, İngilizlerin prestij ödülü olan Man Booker Ödülü’nü kazanmış ve bu ödül onu, 1991 yılında, zaten uluslararası öneme sahip bir romancı olan yazarını Nobel Edebiyat Ödülü’ne götürmüştür.
       Güney Afrika Birliği, Gordimer’in yaşadığı ve Korumacı romanını yazdığı ülkedir. On dokuzuncu yüzyılda İngilizler tarafından sömürgeleştirilmiş, İngiliz Parlamentosu ülkedeki kabile toprakları üzerinde tek otorite kabul edilmiş ve ancak 1910 yılında devlet statüsüne geçmiştir. Çoğunlukta olmalarına rağmen ülkedeki siyah Afrikalıların oy verme ve ofis kiralama hakları yoktu; fakirdiler ve kendilerine ayrılmış sınırlı yaşam alanları vardı. Godimer’in romanını yazmasından önce, onlarca yıl siyah işçiler, ülkenin zengin madenlerinde ve bol kazançlı fabrikalarında büyük fiziksel emek harcayarak ama küçük ücretler alarak çalıştılar. Afrika Ulusal Kongresi, 1912 yılında güçlü kişilerin liderliğinde kuruldu ve ülkedeki beyazların rolü ve ırk ayrımcılığı konusunda kendi politikalarını oluşturmasının ardından, büyük bir organizasyon olarak şiddet içermeyen direniş eylemlerine yöneldi. Bu organizasyonu, reform yanlısı siyah ve beyazların oluşturduğu diğer direniş örgütleri izledi. Sonraki gelişmeler, reformların gerçekleştirilmesi mücadelesinde, çoğunluk kuralının uygulanmasının sadece bir zaman meselesi olduğunu ortaya koydu.
       Gordimer’in romanının ana karakteri Mehring, siyah işçilerin sırtından servetini yapan, Güney Afrika’daki çiftliğinde, pastoral bir ortamda boş vakitlerini harcayan, aynı zamanda sanayici ve uluslararası girişimci bir beyazdır; ironik bir değerlendirmeyle kendini “korumacı” olarak tanımlar. Onun iç monologları, Afrika kültürünün geçerliliği ile Güney Afrika’nın kendini yeniden eski gücüne, ırksal ve kültürel üstünlüğüne kavuşturması üzerinedir. Ona göre “apartheid” dönemi bir körlük dönemidir. Siyasi rüzgârlar ülke genelinde değişiyor olsa da, henüz somut bir kanıt yoktur. Mehring’in işçileri, onun yokluğunda çiftliği devralmak ister. Afrika’da, siyah Afrikalıların sembolü olan ve acil durumlarda ortaya çıkan bir ruh, şiddetli yağmur altında mezarından yükselir. O, tekrar gömülmek zorunda olan siyahi bir adamın vücudunda temsil edilmektedir.
       Feminizm romanın asıl konusudur; sömürgeci güçlerle cinsel iktidar arasındaki ve baskı altında tutulan beyaz kadınlarla istismar edilen, ezilen siyah işçiler arasındaki benzerlikler gösterilmiştir.
       Genelde Güney Afrika’nın toplumsal yaşamında gizli yatan bir sembol, mezarından yükselen bir ceset gibi “Korumacı”nın ağzında yeni bir ses olmuştur. Mehring’in monoloğu sayesinde, Güney Afrika’da sadece ırk üstünlüğü uygulamasını ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda tatmin edici bir değişikliğin gerçekleştirilmesi, beyazların yaptığı yetersiz liberal reformların yeterli hale getirilmesi önerilmektedir. Gordimer’in romanında, zorlanan siyasetin tersine, güç paylaşımında, gücün beyazlardan çok, çoğunluğu oluşturan siyahlara kaymasının vurgulandığını söylemek mümkündür.
       Roman aynı zamanda, içeriğinde verilen mesajlar değerlendirildiğinde, siyah Afrika kültürünü birleştirmek için Afrikalı bir beyaz tarafından yazılan ilk roman olma özelliğini taşımaktadır. Özellikle, ruhlar tarafından yapay olarak yağdırılan yağmurun Zulu kabilesi mitleri içinde yer alıyor olması, romanın sembolik anlamı için temel teşkil etmiştir
       Romanın içeriğinde sakladığı gizli gerçeklerden biri de, kendileri için sadece huzurlu, konforlu bir yaşantı özlemi duyan, siyasi olmayan, çok iyi niyetli Güney Afrikalı beyazlar için de bir inanç kaynağı olmasıdır.
       Birçok Güney Afrikalı beyaz radikalin aksine Gordimer, Korumacı ve onu izleyen diğer çalışmalarının bir sonucu olarak, ülkesinde kalmak konusunda kararlılığını sürdürdü, ancak bunun bir bedeli olacağını da biliyordu. Hükümet sansür konusundaki tutumunu değiştirmeden önce, bu kitap Güney Afrika’da yasaklandı; elbette ki bu bir ilk değildi. Uluslararası toplum tarafından Nobel Ödülü’ne layık görülse de, ülkedeki beyaz egemenliğine set vuran özellikle Gordimer’in bu çalışmaları oldu. O tutuklanmamasına rağmen, 1960’larda sürekli polis gözetimi altındaydı.
       Ek Kaynaklar:
       – Stephen Clingman, The Novels of Nadine Gordimer: History from the Inside
         (Amherst: University of Massachusetts Press, 1992)
       – Judie Newman, Nadine Gordimer
         (London: Routledge, 1988)
       – Robert Ross, A Concise History of South Africa
         (Cambridge: Cambridge University Press, 1999) 

(Yazanlar: Claudia Durst Johnson & Vernon Johnson-Çeviren: D.Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir