Ama Seksen Sekizinci Gece Olunca
Ama Seksen Sekizinci Gece Olunca

Ama Seksen Sekizinci Gece Olunca

     Söze başlamış: 

     Dav-ül-Mekân ona, “Tam değil. Ama inşallah savaştan sağ salim dönersem tamamlayacağım,” demiş. Ve böylece Şarkân kız kardeşi olduğunu bilmeden karısı olmuş bulunan ve kendisinden küçük kızı Talihin Kudreti’ni edindiği Nüzhet’in anlattıklarının doğruluğunu denetleyebilmiş ve bu kendisine onlardan haber sorması gerektiğini hatırlatmış ve başmabeyinciye de kendinden yana ona selamlarını bildirmesini rica etmiş. Mabeyinci de dönüşte Nüzhet’in aynı şekilde selamlarını getirmiş ve ayrıca ondan, kızı Talihin Kudreti’nin sağlığını sorduğunu söylemiş. Şarkân da merak etmemesini, zira Talihin Kudreti’nin Şam’da oldukça sağlıklı bulunduğunu söylemesini bildirmiş.
     Tüm birliklerin toplanmasından ve Arap kabileleri de katkılarını sağladıktan sonra iki kardeş, toplanan kuvvetlerin başına geçmişler ve Dav-ül-Mekân, hamile bıraktığı genç esireye veda ettikten ve onun uğruna kendisine yaraşır hizmetkârlar sağladıktan sonra kafirlerin ülkesine doğru yola çıkılmış.
     Ordunun öncüsü, komutanları Behrimen adını taşıyan Türk savaşçılarından; artçısı komutanları Rüstem adını taşıyan İranlılar’dan  oluşmuş imiş. Sağ kanat Emir Şarkân’ın, sol kanat başmabeyincinin emrindeki güçlerden oluşurken; orta bölüm, Dav-ül-Mekân’ın komutası altında imiş. Büyük Vezir Dendan da, ordunun baş komutan yardımcılığına atanmış imiş.
     Ve böylece, her hafta sonunda üç gün dinlenerek Rumlar’ın ülkesine ulaşıncaya kadar bir ay süreyle kesintisiz yol almışlar. Onların yaklaştığı görülünce korkuya düşen halk, her yandan kaçışmaya başlamış ve Konstantiniyye’ye sığınarak Kral Afridonyos’a Müslümanlar’ın saldırı için yaptıkları yürüyüşü haber vermişler. Bu haberi işiten Kral Afridonyos ayağa kalkmış ve kendisine kızı Safiye’yi geri getiren ve Sütoğlu Kayseriyye Kralı Hardobyos’u tüm ordusu ile birlikte Kral Afridonyos’un ordusuna katılmaya razı eden yaşlı Felaketler Anası’nı çağırtmış. Zaten, Kayseriyye Kralı, Şah Ömer-ün-Neman’ın ölümüyle yetinmeyip kızı Abriza’nın öcünü almak, hatta daha fazlasını yapmak istediğinden, Konstantiniyye’ye giden Felaketler Anası’na, ordusunun başına geçerek eşlik etmek üzere acelelik göstermiş bulunuyormuş.
     Kral Afridonyos yaşlı kadını çağırtınca kadın, hemen huzura gelip saygı duruşunda bulunmuş; kral ona Şah Ömer-ün-Neman’ın ölümünün ayrıntılarını sormuş; o da krala hemen her şeyi anlatmış. Bunun üzerine kral ona, “Ve şimdi düşman yaklaşmakta iken ne yapmak gerekir, ey Felaketler Anası?” diye sormuş. O da, “Ey Büyük Kral, ey yeryüzünde İsa’nın temsilcisi! Sana tutulacak yolu göstereyim; Şeytan’ın kendisi bile tüm marifetleriyle ortaya çıksa, düşmanları içine düşüreceğim ağdan kurtaramaz!” demiş. 

     Anlatısının burasında Şehrazat sabahın belirdiğini görerek yavaşça susmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir