Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (31)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (31)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (31)

N’OLDİ?
     Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış:
     “Öleceğim dedum dedum inanmadunuz… N’oldi?”
SİYAH VE BEYAZ
     Temel ile İdris bir gün iki tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış. İki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki:
     “Yav İdrus, biz ha punlari kariştiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa!”
     “Haçan temamdur,” diyor İdris.
     Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakıyorlar iki atın da yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup:
     “Ula uşağum, baksana daa… İkusinin de yeleleri kesuktur. Pen penumkinin kuyruğunu kesayum, haçan sen kesmeyesun.”
     Temel kendi atının kuyruğunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakıyorlar iki atın da kuyrukları kesik. Temel de, İdris de hayvanların bir taraflarını kesmekten bıkıyorlar. Sonunda Temel bir çözüm öneriyor:
     “Uşağum İdrus, cel piz şöle yapalum. Siyah olanı sen al beyazı ben?”
“U” HARFİNİN SAKINCASI
     Karadenizli vapur acentasına gitti: “Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur misunuz?” diye sordu.
     “Kaç kişisiniz?”
     “Yediyuz.”
     Acenta yetkilisi bu kadar müşteriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi. Görevli sordu:
     “Hani yedi yüz kişiydiniz?”
     “Doğridur, işte pir, içi, uç, dort, peş, altı, yedi. Toplam yedıyuz daa…” dedi Karadenizli.
     Kafası attı acenta yetkilisinin; Karadenizliyi bir güzel dövdü ve “Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen, canına okurum…” dedi.
     Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. “Bana bir mım verin…” dedi. Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizli’nin işaretine bakınca: “Yo, o mım değil, mumdur!” dedi.
     “Olsun, mım demek, dayak yemekten iyidir!’ diye cevap verdi Karadenizli.
KULAK
     Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser; kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir:
     “Hey beyler, aşağılarda bir kulak gördünüz mü?”
     Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel’e gösterirler:
     “Bu mu?”
     Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar ve bakar:
     “Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı!”
PARLAK FİKİR
     Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her hafta halı saha maçı yaparlar. Nedense her defasında Rizeli imamlar kazanır. Trabzonlu imam Temel arkadaşlarına;
     “Uşaklar, haçan bu maçlar boyle citmiyi…” der.
     Dursun;
     “Haçan napalım da…” diye sorar.
     “Aklima parlak bir fiçir celdu da…”
     “Eee?”
     “Haçan bizim Tirabzonsiporlu Hami’ye ciydurelim cüppeyi saruğu, bu bizim merkez caminin imamı diye, yutturalum da…”
     Temelin bu parlak fikri herkesce kabul edilir. Hami alınır ve deplasmana gidilir… Dönüşte sorarlar:
     “Haçan ne oldi maçta?”
     Temel:
     “Yenildük yine… İçi-bir (2-1)”
     “Haçan cine mi? Peçi golleri çim attu?”
     “Bizimçini Hami hoca attu, onlarınçini Del piyero hoca ile Roberto karlos hoca!”
VURDUK ONİ
     “Babam öldü,” demiş Temel.
     İlyas sormuş:
     “Neden öldü?”
     “Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düştü.”
     “Eyvah, parçalandi mi?”
     “Yok, girişteki bakkalin tentesine düşünce, oradan havalanip karşi apartmana yöneldi.”
     “Apartmana mi çarpti, nasil oldu?”
     “Yok, karsi apartmanın balkonunda çamaşirlar asili idi. Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düştü.”
     “Orada mi öldü?”
     “Yok, fabrika çelik yay fabrikasi; bahçedeki yaylarin üzerine düşüp havalandi yeniden…”
     “Peki sonra?”
     “Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furduk oni!”
VERİMLİ
     Bizim Temel’in köyüne bir gün ziraat mühendisleri gelmiş. Bütün köylünün tarlalarında araştırma yapıp tarlaların verimini ölçüyorlarmış. Sıra Temel’in tarlasına gelmiş. Araştırmayı yapan mühendisler Temel’e;
     “Temel, senin tarlan çok verimli; bu tarlaya 1 verirsin 5 alırsın!” demişler.
     Temel başlamış üzülmeye. Mühendisler;
     “Temel bunun nesi kötü?” diye sorunca, Temel;
     “Neresi iyidur? Pen geçen sene buraya kaynanamı gömmüştüm,” der. “Peşine pirden nasıl bakacağım, oni düşüneyrum!”
KREDİ
     Paraya sıkışan Temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini, ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler.
     “Temel, bir anlam veremese de soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel’e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekilde raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur… Teşhis kısa ve nettir:
     “Bahse konu kişide kredi alacak göz var, ama geri ödeyecek döt yoktur!”
FİDYE
     Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı’na gitti. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu. Trilyoner Temel’in oğlu olduğunu öğrenince, planını yaptı. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:
     “Temel Bey, oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kovuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak. Dursun!”
     Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve “Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun,” dedi.
     Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:
     “İşte paran. Ama gene de bir Karadenizli’nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel…”
ORUÇ
     Dursun, Temel’e sormuş:
     “Uşağum, oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Temel;
     “100 tane.” demiş.
     Dursun;
     “Hadi oradan… Yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin!” demiş.
     Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
     “Uşağum, oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?”
     Cemal;
     “50 hamsi,” deyince, Temel;
     “Ha uşağum, 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum da…” demiş.
KUŞ BEYİNLİ
     Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
     “Nasıl gidiyor kanaryam?”
     “Kaybediyorum…”
     Bir müddet sonra yine:
     “Nasıl gidiyor güvercinim?”
     “Kaybediyorum…”
Bu konuşma; bülbülüm, serçem, diye devam edince Cemal sormuş;
     “Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?”
     “Bu kadar kişinin içinde ona ‘kuş beyinli’ diyemem ya!” diye fısıldamış Temel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir