İstihbarat Sohbetleri (33)
İstihbarat Sohbetleri (33)

İstihbarat Sohbetleri (33)

Uzaktan Kumanda Mucizesi: JPALS
     Amerika’nın kalbine yönelik 11 Eylül saldırılarından sonra herkes bu saldırının nasıl ‘başarıldığı’nı tartıştı. Havalimanlarındaki güvenlik tedbirleri arttırıldı, tipinden şüphelenilen herkes, -Başkanın koruması bile olsa- karga tulumba uçaklardan indirilmeye başlandı. Ancak havacılık dünyasındaki yaygın kanı uçakların kaçırılma sonrası kulelere çarptırılmadığı yönünde. Bu yöndeki bilgiler tartışılırken FBI tarafından yapılan ve son derece gizli tutulan bir gözaltına alma eylemi bu şüpheleri destekler nitelikteydi. FBI, Amerikan silah sanayi devlerinden olan Raytheon firmasının 10 proje elemanını sorguya alıp ‘JPALS’ın başkalarının eline geçip geçmediğini araştırdı. Peki neydi JPALS ve Raytheon Başkanı Daniel Burnham ile JPALS proje sorumlusu Bruce Solomon’a sıkıntılı günler yaşatan olaylar dizisi?
     Giderek yoğunlaşan hava trafiğini kontrol etmek ve ‘istenmeyen durumlarda’ uçakların tehlike kaynağı olmasını önlemek amacı ile başlatılan bir projeydi JPALS. Projeyi yüklenen ise Amerikan silah sanayinin en büyük firması olan Raytheon’dı. Yaklaşık 20 firması ile hava ve deniz elektronik iletişim alanında faaliyet gösteren, hava savunma ve savaş sistemlerinden hava trafik kontrol sistemlerine kadar her alana yayılan Raytheon, 1984 yılından bu yana GPS teknolojisini kullanarak sivil uçakların yerden kontrolü projesini yürütüyordu. Derken Raytheon konuyla ilgili ilk basın açıklamasını yaptı ve kontrol dışına çıkan uçaklara JPALS ile yerden müdahale edilebileceğini açıkladı.
     İşte ne olduysa bundan sonra oldu. 11 Eylül saldırılarından sonra harekete geçen Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, JPALS projesinin başkalarının eline geçmiş olabileceğini soruşturuyor. Çünkü proje henüz deneme aşamasında olsa bile yerden yapılan müdahalelerle ister sivil, ister askerî olsun kontrol alanına giren tüm uçakların uçuş sistem kodları -pilot vermese bile- çözülüyor ve uçaklar ele geçirilebiliyor. Böylece ister hava korsanları tarafından kaçırılsın ister hava muhalefeti ile olsun tehlike arz eden uçaklar güvenli bir yere indirilebiliyor. Gerek FBI gerekse de Pentagon şimdi bu projenin bilgilerinin kimin eline geçtiğini bulmaya çalışıyor. Çünkü kamuoyuna tamamen barışçıl amaçlarla geliştirildiği açıklanan bu proje istenildiği zaman uçakları bir silaha dönüştürebiliyor.
     ABD’nin deneme çalışmalarını yürüttüğü “e-bomba”, yani elektro mekanik bomba, aklın sınırlarını bile zorlayacak kadar büyük felaketlere yol açabilecek. Her şey bir göz kırpması kadar kısa bir zaman içinde olup bitecek. Evinin içinde kendi halinde oturan biri önce uzaktan keskin bir çatırtı duyacak. Muhtemelen bu sesi bir şimşek veya yıldırım sanacak. Ama o bunları düşünene kadar, uygar dünya en az 200 yıl önceye, elektriğin henüz keşfedilmediği yarı karanlık dönemlere geri dönecek. Flüoresan ışıklarıyla televizyon ekranları, düğmeleri kapatıldığı halde korkunç bir şekilde parlamaya başlayacak. Elektrik ve telefon kabloları o kadar ısınacak ki, plastik kaplar eriyecek, ozon tabakasını yanmış plastik kokusu dolduracak. El bilgisayarlarıyla MP3 player’ların pilleri aşırı yüklenecek ve bu aletler elle tutulmayacak kadar ısınacak. Bilgisayarlar kül olacak, içlerinde sağlam en küçük bir bilgi kırıntısı bile kalmayacak. Radyolar, telefonlar, telsizler ve hatta dizel motorlu birkaçı dışında akla gelebilecek bütün makineler bir daha çalışmamak üzere susacak. Bu sırada insanların tırnağına bile bir şey olmayacak ama insanlık kendini göz açıp kapayıncaya kadar 200 yıl geride bulacak. Avustralyalı yüksek teknolojili savaş uzmanı Carlo Kopp’a göre, bu korkunç silahı 1940’ların teknolojisiyle bile yapmak ve üstelik sadece 400 dolara mal etmek mümkün. O yüzden, siber terörizmin konuşulduğu bir dünyada teröristlerin bu silaha ne kadar yakın olduklarını görmek de çok kolay. Yani sadece 400 dolara mal olan bir elektromanyetik bomba, bir göz kırpması süresinde, uygarlığı tam 200 yıl geriye götürebilecek.
     ABD’nin bu sahada HAARP kısaltmasıyla bir sistem daha geliştirdiği, bu sistem sayesinde çok güçlü elektromanyetik dalgaları dünyanın herhangi bir yerine odaklayarak gönderebileceği ve bu sayede depremleri dahi tetikleyebileceği söylenmektedir. Dikkat edilirse Afganistan Savaşı’nın başladığı günlerde bu ülkede art arda depremler yaşanmıştı. Hatta bazı kişilerce Gölcük depreminin böyle bir deneme sebebiyle meydana geldiği iddia edilmişti. 

(Gelecek yazı: Zihin Kontrol Operasyonları)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir