Robınson Crusoe (27)

R

     Yirmi Yedinci Bölüm (Yedi sene sonra Robinson uzun bir yolculuğa çıkıyor)
     Londra’ya gelince, evvelce bahsettiğim o iyi kalpli ihtiyar dul kadına, kendisini rahat rahat geçindirecek bir gelir sağladım ve otuz beş senelik yorgunluklara ve işitilmedik felâketlere mal olan bir istirahatin ve zenginliğin tadını çıkarmaya başladım.
     Yedi sene tembel tembel oturmuş ve gayet geçkin bir yaşa gelmiştim. Seyahatlere ve maceralara karşı bende doğuştan var olan bu ihtirasın, gençliğin ateşiyle birlikte uçup gitmiş olacağını ve altmış bir yaşında insanı vatanından uzağa sürükleyecek her türlü kaprislerin tesirinden kurtulmuş olacağımı zannetmeyecek kimse var mıdır? Halbuki, dünyayı dolaşmak için beni zorlayan arzuya epey zamandan beri   karşı   koyamaz   olmuştum. Bu arzu hakiki bir hastalık halini almıştı; hele adamı, tarlalarımı ve orada bıraktığım insanları görmek arzusu beni bir an olsun rahat bırakmıyordu; geceleri aklım fikrim hep bu seyahatle meşguldü; uyumadığım zamanlar hep bu arzudan bahsediyor ve bunu hiçbir şekilde zihnimden söküp atamıyordum; konuşmalarım hep bu noktaya yöneldiği için sıkıcı   bir hal alıyor ve gayet gülünç bir duruma düştüğümün   farkında olmama rağmen, bu halden kurtulacak kuvveti kendimde göremiyordum.
     1693 yılının başlarında, gemicilik mesleğine atılmış olan yeğenim, ilk defa kendi komutasına verdiğim mükemmel bir gemiyle Bilbao’ya yaptığı seferden döndü. Gayet zengin tüccarlar kendisine Hindistan ve Çin’e kendileri hesabına bir sefere çıkmasını teklif etmişler. Bu yolculuk başarıyla sona ererse, büyük kazançlar temin edecek ve kârların yarısı da kendisine verilecekmiş. Yeğenim sözüne devamla: “Haydi, amcacığım, siz de benimle gelseniz fena mı olur sanki?” dedi. “Ne zamandan beri denizlerde maceralara atılmaya can atıyorsunuz i Söz veriyorum, size adanızı görmek zevkini de temin edeceğim, Çünkü Brezilya’ya da uğrayacağım.”
     Bu teklif o esnada ruh halime o kadar uygun düşmüştü ki, adamda bir ay kadar kalmak şartıyla, derhal kabul ettim. Ve onunla gitmek için hazırlığa başladım.
     Yeğenim 1694 yılının Ocak ayı başlarında yelken açmaya hazır olabildi; 18 Ocak’ta sadık kölem Cuma’yla gemiye bindim; yanıma, parçalarına ayırdığım bir kayıkla, adadakilerin işine yarayacak türlü türlü eşyalar aldım. Bunlardan başka yanımda dört tane de işçi vardı; bunları adada bırakacak ve adada, kaldığım müddetçe kendi hesabıma çalıştıracaktım: Adadan ayrılmaya karar verdiğim zaman da, onlar isterlerse adada kalacaklar, isterlerse benimle beraber geleceklerdi.
     Bunlardan biri marangoz, biri demirci, biri terzi, biri de asıl sanatı fıçıcılık olmakla beraber, gayet becerikli bir makine ustasıydı. Tekerlek ve buğday öğütmek için el değirmeni yapmakta gayet ustaydı. Üstelik çömlekçiydi de… Tahtadan veya topraktan türlü türlü işler yapmak elinden geliyordu.
     Eşyalarım arasında, adada bulabileceğimi ümit ettiğim İspanyollarla beş İngiliz’i giydirmeye yarayacak çok miktarda bez ve ince kumaşlar vardı; tahminime göre bunlar onların yedi sene giyimine bol bol yeterdi. Bunlara ilâveten giymeleri için aşağı yukarı üç yüz İngiliz liralık eldiven, şapka, ayakkabı ve çorap almıştım; bu hesaba yatak malzemesi, kap kaçak, tabaklar, kazanlar ve bunlardan daha fazla yapmak için bakır dahildi. Bu yüke beş yüz okka ağırlığındaki çivi, her nevi alet, çengel, kapı tokmağı ve kilit gibi işlenmiş demir eşyaları da ilâve etmiştim.
     Yüz kadar tüfek, mavzer, tabanca gibi ateşli silâhı, muhtelif çapta kurşunları, iki adet topu saymadan geçemeyeceğim; bir gün ada halkının başına gelecek tehlikeleri önceden kestirmeme imkân olmadığı için, gemiye yüz tane kadar barut fıçısı, kılıçlar, palalar ve bir çok demir mızraklar yüklemiştim. Bundan başka yeğenime kendi ihtiyaçlarından başka iki tane de küçük top almasını rica etmiştim; Yeni istihkâm inşa edip, kendilerini herhangi bir düşmana karşı korumak imkân ve ihtimaline karşı bunları adalılara bırakacaktık.

(Yazan: Daniel Defoe-Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi