Ama Sekseninci Gece Gelince
Ama Sekseninci Gece Gelince

Ama Sekseninci Gece Gelince

     Söze başlamış:

     Vezir Dendan sözünü sürdürmüş: “Bunun üzerine, parlak bakışları, alaycı bir çenesi olan ikinci genç kız ileri çıkıp rahmetli baban Şah Ömer-ün-Neman’ın önünde yedi kez toprağı öptü ve dedi ki:
     “Bil ki, ey bahtı güzel şah, Lokman Bilge oğluna, “Ey oğlum, ancak üç koşul içinde değerlendirilebilir üç şey vardır: Bir insanın gerçekten iyi olduğu ancak hiddetlendiği zaman; bir adamın yiğitliği savaş sırasında ve bir adamın dostluğu muhtaç olunduğu zaman anlaşılır!” demiş. Bir zorba ya da baskıcı hükümdar, Hesap Günü, saraylılarının övmelerine karşın, gösterdiği haksızlıklardan dolayı işkence görüp adaletsizliğinin cezasını çeker; baskıya uğrayansa, gördüğü haksızlığa karşın, her türlü işkenceden kurtulur. Ve de insanları söyledikleriyle değerlendirmeyin, yaptıklarıyla değerlendirin! Ve zaten eylemler, bunları esinleyen niyetlere göre değer kazanır ve her bir kişi, eylemlerine göre değil, niyetlerine göre hüküm giyer. Yine bilin ki, ey Şah, bizde en çok hayranlık uyandıran şey, yüreğimizdir. Bir gün bir bilgeye, “İnsanların en kötüsü kimdir?” diye sorulunca; “Yüreğini kötü arzuların bürümesine izin veren kişidir! Çünkü tüm yiğitliğini kaybeder!” yanıtını vermiş. Ve şairin çok haklı olarak dediği gibi:
     Tek zenginlik göğüslerde gizlidir. Ama yol bulup ona ulaşmak ne kadar güçtür!
     Ve barış ve dua üzerine olası Peygamberimiz, “Gerçek bilge, ölümcül şeylere ölümsüz olanları yeğleyendir!” demiştir.
     Çilekeş Sabit’in çok ağlamaktan gözlerinin hastalandığı anlatılır; dolayısıyla bir hekim çağrılmış, o da kendisine “Bana bir şey vaat etmedikçe seni iyileştiremem!” demiş; “Nedir o?” diye sorunca, hekim, “Ağlamayı bırakmak!” diye yanıt vermiş. Ama çilekeş “Ağlamayacaksam gözlerim neye yarar?” diye cevap vermiş.
     Fakat ey Şah, yine de bilin ki, en güzel eylem, çıkar gütmeyenin eylemidir. Anlatırlar ki, İsrail ülkesinde iki kardeş varmış. Bir gün bunlardan biri ötekine, “Yaşam boyunca yapmış olduğun en korkunç eylem nedir?” diye sormuş; öteki de, “Şudur: Bir gün bir kümesin önünden geçiyordum; kolumu uzatıp bir tavuk yakaladım; onu boğduktan sonra yeniden kümese fırlattım; işte benim yaşamımdaki en korkunç şey budur!” yanıtını vermiş ve “Peki kardeşim, sen, en korkunç eylem olarak ne yaptın?” diye sorunca, kardeşi de, “İbadetimi Allah’tan bir lütuf elde etmiş olmak için yapmış olmamdır. Çünkü ibadet, ruhun göklere katıksız bir yükselişi şeklinde olursa güzeldir!” diye yanıt vermiş. Ve zaten…

     Anlatısının burasında Şehrazat sabahın belirdiğini görerek yavaşça susmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir