Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (27)
Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (27)

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (27)

013. Dream of the Red Chamber (Honglou meng)/Kızıl Köşkün Rüyası
        Ts’ao Hsueh-ch’in (Çin, ca. 1769) 

       Aynı zamanda Stone Story/Taşın Hikâyesi olarak da çevrilen Kızıl Köşkün Rüyası, Çin’in en büyük evrensel romanı olarak bilinmektedir. King Hanedanı’nın yükselişe geçtiği on yedinci yüzyılda yazılan roman, birçok yönden hanedanlığın hikâyesini; onun baskıcı otoriter tutumunu, ihtişamını, güzel sanatlara olumlu bakışını ve düşüşünü anlatır.
       Hanedanlığın sosyal yapısı dâhil, toplam nüfusun yüzde 10’u ilâ 15’i oranında bir elit sınıf mevcuttu. Bu sınıfın üç düzeyini; birincisi, kalıtsal olarak başta bulunan imparatorluk sınıfı, ikincisi, birtakım sınavları geçtikten sonra konumlarını elde eden ve “mandarin” adı verilen hükümet görevlileri, sonuncusu ise, varlıklı, eğitimli erkeklerin oluşturduğu sınıf teşkil ediyordu.
       Teorik olarak kadınlar, her düzeyde erkeklere tabi idi. Nadir de olsa, elit düzeyde kariyer yoktu ya da yüzeysel hükümet pozisyonları için eğitilenler tercih ediliyordu. Yine de, olgun kadın olarak kabul edilenlerin klan ve aile içi etkisi, “tahtın ardındaki güçler” şeklinde tanımlandı ve bu kadınlar, aile içindeki tüm önemli kararlarda etkili oldu.
       Varlıklı ailelerde, tercih edilen meslekler sanat ve eğitim, evlerinin ve bahçelerinin tertip ve tanzimi, politika ve finans kültürü şeklindeydi; bunlar ailenin gücünün ve zenginliğinin göstergesiydi. On sekizinci yüzyılın ortalarında, hükümet görevlilerinin açgözlülüğü ve yolsuzluğa yönelmeleri, bu arada yaşanılan büyük nüfus patlaması, devlet kaynaklarının azalmasına ve King Hanedanlığının düşüşüne neden oldu.
       Ts’ao Hsueh-ch’in’in romanı; varlıklı ve etkili bir imparatorluk ailesinin hikâyesini anlatır; bir bölümünde, King Hanedanlığı ile paralellik arz eder. “The House of Chia”, ailenin yaşadığı evdir. “Chia” kelimesi “aile” anlamına gelir. Büyük aile konağı içinde; büyükbaba ve büyükanneler, tüm yetişkin çocuklar, genç çocuklar, torunlarla birlikte yaşanır. Her birinin kendine ait odaları ve hizmetçileri vardır. Erkek kardeşler, kız kardeşler bu konakta doğmuş, büyümüş ve evlenmişlerdir. Onların aileleri, birinci sınıf kuzenleri, bir ordu misali bu konakta hep birlikte büyümüşlerdir.
       Roman, ailenin günlük yaşamının canlı bir belgeselidir. Lojmanların ve bahçelerin çok detaylı anlatılması, kendi tutkulu yaşamlarının ilham verdiği kompozisyonlar, şiir okumalar, sevgi, şehvet, açgözlülük üzerine yapılan manipülasyonlar, görevlilerin konuşmaları, oğulların açıklamaları ve birbirlerine karşı sürdürülen entrikalar romanın içeriğini oluşturur.
       Romanın genç kahramanı Pao-yu, kuzeni Black Jade’i tutkulu bir aşkla sever. Bununla birlikte, talihsiz âşıkların evlenmeleri hakkında, duygusuz bir aile reisi olan büyükanneleri olumsuz karar verir. Büyük evdeki birçok aşk da aynı olumsuz kararın kurbanı olmuştur. Roman, Black Jade’nın kırık bir kalple ölümü, açgözlü ve tefeci büyükannenin onursuz kararıyla gelen aile harabiyeti ve mutsuzlukla sona erer.
       Shakespeare’in oyunlarının Batı’da zevkle okunması ile Kızıl Köşkün Rüyası romanının Çin kültürü içinde ayakta kalmasının benzer yönleri vardır. Okuyucular, bütün büyük Çin romanlarını evrensel olarak nitelendirirler. İlk piyasaya çıktığında, yasadışı bir roman olarak sınıflandırıldı; çünkü gerçekçi bir sosyal temayı işliyordu. Çin edebiyatının en çok kabul gören eserlerinden biri olması, onun sadece lirik bir efsane oluşundan değil, manevi bir arayışı dile getirmesinden kaynaklanıyordu. O zamanki Çin toplumunun merkezinde yer alan önemli bir aile birimi, günümüze kadar okunan ilk romanın konusu olmuştu. Okuyucular onu, aslında bildikleri bu yaşamı yansıtan bir ayna olarak benimsedi. Onlar ister elit sınıf üyesi ya da çalışan olsun, aslında kendi yaşamları romanda yansıtılmıştı; kendilerini toplumun bir üyesi ya da bir bireyi olarak görebiliyorlardı. Sonuç olarak, birçok okuyucu romanda kendini buldu; yorumlarken, tartışırken, deneyimlerini ve belirgin temel ilişkilerini ortaya koyarken, hayatlarının ne kadar etkilendiğini gördü.
     Bireysel düzeyde, Çinli okuyucular kendi yaşamlarında gerçek duygu ve inancın yanı sıra, maddesel dünyada bile ruhsal bir yaşamın var olduğuna ve bunun yaşanan kültür iletişiminin içinde yer aldığına gerçekten inandılar.
       Toplumsal düzeyde ise roman, genellikle bastırılmış konuların ilk kez literatürde yer almasına ve tartışılmasına ışık tuttu; cariyelerin alınması, çocukların kaderi, aile birimi içinde çapkınlık, anaerkil zorbalık ve küçük çocukların büyükler tarafından sömürülmesi…
       Aydınların, özellikle çocuklar üzerindeki etkilerinin daha güçlü olarak devam ettiği bir dönemde, okuyucular nezdinde yıllar boyu genel popülerliğini muhafaza etmiş olsa da, ulusal bir destan konumuna geri dönmesi romanın tek eleştiri konusu oldu.
       Büyük ölçekli ve geniş kapsamlı roman, birtakım belirsizlikler olsa da, Çin’deki büyük dini grupların her biri tarafından sahiplenilmiş ve kendi varoluşlarının önünü açmıştır. Budizm, Taoizm ve Konfüçyanizm taraftarları, her romanın içinde, manevi görev merkezi olarak kendi felsefelerini görmüştür.
       Keza, yirminci yüzyılda bile Çin’de, “Red Chamber fanatics/Kızıl Köşk fanatikleri” adlı bir roman kültü vardır. Bilim adamları ve sıradan vatandaşların bir kısmı, kendi dini görüşleri üzerinde, özellikle başvuruları belgelemeye çalışırken, romanı inceden inceye tetkik etmişlerdir.
       Roman, film ve televizyona uyarlama dönemlerini çağlar boyunca yaşadı. Onun etkisinin süreğen olmasının sıra dışı bir nedeni de, Kızıl Köşkün Rüyası’nın yayınlanmasından bu yana, hiçbir yeni yayında, köşklerin ve bahçelerin böylesine ayrıntılı olarak açıklanmamış olmasıdır.
      Ek Kaynaklar:
       – Robert E. Hegel, The Novel in Seventeenth-Century China
         (New York: Columbia University Press, 1985)
       – Andrew H. Plaks, Archetype and Allegory in the “Dream of the Red Chamber”
         (Princeton, NJ: Princeton University Press, 1976)

(Yazanlar: Claudia Durst Johnson & Vernon Johnson-Çeviren: D.Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir