Tarihin İlk’leri (20)
Tarihin İlk’leri (20)

Tarihin İlk’leri (20)

İlk Kan Nakli
     Bir insana yapılan ilk kan nakli, 12 Haziran 1667 günü, Montpellier Üniversitesi Felsefe ve Matematik Profesörü ve 14. Louis’nin özel doktoru Profesör Jean-Baptiste Denys tarafından gerçekleştirildi. O gün, Profesör Denys’e 15 yaşında bir hasta getirilmişti. Delikanlının çok yüksek ateşi vardı ve o günün yöntemlerine göre, bu yüksek ateşi düşürebilmek için kendisine tam 20 kez hacamat yapılmış, yani kanı alınmıştı. Kan kaybını karşılayabilmek için, Profesör Denys, hastasına bir kuzudan alınan 250 gram kan verdi. Bu, o günün bilimsel ortamına göre, çok tehlikeli bir denemeydi. Ancak Profesör Denys’in notlarına göre, hasta bu tehlikeli deneye “gülümseyerek” yanıt verdi ve çok geçmeden sağlığına kavuştu. Ne var ki, bu olumlu başlangıç, sonraki denemelerde de aynı sevindirici sonucu vermedi. İlk girişiminden başarılı sonuç alan Profesör Denys, daha birçok hastasına, hayvanlardan aldığı kanı nakletti. Ama bu hastaların tamamına yakın bir bölümü kısa süre içinde öldü. Deney önce Fransa’da, daha sonra da öteki ülkelerde yasaklandı.
İnsandan İnsana İlk Kan Nakli
     Bir insandan bir başka insana kan nakletmeyi ilk akıl eden ve bunu başaran kişi, döneminin “dahi” doktoru 28 yaşındaki Thomas Blundell’dir. Bu genç bilim adamı, 1818 yılı Eylül ayında Londra’daki Guy’s Hospital’da kendi buluşu olan ince bir şırınga aracılığıyla değişik kişilerden aldığı taze kanı, ölmek üzere olan bir hastasına aktardı. Ne var ki, kan nakline ilişkin birtakım bilimsel sorunlar bir yana, söz konusu hasta zaten ölümün eşiğindeydi ve deneme doğal olarak başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak 10 yıl sonra Doktor Blundell, sağlıklı insanlardan aldığı taze kanla bir başka insanı yaşatmayı başardı ve bu konuda tıp biliminde çığır açarak kendisinden sonra gelecek meslektaşlarına öncülük etti.
Kan Nakliyle Kurtulan İlk İnsan
     Kan nakli sayesinde bir hastanın hayatının kurtarılmasına ilk kez 1825 yılında Londra’da tanık olundu. Dr. Doubleday, şiddetli bir iç kanama geçiren bir kadın hastasına, başka insanlardan aldığı yaklaşık 750 gram taze kanı aktardı ve bu kadını kurtardı. İlk 200 gram kanın verilmesinden sonra hasta, yatağında doğruldu ve “Kendimi bir boğa kadar güçlü hissediyorum,” dedi. Aynı anda nabız 140’tan 104’e düşmüştü.
     İyi denetlenebildiği takdirde kan naklinin başarılı sonuç verebileceğini kanıtlayan bu ilk denemeye karşın hâlâ aşılması gereken iki büyük engel vardı. İlk kez 1900 yılında Viyanalı doktor Karl Landsteimer, kan gruplarını belirledi. Böylece doktorlar, hangi kişilerin kime kan verebileceklerini öğrenmiş oldular. Bu bilginin pratik olarak uygulanabilmesi için aradan yıllar geçmesi gerekti. 1907 yılında Norveçli Doktor Jansky, ilk kez kan gruplarını bugün bilinen anlamıyla tam olarak ayırdı. Ertesi yıl, New Yorklu Doktor Reuben Ottenberg, bir insandan bir başkasına kan nakletmeden önce, kan grubunun belirlenmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılabileceğini gözler önüne serdi.
     Aşılması gereken bir başka sorun ise, pıhtılaşmaydı. Bu sorun nedeniyle, daha önce hayvanlardan alınan kanların verildiği bazı hastalar, çok şanssız olmuş ve bir miktar kan alabildikten sonra pıhtılaşma nedeniyle kendilerine daha fazlası verilememişti. Bu sorun, sodyum sitrat adı verilen bir kimyasal maddeyle çözüldü ve kan, hastalara verilmek üzere şişe içinde bu maddenin yardımıyla depolanabildi. Bu yöntemin mucidi, Belçikalı Cerrah A. Hustin’dir. Dr. Hustin, bulduğu yöntem sayesinde ilk kez 27 Mart 1914 tarihinde Brüksel’deki Saint-Jean Hastanesi’nde bir hastaya şişeden kan aktarmayı başardı. Her ne kadar bu kimyasal madde pıhtılaşmayı önlüyorsa da, çözüm yalnız birkaç saatle sınırlı kalıyordu. Bu sorunun üstesinden de, 1917 yılında Batı Cephesi’nde Kanada askerleri için çalışan Amerikalı Doktor Oswald Robertson tarafından gelindi.
Kan Veren İlk İnsanlar
     Gönüllü olarak kan veren ilk insanlar, 1921 yılında İngiltere’de Doktor P.L.OIiver’in çağrısına “evet” diyen dört kişidir. İngiliz Kızılhaç’ının Londra örgütünde görevli bu dört kişi, King’s College Hastanesi’nde kanlarını verdiler. Bu olaydan sonra, Londra’da kan vermek isteyen gönüllüler için bir çizelge tutuldu. Bu çizelge, daha sonraki yıllarda herhangi bir hastaneden gelen kan isteğinin karşılanmasında büyük ölçüde yardımcı oldu. 1924 yılında, Londra’daki hastanelerden yalnız 26 kan talebi oldu. Bir yıl sonra ise bu çağrı, 5 bin 333’e ulaştı.
İlk Kan Bankası
     Bugün bilinen anlamıyla ilk kan bankası, 1931 yılında Moskova Acil Yardım Hastanesi’nde, Profesör Sergey Yudin tarafından kuruldu. “Kan Bankası” deyimi ise, 1937 yılında Chicago’daki Cook County Hastanesi Kan Merkezi’ni kuran Bernard Fantus tarafından kullanıldı ve daha sonra deyim, dünya çapında yerleşti.
Doğum Öncesi İlk Kan Nakli
     20 Eylül 1963 günü, Yeni Zelanda’da, Auckland kentinde Ulusal Kadın Hastanesi’nde dünyada ilk kez olarak Bayan E.McLeod’un çocuğuna doğumdan hemen önce Profesör George Green tarafından kan nakli yapıldı.
     Benzer bir işlem, 1964 yılı Ağustos ayında İngiltere’de, Lewisham Hastanesi’nde yinelendi.
Cilt Üzerine Geçirilen İlk Kitap Gömleği
     Cilt üzerine kitabın tozlanmaması için geçirilen ilk kitap gömleği, 1833 yılında yayınlanan “The Keepsake” adlı kitap için kullanıldı. Bu güderi tozluğun ön yüzünde kenar süsleri arasında kırmızı renkte kitabın adı yazılıydı. Arka yüzde ise, yayımcı Longman şirketinin öbür kitaplarını tanıtan bir liste vardı.
     Bu gömleğin orijinali 1934 yılında ünlü İngiliz kitap koleksiyoncusu John Carter tarafından bulundu. 1952 yılında Oxford’daki Bodleian Kitaplığı’na aktarıldığı sırada kayboldu. Başka bir örneğine ise rastlanılamadı.
İlk Kitap Kulübü
     Üyelerine indirimli fiyatlarla kitap satan ilk kitap kulübü, 1936 yılında Mayıs ayında hizmete giren Maurice Thorez’in, “France Today and the People’s Front” adlı kulübüdür. 5 bin üyesi olan bu kulübün fikir babası, faşizm, yoksulluk ve savaşın tehlikelerine ilişkin yapıtları ucuz ve kolay bir biçimde iletmeyi amaçlayan Londralı yayınevi sahibi Victor Gollancz’dır. Üyelere iletilecek kitapları seçmekle görevli komite, John Strachey, Harold Laski ve bizzat Gollancz tarafından oluşturuldu. Seçilen her kitap, özel portakal renkli bir kap içinde üyelere gönderildi. Kitapların normal satış fiyatları, üyelerden istenen fiyatın üç ya da dört katıydı ve bunların kapları çok daha farklı renklerdeydi.
     Özel bir konuyla ilgilenen üyelerden ziyade herkese açık ilk kitap kulübü ise, 1937 yılında kurulan “Readers Union” (Okurlar Birliği) adlı kulüptür. Bu kulüp, halen kendi türünde en eski kuruluş olma özelliğini de taşımaktadır.
Üzeri Resimli İlk Kitap Gömleği
     1860 yılında, Longman Yayınevi tarafından yayınlanan Bunyan’ın “Pilgrim’s Progress” adlı kitabının üzerinde Charles Bennett tarafından yapılmış bir resim vardı. Aynı ressam, iç sayfalara da bazı resimler çizmişti. Gerek “The Keepsake”, gerekse “Pilgrim’s Progress” adlı kitapların gömlekleri, kitabı tümüyle saracak nitelikteydi. Bugün bildiğimiz anlamıyla ilk modern cilt ise (ön yüzünde ve sırtında kitabın adı ile yazarın adı yazılı, sayfaların açılma yerleri açıkta kalmış) 1861 yılında Blackwood Yayınevi’nce yayınlanan ve Noel Paton tarafından yazılan “Poems by a Painter” adlı kitapta kullanıldı.
Arka Kapakta İlk Tanıtım Yazısı
     New Yorklu iki yayınevi, Harper ve Dodd Mead, 1899 yılından itibaren yayınladıkları kitapların arka kapaklarında kitabı tanıtıcı yazılara yer verdiler. Bu tür kitapların ilk üç örneği, Harper yayınlarından “Amiral George Dewey” (John Barrett), Memnun Sekreter” (J.K.Bangs) ve Dodd Mead yayınlarından Janice Meredith’tir (P.L.Ford).
İlk Armağan Kitaplar
     1932 yılında, İngiliz Ulusal Kitap Konseyi, insanların sevdiklerine kitap armağan edebilmeleri için bir kampanya başlattı. Yayınevlerinin özel armağan ciltleri içinde hazırlanan bu kitaplar, doğum günü ya da belirli nedenlerle bir kimseye armağan edilebilecek biçimde, özel formlarda paketleniyordu. Bu amaçla başlatılan kampanya, “Armağan benden, seçmek sizden” sloganıyla bütün ülkeye duyuruldu. Söz konusu kampanya uyarınca, herhangi bir kimse, bir kitap armağanı kartı satın alarak sevdiği kişiye veriyordu. Armağanı alan kişi de, elindeki bu kartla kampanyaya katılan yayınevlerinden herhangi birinden beğenisine göre tercih ettiği özel kitabını alıyordu.
İlk Melon Şapka
     İlk melon şapka, 1849 yılında Londralı şapka yapımcıları Thomas ve William Bowler kardeşler tarafından üretildi. İmalatçı firmaya siparişi Lock and Co. adlı mağaza tarafından, William Coke adlı bir müşterinin isteği üzerine verilmişti. Bay Coke, avlanmaya çıktığı zaman, başını alçak dallardan korumak üzere böyle bir şapkaya sahip olmayı düşünmüştü.
     17 Aralık 1849’da yeni şapkasını denemek üzere Londra’ya gitti. Şapkasını eline aldı, sağına-soluna iyice baktı, sonra da başına giyeceğine, yere fırlatıp üzerinde tepinmeye başladı. Pek fazla deforme olmadığını görünce, memnuniyetle şapkasını giydi ve 12 şilinlik faturayı ödedi. İngiltere’de bugün de faaliyetini sürdüren Lock mağazalarında bu tür şapkalar, ilk müşterinin anısına, hâlâ Coke şapkası olarak satılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir