Cırttan
Cırttan

Cırttan

     Bir varmış, bir yokmuş…
     Bir köyde yaşayan üç kız, süpürge toplamak için buluşup ormana gitmişler. Giderken yanlarına Cırttan’ı da almak istemişler. Annesinden izin istemişler. Annesi o sırada kavurga kavuruyormuş. Kızlara birer avuç kavurga vermiş, ama Cırttan’a beş avuç vermiş.
     Bunlar yola çıkmışlar. Hem kavurgalarını yiyor, hem de konuşuyorlarmış. Süpürge otu toplayacakları yere gelinceye kadar kızların kavurgası bitmiş. Süpürge otu toplamaya başlamışlar. Cırttan’ın kavurgası çok olduğundan o daha yiyormuş. Kızlar süpürge otu toplarken Cırttan hiç oralı olmuyormuş.* Onlar da;
– Neye boş duruyorsun, gel sen de toplasana, demişler. Cırttan onlara;
– Annem size bir avuç kavurga verdi ya! Onun için siz toplayacaksınız, demiş.
     Kızlar onun yerine de toplamışlar.
– Hadi, vakit geçti, seninkileri al da yola çıkalım, demişler. Cırttan;
– Ben götürmem. Niye annem size birer avuç kavurga verdi! İşte onun için siz götüreceksiniz, demiş.
     Kızlar yine çaresiz kalmışlar, onun yükünü de bölüşmüşler. Cırttan’a;
– Haydi gidelim, demişler. Cırttan;
– Beni sırtınıza almazsanız gitmem, demiş. Kızlar;
– Niye alalım, demişler.
     Cırttan, hem kavurga yiyor, hem de hâlâ;
– Annem size birer avuç kavurga verdi ya… Beni siz götüreceksiniz, diyormuş.
     Kızlar, çaresiz Cırttan’ı sırtlarına almışlar, yola çıkmışlar. Bu sırada hava kararmış, akşam olmuş. Kızlar evin yolunu kaybetmişler. Dolaşıp dolaşıp aynı yere geliyorlarmış. Artık hava iyice kararmış, her yer zifiri karanlık olmuş. Korkmaya başlamışlar. O sırada uzakta duman tüten bir yer görmüşler. Bir taraftan da köpek ulumaları geliyormuş. Cırttan demiş ki;
– İt ürüyen yere mi gidelim, tütsü tüten yere mi? Kızlar da demişler ki;
– Biz it ürüyen yerde ne yapalım? Tütsü tüten yere gidelim.
     Oraya gitmişler. Evin kapısını çalmışlar. İçeriden bir ses;
– Kim o, demiş. Kızlar;
– Biziz teyze, gece dağda kaybolduk, evimizin yolunu şaşırdık. Sabaha kadar burada kalabilir miyiz, demişler.
     Kadın sevinerek kabul etmiş. Çünkü bu bir dev karısıymış.
     Kızlar çok yorgun düşmüşler. Kadın bunların karnını doyurmuş, yataklarını hazırlamış, yatmış uyumuşlar. Cırttan ise uyumamış. Kadın bunların uyumalarını beklemiş. Kızların uyuduğuna kanaat getirince kızlara;
– Kim yatmış kim uyanık diye sormuş. Cırttan hemen;
– Hepsi yatmış Cırttan uyanık, demiş. Dev karısı;
– Cırttan ne için uyanık, demiş. O da:
– Annesi her gün kavurga kavurur, yatarken yedirir, öyle yatardı, demiş.
     Bunun üzerine dev gidip hemen kavurga kavurmuş, Cırttan’a getirmiş. Cırttan, yediğini yemiş, yemediğini çıkınına koymuş.
     Biraz sonra dev karısı yine gelmiş:
– Kim yatmış kim uyanık? diye sormuş.
     Dev karısının niyetini anlayan Cırttan, daha uyumamış.
– Hepsi yatmış Cırttan uyanık, demiş. Dev karısı;
– Cırttan ne için uyanık, demiş.
     O da:                                            –
– Her akşam yatarken annem bana helva pişirir, yerim, öyle yatarım, demiş.
     Bunu duyan dev karısı, hemen mutfağa gitmiş, helva yapmış, getirmiş. Cırttan, bunun da birazını yemiş, gerisini çıkınına koymuş.
     Dev karısı, bir süre sonra yine gelmiş;
– Kim yatmış kim uyanık? diye sormuş. Cırttan hâlâ uyanıkmış.
– Hepsi yatmış Cırttan uyanık, demiş. Dev karısı;
– Cırttan ne için uyanık, demiş. O da:
–  Ben yatarken annem bana hıngel/yalancı mantı yapar, yer öyle yatardım, demiş.
     Dev karası yine gitmiş hamur açmış tek tek etleri koymuş, bunları pişirmiş, Cırttan’ın önüne getirmiş, Cırttan yemeğini yemiş. Derken sabah olmuş. Gün ağarınca dev karısı yine gelmiş:
– Kim yatmış kim uyanık? Cırttan;
– Hepsi yatmış Cırttan uyanık, demiş. Dev karısı;
– Cırttan ne için uyanık, demiş. O da;
– Annem, yemek yedikten sonra dereden kalburla su getirip içirip yatırırdı. Onun için uyuyamadım, demiş.
     Dev karısı kalburu almış, dereye gitmiş. Kalbura suyu doldurdukça su geri boşalıyormuş. Doldurdukça boşalmış, doldurdukça boşalmış… Dev karısı onunla uğraşırken Cırttan, arkadaşlarını uyandırmış:
– Bu dev karısı bizi yiyecek, çabuk buradan kaçalım, demiş.
     Evden kaçmışlar, yola düşmüşler. Gündüz gözüyle evlerine varmışlar. Cırttan, eve gelince çıkınını açmış. Çıkınındakileri çıkarmış. Annesi getirdiklerini görünce;
– Bunları nereden aldın? Gidip bir daha getir, demiş.
     Bunun üzerine Cırttan, dev karısının evine gelmiş. Kapıyı dövmüş, dev karısı çıkmış. Cırttan’a;
– Vay, sen misin Cırttan? Neredesiniz, ben de sizi aradım, demiş.
     Hemen Cırttan’ı tutmasıyla çuvala koyması bir olmuş. Dışarıya çıkmış ki, bir taş alıp Cırttan’ı öldüre…
     Cırttan, bu sırada cebinden bıçağını çıkarıp çuvalı kesmiş, dışarı çıkmış. Oradaki keçiyi çuvala koymuş. Hem genç, hem çevik olduğu için sıçramış, tavana çıkmış. Bu sırada dev karısı elinde taşla içeri girmiş. Taşı kaldırıp çuvala vurdukça vurmuş. Çuvalın içindeki keçi “Meee!” diye bağırırmış. Dev karısı Cırttan zannederek;
– “Meee!”lesen de, bağırsan da elimden kurtulamazsın, demiş.
     Vura vura keçiyi öldürmüş. İşte o sırada Cırttan, damın üstünden aşağıya toprak dökmüş. Dev bir de yukarıya bakmış ki Cırttan orada.
– Sen ölmedin mi, demiş.
– Yok ölmedim demiş Cırttan.
     Dev karısı tavana bakmış ki, Cırttan orada. Keçiyi boşuna öldürmüş. Kızsa ne, belli etmemiş.
– Peki oraya nasıl çıktın, demiş Cırttan’a. Cırttan da;
– Küpü küpün üstüne koydum da çıktım, demiş.
     Dev karısı küpü küpün üstüne koymuş. Üzerine basınca, koca dev karısına küp dayanır mı? Hepsi un ufak olmuş.
     Cırttan oradan kaçmış. Dev, keçinin öldüğüne mi yansın, küplerinin kırıldığına mı yansın! Bunun ardına düşmüş. Önüne bir ırmak gelmiş, bakmış ki, Cırttan karşı kıyıda.
– Oraya nasıl geçtin, demiş Cırttan’a. O da;
– Değirmen taşını boynuma taktım geçtim, demiş.
     Dev, bir değirmen taşı bulmuş boynuna geçirmiş, suya girince de boğulup gitmiş.
     Cırttan da tekrar devin evine gelmiş, ne kadar eşyası varsa alıp annesine getirmiş. Yiyip içip muratlarına geçmişler.

(Derleyen: Sevgi ŞEN)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir