Tarihin İlk’leri (24)

T

İlk Barometre
     1644 yılında, İtalyan fizikçi Evangelista Torricelli, bir yıl önce ölen Galileo’nun düşündüğü bir deneyi yaptı. Madenciler, çeşitli denemelerden sonra bir tek pompayla suyu 10 metreden daha fazla çıkaramayacaklarını anlamışlardı. Bunun üzerine Galileo, yoğunluğu daha fazla olan bir sıvının, örneğin cıvanın, bir tüp içinde daha kolaylıkla, ancak daha küçük ölçek içinde yükseltilebileceğini düşündü.
     Evangelista Torricelli, arkadaşı Vincenzo Viviani ile birlikte bu düşünceyi uygulamaya karar verdi. 90 santimetre uzunluğunda bir cam tüpün alt ucunu kapattıktan sonra, içini cıva ile doldurdu. Tüpün açık ucunu parmağı ile kapattı ve altı üste gelecek şekilde çevirdi. Sonra bu açık ucu, cıva dolu bir kabın içine daldırdı. Parmağını çektiği zaman, tüpün içindeki cıvanın yüksekliğinde belirli bir düşme oldu. Ancak yine de düşüş, belirli bir noktadan sonra durdu.
     Kuşkusuz, cıvayı tutan bir şey vardı. Torricelli, bunu havanın basıncı olarak açıkladı. Hava, cıva ile dolu hazne üzerinde bir baskı yapıyor, bu baskı da cıva yüksekliğinin belirli bir düzeyde kalmasını sağlıyordu. Böylece Torricelli, hava basıncını ölçmeye yarayan ilk barometreyi yapmış oldu.
İlk Fıçı
     Romalı tarihçi İhtiyar Pliny’nin kitaplarında, M.S. 1. yy’da Alpler’de yaşayan şarap yapımcılarının ürettikleri şarabı, tahta fıçılara nasıl doldurdukları anlatılır. Almanya’da Ortaçağ’dan itibaren yekpare ahşap şarap fıçılarının yapımına başlandı. O yıllarda yapılan fıçılardan birinin 1 milyon galon alabilecek hacme sahip olduğu rivayet edilir.
İlk Baton
     Bir orkestra şefinin, orkestra üyelerine konser sırasında belirli zaman işaretleri vermesi gerekir. Kimi yönetmenler, 1687 yılında Paris’te ölen ünlü besteci ve orkestra şefi Jean-Baptiste Lully gibi ayaklarını hızla döşemeye vurarak bu işareti veriyorlar, kimileri ise daha başka yöntemlerden yararlanıyorlardı,
     1820 yılında Alman besteci ve orkestra şefi Louis Spohr, Londra’da verdiği konser sırasında, ilk kez baton (sopa) kullandı ve sopayı müzik dünyasına kazandırdı. Hem zamanlama, hem de ritim işareti vermeye yarayan batonlarının günümüzdeki örnekleri, yaklaşık 60 cm uzunluğundadır. Elle tutulan bölümleri mantardan yapılmıştır.
İlk Sepet Yapımı
     Otlardan, kamışlardan ve ince dallardan sepet ya da sele yapımının kökeni, Taş Devri insanına kadar dayanır. Ortadoğu’da 10 bin yıllık hasırlar, çeşitli kazılar sırasında ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen bulgulara bakılırsa, tahıl depolamak amacıyla çok büyük seleler de yapılıyordu.
İlk Yatak
     Döşek stili minderler, M.Ö. 2500 yıllarında Mısır’da kullanılıyordu. Eski Yunanlılar ve Romalılar dönemlerinde şölenlerde üzerine oturmak, geceleri de yatmak için döşeklerden yararlanıldı. 1600’lü yıllara kadar yatak, yalnız zenginliği ve gücü vurgulayan bir sembol niteliğindeydi.
İlk Körükler
     Demircilerin, ateşi güçlendirmek için kullandıkları körüklerin ilk örneklerinin, 4 bin yılı aşkın bir geçmişi yardır. Ortadoğu’da yapılan bazı kazılarda, M.Ö. 2300 yıllarında kullanıldığı sanılan demirci körükleri bulundu. Romalılara kadar yalnız demircilerin hizmetinde olan körükler, o yıllardan itibaren müzisyenlere de yararlı olmaya başladı. Körüklere bağlanmasıyla, bazı nefesli sazların çalınması, son derece kolaylaştı.
İlk Beyazlatma Tozu
     1700’lü yıllarda, beyazlatılmak ya da ağartılmak istenen çamaşırlar, bazı alkalik sıvılar içine batırılır, sonra da kurumaları için güneş altına asılırdı. Tekstil endüstrisinin gösterdiği hızlı gelişme üzerine, dokumaları ağartmak için daha etkin ve çabuk bir yönteme gereksinim duyulmaya başlandı.
     1785 yılında Fransız kimyacı Claude Louis Berthollet, o günlerde yeni bulunmuş olan klorür gazından yararlanarak, yeni bir aklaştırıcı sıvı geliştirdi. 14 yıl sonra İskoçyalı kimyacı Charles Tennant ise, bu sıvıyı toz haline getirmeyi başardı.
     Günümüzdeki beyazlatma tozlarında ise, sodyum hipoklorit ya da kalsiyum hipoklorit gibi çok daha etkin kimyasal maddeler kullanılmaktadır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz