Üç İngiliz’li Üç Rus’un Afrika Maceraları-9-10 (Jules Verne)

Ü

BİR KRAAL
       Her iki grup, 25 Nisan’a kadar ayrı ayrı üçgenler üzerinde çalıştı ve nihayetinde ilk aşama tamamlandı. İkinci aşama için kamp kurdukları yer ise; çevre uzunluğu 20 metreyi bulan dev gibi bir Baobab ağacı(4) oldu. Bu muazzam ağacın dallarına, küçük bir köy halkını yerleştirmek mümkündü. İkinci aşamanın ölçüm ve hesap işlemlerine bu ağaçtan başlanacaktı.
       Ertesi gün sabah erkenden iş başı yapıldı. Akşamları, güneş batmadan önce kampa dönülerek istirahat ediliyor ve çalışmalar bu şekilde ilerliyordu. Rüzgârın fazla olduğu günlerde ölçüm yapılmıyor, hassas aletlerin sarsılmaması için çalışmalara ara veriliyordu.
       Bir gün, yollarının üzerine Güney Afrika yerlilerinin “Kraal” adını verdikleri bir çeşit seyyar köy çıktı. Kulübelerinin birer arı kovanına benzediği ve etrafının ağaç dallarından yapılmış yüksek bir çitle çevrili olduğu bu köyün reisi; ne amaçla yapıldığını anlamadığı böyle bir çalışmaya önce engel olmak istedi. Avcı Mokum’un gerekli açıklamayı yapmasıyla rahatladı ve kervanı çalışmalarında serbest bıraktı. Tabii bu arada, Buşiman’ın ona ne söylediğini, konuyu nasıl açıkladığını kimse öğrenemedi.
       Murray ile Mokum fırsat bulduklarında ava çıkıyorlar, nadiren de olsa eli boş bir şekilde geri döndükleri de oluyordu. Bu gibi durumlarda, Murray’ın canı çok sıkılıyor;
       “Ben İngiltere’den buraya tavşan avlamak için gelmedim Mokum. Tavşan ya da tilki avlamak isteseydim, İskoçya’nın geniş çayırlarını tercih ederdim. Kaç aydır yollardayız… Hani o Afrika’nın aslanları, kaplanları?” diye sorarak Mokum’u sıkıştırıyordu.
       Mokum ise durmaksızın;
       “Av, sabır işidir Bay Murray. Bugün olmazsa, yarın olur,” diyerek onu yatıştırmaya çalışıyordu.
       Bu günlerin birinde, Buşiman sabah erkenden kalktı ve Murray’ın yanına gelerek;
       “Kalkın Bay Murray!” dedi. “bugün fil avlamaya gideceğiz. Dün dolaşırken, su kenarında büyük bir fil sürüsünün izlerine rastladım.”
       Murray için bundan daha güzel bir haber olamazdı. Hemen giyindi, patlayıcı mermilerini(5) yanına aldı ve bir ata atlayarak Buşiman’ı takip etmeye başladı. Çok geçmeden, su içmek için gelen fil sürüsünü görmüşlerdi…
       Hemen bir plan yapan tecrübeli avcı Mokum; Murray’ı olduğu yerde bıraktı ve köpeklerle birlikte, gözüne kestirdiği erkek bir fili diğerlerinden ayırıp, İngiliz avcının üzerine sürmek için manevraya başladı.
       Birkaç denemeden sonra, hayvan Murray’a doğru yöneldi ama aksilik, avcının silahı ateş almadı. Soğukkanlı davranmaya çalışan Murray, hemen atına atlayıp oradan uzaklaşmak istedi. Ancak, peşine düşmüş olan fil büyük bir kızgınlık ve hızla ona yetişmeye çalışıyordu…
       Tehlike gerçekten büyüktü. Koskoca hayvan, ata iyice yaklaştığı bir sırada, hortumunu onun arkasına vurmuş, bu vuruşla ürken ve ani olarak yön değiştiren at, üzerindeki binicisini böylelikle ölümden kurtarmıştı. Öfke dolu fil, bu sırada önüne çıkan bir köpeği yakalamış, hortumuyla bir anda onu havaya kaldırıp, kemikleri kırılmış olarak bir kenara fırlatıp atmıştı…
       Geçen bu süre zarfında silahını yeni baştan kontrol eden Murray, dikkatli bir şekilde tekrar nişan aldı ve hiç telaşa kapılmaksızın yeniden ateş etti. Hayvan, bir anda ön ayaklarının üzerine yığıldı ve çok geçmeden de öldü.
       Mokum;
       “Onu hemen keselim Bay Murray,” dedi. “En güzel parçaları, hortumuyla ayaklarıdır. Dişlerini de unutmayalım.”
       Bir süre sonra kampa döndüklerinde, onları Afrika yöntemiyle pişirerek, herkese tadı asla unutulmayacak nefis bir ziyafet çekti.
KUVVETLİ AKINTI
       Günler bu şekilde geçiyor, fakat her iki grup arasındaki çekişme gün geçtikçe daha da artıyordu. “Kraliçe ve Çar” gemicileri de artık kendi aralarında milliyet tartışmalarına girişiyorlar, hattâ bu tartışmalar, sonunda yumruklaşmaya kadar varabiliyordu.
       Avlanmaktan başka bir şey düşünmeyen Murray’la karşı grubun en sessiz elemanı olarak bilinen Palander bile, gürültülü bir şekilde kavga edebiliyorlardı. Grup şeflerinin kişisel tutumlarının, bütün bu kavgalara zemin hazırladığı bir gerçekti.
       William Emery, bu yüzden arkadaşına;
       “Bu çekişmeler, bir gün gelecek başımıza iş açacak Zorn,” diyordu.
       Hava koşullarının bir süre kötü gitmesi nedeniyle, birkaç gece fener ışığında çalışmak zorunda kaldılar. Bu olağan dışı durum, ekibin diğer elemanlarını olumsuz yönde etkilese de, Murray ile Buşiman’ı sevindirmişti. Fener ışığına gelen yabanıl hayvanlar, onların kurşunlarından nasiplerini alıyorlardı. Böylelikle, 17 Haziran tarihine gelindi ve dördüncü aşama da tamamlanmış oldu.
       27 Haziran günü Kuruman Nehri’nin oldukça geniş bir kolu yollarını kesti. Bu kolu durgun akan bir sudan ziyade, hızla akan bir sele(6) benzetmek mümkündü. Buna da sebep, son yağan yağmurların suları kabartmış olmasıydı.
       Bu yüzden ekip derhal bir iş bölümü yapmak zorunda kaldı. Grubun bir kısmı kauçuk bir botla karşı kıyıya geçecek, diğerleri de bu tarafta onların verecekleri işareti bekleyecekti.
       Irmakta çok kötü bir akıntı vardı. Botu yöneten adam, her ne kadar ustaca davranıyorsa da, yine de bazı şeylere engel olamıyordu. Akıntının tam orta yerinde, karşılarına büyük bir kaya parçası çıktı ve bot bütün gücüyle bu kayaya çarpmaktan kurtulamadı…
       Hayret! Bota bir şey olmadığı gibi, kaya yavaş yavaş yerinden oynamış ve başını yukarı kaldırmıştı.
       Evet! Kaya sandıkları şey, su içinde dinlenmekte olan gayet iri boyutlarda bir su aygırıydı…
       Ancak, şimdi tehlike daha da büyümüştü… Rahatsız edilen hayvan, bunun intikamını almak istercesine bota saldırdıysa da, İngiliz avcı buna izin vermedi. Ağzını korkunç derecede açan ve kuvvetli dişleriyle botu parçalamak isteyen bu iri hayvanın işini tek kurşunla bitirdi. Yolcular bundan sonra herhangi bir olay meydana gelmeksizin karşı sahile yanaşabildiler…
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)
Alt Bilgi Notları:
(4) Bazı Baobab ağaçlarının çevre uzunluğunun 26 metreye kadar ulaştığı tespit edilmiştir. Amerika’nın Kaliforniya bölgesindeki sequia ağaçlarından sonra dünyanın en kalın gövdeli ağacı olarak bilinirler.
(5) Patlayıcı mermi: Derisi kalın, büyük av hayvanlarının avlanmasında kullanılan ve hayvanın vücuduna saplandığı anda patlayarak iç organlarında tahribat yapan özel bir cins mermi.
(6) Bu gibi hızlı akan sulara, yerli dilinde “Nossub” denilmektedir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz