İstihbarat Sohbetleri (37)
İstihbarat Sohbetleri (37)

İstihbarat Sohbetleri (37)

HAARP’ın Amaçları
     HAARP’ın amaçlarını ikiye ayırmak durumundayız; birincisi ABD hükümeti tarafından yapılan resmî açıklamalar, diğeri ise bağımsız kaynakların, radyo amatörlerinin ve araştırmacıların yaptıkları yayınlar.
     HAARP’ın resmî kaynaklardaki amaçlan şöyle sıralanıyor: Atmosferdeki termonükleer araçları kontrol edecek elektromanyetik vuruşları gerçekleştirmek. Denizaltılar ile haberleşmeyi kolaylaştırmak. Radar sistemlerini geliştirmek. Çok geniş bir alanda ABD ordusunun haberleşmesini sağlamak. Cray ve E Mass süper bilgisayarlarının yardımı ile yeraltının tomografik haritasını çıkarabilmek. Petrol, doğal gaz ve mineral yataklarını tespit etmek. Cruise füzesine benzer alçak irtifadan uçan füze ve hava araçlarını havada imha etmek.
     Fakat bunlar işin görünen yanı, buz dağının altında çok daha vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz. Söz konusu tablo, projenin karşısında olanlar tarafından dile getirilmektedir. Özellikle de 230 sayfalık “Angels Don’t Play This HAARP/Melekler HAARP ile Oynamaz” adlı kitap bu görüşleri dile getiren en önemli kaynaktır. Fakat ABD hükümeti bu muhalif görüşleri tam anlamıyla yalanlayacak bir doküman veya bilgiyi basına vermemiştir. Bu da muhaliflerin şüphelerinde haklı olma ihtimallerini arttırmaktadır.
     Şimdi HAARP karşıtı açıklamalara bakalım ve teorileri destekleyen olayları inceleyelim:
     1) İklimleri değiştirebilir.
     2) Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir.
     3) Ozon tabakası ile oynayabilir.
     4) Deprem yaratabilir.
     5) Okyanus dalgalarını kontrol edebilir.
     6) Dünyanın enerji kuşakları ile oynayarak insan biyolojisini ve beynini etkileyebilir.
     7) Radyasyon yaymadan termonükleer patlama oluşturabilir. Bunun yanında şu noktaları da zikretmek gerekir:
   a) Dünyanın enerji alanlarıyla oynayarak,  insan beynini kontrol altına alabilir. Örneğin ruh sağlığını bozarak düzensiz davranışlara, kan kimyasının olumsuz etkilenmesine, metabolik değişimlere, sinir sisteminin bozulmasına yol açabilir ve zihinsel fonksiyonları etkileyerek insanları şaşkın hale getirebilir.
   b) Eko sisteme zarar verebilir, hayvanları göç ettirebilir.
   c) ABD ordu komünikasyon sistemi çalışmaya devam ederken diğer tüm komünikasyon sistemlerini tümüyle işlemez hale getirebilir.
   d) ABD denizaltılarının (ELF- Extremely Low Frequency) olağanüstü alçak frekans kullanabilmesini sağlar.
     Bazı fizikçiler bu projeye şiddetle karşı çıkıp, internette insanlığı uyaran yazılar yayınlamaya çalıştılar. Ama HAARP projesi karşıtı tüm siteler PENTAGON tarafından bir anda silini-yordu. Bu projeye karşı çıkan pek çok insan CIA’nın örtülü ve yargısız infaz operasyonlarında ortadan kaldırılıverdi. Herkes susturuldu.
     1999 yılında, PENTAGON, ABD Kongresi’ne verdiği raporda aletin yalnızca 3.5 kilovat güce sahip olduğunu bildirmekte. Ancak bu proje üzerinde çalışan bilim adamları aletin 3.500 kilovatlık bir enerji yaratabildiğini açıklıyorlar. Günümüz için bu rakam inanılmaz boyutlardadır.
    Amerikan Future Times, yayınlanan bir araştırmadan yola çıkarak ‘bir ipucu’ yakalandığını yazdı. Araştırmaya göre, Amerikalılar ve Ruslar asıl amacı düşmana zarar vermek olan birtakım suni deprem oluşturma teknikleri üzerinde çalışıyorlardı. Bu konuda özellikle Amerikalılar epeyce yol almışlardı. HAARP adı verilen bu proje çerçevesinde Kafkaslar dahil dünyanın çeşitli bölgelerinde ‘pratikler’ yapmıştı Amerika. Bu senaryoya göre, San Andreas Fay Hattı’nda meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişmeleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Hem Ruslar hem de Amerikalılar yıllar önce geliştirilen bu tekniği uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Proje önce Avustralya’nın çıplak ve seyrek nüfuslu bölgelerinde denendi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde de denenmesine geldi sıra. Değişik zamanlarda Kafkaslarda, Okyanus tabanında ve Güney Amerika’da Andlar’da tektonik uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem ‘yaratma’ konusunda büyük adımlar atıldı. İşte bu araştırmalar da Amerika’da HAARP tarafından yürütülüyordu.
     15 Haziran 1977 tarihli New York Times’ta, 28 Temmuz 1976’da Çin/Tangshan ‘da yaşanan ve 650 binin üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan depremle ilgili yazı yayınlandı. Saat 03.42’deki ilk sarsıntıdan hemen önce gökyüzü, gündüz gibi aydınlanmıştı. Tıpkı Gölcük’te olduğu gibi. Temelde beyaz ve kırmızı olan çok renkli ışıkları 200 mil uzaklıktan görmek mümkündü. Birçok ağacın yaprakları yandı ve gelişmekte olan sebzeler bir ateş topu tarafından adeta kavruldu. Bazı araştırmacılar bu elektriksel etkilerin elektromanyetik plazma ve top şeklinde aydınlatmayla bağlantılı olduğuna ve garip parıltıların da HAARP vericilerinden kaynaklandığına inanıyordu. Herkes depremin doğal bir deprem gibi görünmediğini söylüyordu. Dr. Andrija Puharich, Ocak 1978’de ‘Global Manyetik Savaş’, Layman ise 1977’de ‘Dünya Gezegenine Yönelik Alışılmadık Yapay Etkiler’ adlı birer araştırma raporu yayınladı. Dr. Puharich ‘1976 yılındaki büyük depremlerin yanında bir tanesi vardır ki özel bir dikkat gösterilmelidir. 28 Temmuz 1976’daki Çin depremi’ diyordu. Acaba depremlerle birlikte açığa çıkan ve ateş topu olarak ifade edilen dev enerji yoğunluğu da HAARP tarafından depolanıyor olabilir mi? Peki ya kimler için? HAARP’ı, ABD tarafından ayrı olarak planlanan uzay laboratuvarı projesinden bağımsız düşünmek yine basiretsiz bir varsayım olurdu. HAARP, uzun tarihsel geçmişe sahip ve kasıtlı olarak askerî karakterli olan bir araştırma ve geliştirme çalışmasının önemli bir parçasıdır.
     Meteorolojik bilgi, bir savaşın gidişatını tamamen değiştirebilecek derecede önemlidir. Bizim Allahuekber dağlarındaki 90.000 şehidimiz ya da II. Dünya Savaşı sırasında Almanların Rusya hezimeti meşhur örneklerdendir.
     Meteoroloji hakkındaki esas korkunç gelişme ise meteorolojik olayları yönetmeye ve iklimleri değiştirmeye yarayan teknolojilerdir. Vladimir Jirinovski Avrupa’yı vuran sellerden sonraki günlerde, ABD ziyareti sırasında verdiği demecinde Avrupa’daki sellerin, meteorolojik savaş nedeniyle meydana geldiğini, Rusya ve ABD’de meteoroloji savaşı senaryolarının yıllardır hazırlandığını ve uygulandığını öne sürmüştür.
     Dünyada cereyan eden depremlerin son zamanlarda gittikçe sıklaştığı ve belirli bölgelere yöneldiği görülmektedir. Bilhassa ülkemizde cereyan eden Gölcük depremi hadisesi de ciddi olarak HAARP projesi kapsamında değerlendirilmeli ve işin esası araştırılmalıdır. Anlatılanlar abartma veya komplo teorisi sayılamaz. Artık Büyük Birader, kendi uydularını kontrol etmenin ve gerektiğinde cezalandırmanın etkili bir yolunu daha hizmete sunmuştur!

(Gelecek yazı: Örnek Olaylar: Kendi Müttefikini Dinleyen ABD)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir