Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (32)
Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (32)

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (32)

TEMEL VE MAYMUN
     Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylık ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Nihayet beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: “Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların ateşleme sırasını belirlemek…” diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış. Kartta;
     “Maymunu iyi besle!” yazıyormuş.
SİNYAL
     Temel arabası ile Taksim Meydanı’nda dönüp duruyormuş. Aynı trafikçinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etmiş ve Temel’i durdurup sormuş:
     “Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz?”
     Temel cevap vermiş:
     “Sol sinyal takıldı da ondan…”
YAVAŞLA
     Temel karayolunda köklemiş gazı gidiyor… Bakmış bir tabela: “YAVAŞLA 80 km.”
     Hızını o anda 80’e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: “YAVAŞLA 60 km.” Temel 60’a inmiş. Merakla giderken yeniden bir tabela: “YAVAŞLA 40.”
     “Yolda çalışma var galiba!” deyip 40’a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: “YAVAŞLA 15 km.” Talimata uyarak 15 km.ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor, ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş:
     “YAVAŞLA’YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500”
TEKRAR DENEYİN
     Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:
     “Tekrar deneyin.” Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: “Tekrar deneyin.” … … … En sonunda sinirlenen Temel:
     “Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hâlâ pi şey çıkmadi.”
BAŞKA ASKER YOK MU?
     Yeni asker olan Temel’e komutanı sormuş:
     “Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askerinin geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?”
     Temel heyecanla cevap vermiş:
     “Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım.”
     Komutan tekrar sormuş:
     “Peki, karşıdan geliyorsa?”
     “Karşıya ateş açarım, komutanım!”
     “Arkadan geliyorsa?” deyince komutan, Temel dayanamamış:
     “Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mu?”
SİNYAL
     Temel’e, “Bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu?” diye sormuşlar. Aldıkları cevap;
     “Çalışayi… Çalışmayi… Çalışayi… Çalişmayi…” olmuş.
VERDİNİZ Mİ?
     Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel’i durdurmuş.
     “Ehliyet ve ruhsat beyefendi!” deyince, Temel;
     “Verdunuzda mi isteysunuz?” demiş.
GOLF
     İngiliz, Fransız ve Temel gene beraberler…
     İngiliz; “Golf için bir sopa, bir top ve bir delik gerekir, bende bir sopa var,” demiş.
     Fransız; “Bende de bir top var,” deyince Temel;
     “Ben oynamayrum,” demiş.
İDRAR TAHLİLİ
     Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar:
     “Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?”
     Adam;
     “Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler!” der.
     Bunun üzerine Temel, daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam, Temel’e sorar:
     “Hemşerim, sen niye ağlamaya başladın?”
     Temel; “Ben,” der, “İdrar tahlili yaptırmaya gelmiştim de!”
SIKINTI
     Temel İngiltere’ye gitmişti. Arkadaşları Temel’e;
     “İngilizce bilmezdin, İngiltere’de çok sıkıntı çektin mi?” diye sorarlar.
     Temel şöyle cevap verir:
     “Hayır, sıkıntıyı asıl İnciluzlar çekti…”
İKİ KERE İKİ
     İlkokulda, kendisi de Karadenizli olan öğretmen Temel’e sormuş: “İçi çere içi?”
     Temel düşünmüş ve cevap vermiş: “10”
     Öğretmen kızmış: “Uşağum, içi çere içi dört, pilemedun beş eder; nerden buldin oni?”
UZAKLAŞTIK
     Temel ile Dursun bir gün ava gitmişler. İri bir geyik avlayıp geri dönerlerken çok ağır olan geyiği birer boynuzundan beraberce tutarak köylerine doğru yola koyulmuşlar. Köye beş yüz metre kala köyün yaşlılarından biri ile karşılaşmışlar. Adam geyiği görüp Temel ile Dursun’u tebrik ettikten sonra geyiği böyle taşımaları halinde etinin sertleşeceğini söyleyerek kuyruğundan çekerek taşımalarını önermiş. Temel ile Dursun da kuyruğundan çekmeye başlamışlar. Bir süre sonra çok yorulmuşlar ve Dursun Temel’e dönüp şöyle demiş: “Ula Temel, biz yine eskisi gibi taşısak iyi olacak. Baksana köyden epeyce uzaklaştık…”
ÖKSÜRÜYORUM
     Temel iç hastalıkları doktoruna gitmiş. Doktor ona ne şikâyetinin olduğunu sormuş.
     “Öksurayrum,” demiş Temel.
     “Ne zamanlar öksürüyorsun?”
     “Tuvalette oturuyurken kapiyu tiklattiklari zaman,” demiş Temel.
BALIKLAR NEDEN KONUŞMUYOR?
     Fadime bir gün Temel’e sormuş:
     “Temelciğum, balıklar neden konuşmayi?”
     Temel cevap vermiş:
     “Sok o kafani suya… Pak pakalum konuşayi misun?”
OLURSA OLSUN
     Temel ile Dursun ilk defa İstanbul’a gelmişler. Bir sokaktan geçerken kadının biri onlara, “Arabamı park eder misiniz?” diye sormuş. Onlar da, “Bizimle birer kere birlikte olursan ederiz,” demişler. Kadın, “Tamam!” demiş. Kadının evine gitmişler. Kadın cebinden iki prezervatif çıkararak, “Biz bunları çocuğumuz olmasın diye takıyoruz, alın siz de takın,” demiş. Temel ile Dursun, “Tamam!” demişler.
     Aradan aylar geçtikten sonra Temel ile Dursun tarlada çalışırken, Dursun Temel’e; “Ula ben bu şeyden sıkıldım, o kadının da çocuğu olursa olsun; artık bunu çıkarıyorum,” demiş.
ŞOFÖRSÜZ GİDİYOR
     Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve alt kattaki Dursun’u aradı:
     “Tursun, orada durum nasil?”
     “Hiç… Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor…”
     Temel:
     “O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor!”
ÜÇ KİŞİ
     Temel Amerika’da trafik polisidir. Bisikletle yol trafiğini ihlal eden bir papazı durdurur:
     “Tur, ceza yazacağum.”
     “Ceza mı? Yazamazsın!”
     “Haçan nedenmiş o?”
     Papaz gülerek cevap vermiş:
     “Benim sağ kolumda İsa, sol kolumda Meryem var!”
     Temel hemen atılarak;
     “Uy yazacağum da… Bisiklete üç kişi bineysun!”
NEHİRLER NEREYE DÖKÜLÜR?
     Temel ile Fadime aralarında konuşuyorlardı. Fadime sordu:
     “Nehirler nereye dökülür?”
     “Denize tabi.”
     “Hepsi mi?”
     “Evet, niye soruyorsun?”
     “Öyleyse deniz neden taşmıyor?”
     “Taşmaz tabii… Denizin dibi sünger dolu, suyu onlar çekiyor!”
AKŞAM SERİNLİĞİ
     Bir grup turist, kendi aralarında konuşmaktadır. İngiliz, hidrojeni patlatacaklarını, Rus ile Amerikalı Ay ve Merih’i fethedeceklerini söylerler.
     Sıra bizim Temel’e gelince, “Şu yakında, ha biz da Cüneşe cideceğuz,” der.
     Böyle bir tasarıdan hiç birisinin haberi yoktur. Hayretle sorarlar:
     “Nasıl olur? Henüz yıldızların keşfedilmediği evrende Güneşe gidebilmek, olacak şey değil! Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?”
     Bizim Karadenizli;
     “Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda cideceğuz da…” der.
AFRİKA’DA
     Avcı Temel, misafirlerine yerdeki ayı postunu göstererek, “Bu ayıyı Afrika’da ben vurmuştum,” der.
     Hayretler içinde itiraz ederler: “Afrika’da ayı bulunmaz ki…”
     Temel güler ve “Ayı bu birader, oranın Afrika olduğunu ne bilsin?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir