Tarihin İlk’leri (25)

T

İlk Banyo
     Romalılar döneminde banyo yapmak, bir uygarlık belirtisi sayılıyordu ve bu nedenle hemen her evde bir banyo vardı. M.S. 5. yy’da Roma İmparatorluğu’nun çökmesiyle birlikte, bu güzel alışkanlık Avrupa kıtasında büyük ölçüde ortadan kalktı. Öyle ki, 1837’de Kraliçe Victoria, İngiliz İmparatorluğu’nun başına geçtiği zamanlar bile, Buckingham Sarayı’nda banyo yoktu. 1870’li yıllara gelinceye değin, banyo yapmak, insanlar için bir külfet niteliğindeydi. Bazı insanlar, ara sıra sağlıklı olacağı gerekçesiyle soğuk duş alırlardı. Ama, soğuk suyla banyo yapmalarının asıl nedeni, mutfak sobası üzerinde banyo yapmaya yarayacak kadar su ısıtmanın güçlüğü idi. Üstelik, ısıtılan bu suyun banyo yapılacak yere taşınıp bir tas ya da başka bir araç yardımıyla boşaltılması zahmeti de vardı.
     Boyalı galvanize metalden yapılan ilk banyo ısıtıcıları, başlıca iki tipte üretiliyordu: Yarım banyo ve duşlu banyo. Duşlu banyolarda, suyun bir el pompası aracılığıyla yukarı pompalanması gerekiyordu. Bu yüzden insanlar, bir yandan sabunlanırken, bir yandan da su pompalamak zorunda kaldıkları için çok zorluk çekiyorlardı. Yarım banyolarda ise, insanın ancak oturmasına yetecek küçüklükte küvetler vardı. Bu yüzden, bu küvetlere “kalça banyosu” da deniliyordu. İçine giren kişi ya dizlerini göğsüne çekmek ya da bacaklarını küvetten dışarı sarkıtmak zorunda idi. 1880’li yıllardan itibaren, bugün bildiğimiz uzun küvetler ve duş sistemi geliştirildi. Sıcak su kolaylığı sağlandı ve banyolar yeniden yaygınlaştı.
     Türk hamamları ise, yüzyılımızın başından itibaren rağbet görmeye başladı. Bu hamamlarda, önce buhar banyosu yapılıyor, sonra da keseleniliyordu. Avrupalılar, bu keseleme işlemini biraz değiştirerek, adına “masaj” dediler. Daha sonra alınan bir ılık duşla, banyo tamamlanmış oluyordu.
     Bugün bildiğimiz saunaların ilk örnekleri ise, 1890’lardan itibaren Fin hamamı adı altında evlere kadar girdi. Her tarafı kapalı bir kutunun içine yerleştirilen bir soba sayesinde, kutu içinde büyük bir hararet sağlanıyordu. Kutunun kapısı dışarıdan açılıyor, içeriye birisi girdikten sonra da yine dışarıdan kapatılıyordu. Bu yöntemin en büyük sakıncası, içeride yanan sobanın tehlikeli bir hal alması durumunda, içerdeki kişinin kaderiyle baş başa kalmasıydı.
İlk Bomba
     Havadan atılan ilk bombalar, 1849 yılında Avusturya ordusu tarafından, o dönemde Avusturya İmparatorluğu’na bağlı olan Venedik’te, ayrılıkçı bir isyanın baş göstermesi üzerine kullanıldı. Balonlarla kent üzerine gelen Avusturyalılar, bombalarını isyancı birliklerin üzerine fırlattılar. Bu saldırı, ayrılıkçıların cesaretini büyük ölçüde kırdı. 1912 yılında İtalyanlar, Trablusgarp’taki Türk-İtalyan Savaşı sırasında, nitrogliserinden ürettikleri bombaları kullanarak, ilk kez uçakla bombardıman yaptılar.
     Birinci Dünya Savaşı sırasında, bombaların gelişimi sürdü. Ama asıl büyük gelişme, İkinci Dünya Savaşı sırasında sağlandı. Çünkü, havadan yapılan bombardımanın önemi, açıkça ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine bombalar, boyut olarak büyüdü ve özel amaçlı olarak çeşitli türlere ayrılarak, çeşitli biçimler aldı. Bunlar, gemilere, uçaklara ya da karada belirli yerlere yerleştirildiler ve saldırı ya da savunma amacıyla kullanıldılar.
İlk Tansiyon Ölçme Aygıtı
     Halk arasında tansiyon aleti olarak bilinen ve kan basıncını ölçmeye yarayan aygıt, ilk kez 1896’da İtalya’da Dr. Scipione Riva-Rochi tarafından yapıldı ve sphygmomanometre adıyla kullanıldı. Bu aygıtta, ana atardamarlardan birinin üzerine bir bant içinde hava basıncı uygulanır. Bu basıncın, kan basıncının altına düşürülmesiyle, atış sesleri kulaktan duyulur ve bu arada aygıtın basınç ölçerindeki rakam okunur.
İlk Şişe
     M.Ö. 1400 yıllarında, Mısır’da küçük cam şişeler yapılıyordu. Mısırlılar, bu konuda tekniklerini ve üretimlerini hayli geliştirdiler ve 1000 yıl sonra (M.Ö. 400), Roma’ya şarap şişesi ihraç etmeye başladılar. Ancak, cam şişelerin Avrupa’da rağbet görmesi için, aradan yıllar geçmesi gerekti. 16. yy’da şişeler geniş ölçüde kullanım alanı buldu. Î775 yılında, İngiltere’de soda ve maden suları özel şişeler içinde satılmaya başlandı. 1821 yılında, Bristollü camcı Henry Ricketts, belirli mamuller için tek tip ve hacimde şişe yapmayı akıl etti. Bunların üzerine etiket de yapıştırılıyor ve reklam açısından çok yararlı oluyordu. 1904 yılında Amerikalı Michael Owens, ilk tam otomatik şişe makinesini gerçekleştirdi ve şişe üretimi ansızın olağanüstü artış gösterdi. O güne kadar ustalar, şişeleri ağızlarında üfleyerek yapıyorlardı.
     Şişenin ağız kısmını kapak için yivli rayı ilk bulan, İngiliz Francis Joseph Beltzung’dur (1852). 1892 yılında ise Amerikalı William Paitner, metal şişe kapağını ve açacağını icat etti.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz