Tarihin İlk’leri (80)

T

İLK POLİS ARABASI
     İngiltere’de, motorlu bir aracın polisin hizmetine girmesi ilk kez 1899 yılının Nisan ayında gerçekleşti. Northamptonshire Karakolu’nun görevlilerinden Çavuş McLeod, kentte bulunan “Barnum and Bailey Sirk”nin gösterileri için sahte bilet satan bir adamın peşine düştü. Sahtekârı yakalamakta güçlük çekeceğini anlayınca, Jack Harrison adında birine ait olan Benz marka aracı ödünç aldı. Uzun bir kovalamaca sonunda, zanlıyı, Harpole ile Flore arasında ele geçirmeyi başardı. Olayı okurlarına nakleden Autocar dergisi, “Araba öylesine hızla gidiyordu ki, eğer Çavuş McLeod direksiyonda değil de yolun kenarında olsaydı, mutlaka durdurup cezayı basardı,” diye yazdı.
     Sürekli olarak polis tarafından kullanılmak üzere satın alınan ilk araç, bir Stanley Steamer idi. Boston Emniyet Müdürlüğü tarafından 1903 yazında hizmete kondu ve Back Bay yöresinde devriye görevi yapan dört atın yerini aldı. Automobile dergisinin, hız limitini aşanların yakalanabilmesi için polisin elinde çok daha hızlı araçlar bulunması gerektiği yolundaki bir yazısı, 1905 yılının Haziran ayında okurlara ulaştığında, St. Louis Emniyet Müdürlüğü, bir trafik ekibinin altına bu nitelikteki bir aracı çoktan vermiş bulunuyordu. Suçlularla mücadele etmek amacıyla polis tarafından kullanılan ilk araçlar olan iki adet “Crossley”, 1920 yılının Eylül ayında İngiliz polisinin “Uçan Birlikler” denilen bölümünde hizmete girdi. Bir yıl sonra bu araçlara telsiz takıldı. Telsizlerin çok uzun olan antenleri, arabanın tavanından uzanıyordu. Elle kumanda edilen bu antenler, gerektiğinde içeri de alınabiliyordu. Sürekli olarak değişik kisveler altında faaliyet gösteren iki Crossley, yeraltındaki dünyanın “korkulu rüyası” haline gelmişti.
İLK HAVALI OTOMOBİL LASTİĞİ
     Parisli lastik yapımcısı Edouard Michelin tarafından yapılan dört adet ilk havalı otomobil lastiği, 4 beygir gücündeki Peugeot marka otomobile takıldı ve Michelin bu arabayla 11 Haziran 1895 günü Paris-Bordeaux Yarışı’na katıldı. Gerçi 1200 kilometrelik yarış sırasında 22 kez lastik değiştirmek zorunda kaldı ama yine de saatte ortalama 25 kilometre yaparak, 19 yarışmacı arasında dokuzuncu oldu. Her tekerlek, 20 bijonla monte edilmişti.
HA VALI LASTİK KULLANAN İLK OTOBÜS
     Paris’te yapılan 2 bin 250 kiloluk De Dion Bouton marka buharlı otobüse, 1900 yılında 4.5 inçlik Michelin lastik tekerlekleri takıldı. Bu, aynı zamanda lastik tekerlekler üzerinde yol alan ilk ağır vasıta oldu.
HAVALI LASTİK KULLANAN İLK YÜK ARACI
     1.5 ton ağırlığındaki Alman yapısı Daimler marka benzinli kamyona 1902 yılının Temmuz ayında Dunlop havalı lastikleri takıldı. 8 beygir gücündeki kamyon, Dunlop’un Clenkenwell Road’daki deposundan Londra’ya lastik stoklarını taşımak için kullanıldı. 1920’li yıllara gelinceye değin, havalı tekerleklerle yol alan kamyonların sayısı çok sınırlı kaldı.
HA VALI LASTİK TAKILAN İLK UÇAK
     Romanya doğumlu havacı Trajan Vuia tarafından yapılan “Vuia I” adlı uçağa, havalı lastik tekerlekler takıldı ve ilk deneme, 3 Mart 1906 günü Fransa’nın Montesson yöresinde yapıldı. Yeni tekerleklerin sağladığı kolaylıkla, Vuia I, yerde o güne kadar havada bile alamadığı kadar yol aldı. Bu uçağın yeni lastik tekerlekleri ile yaptığı en uzun uçuş, 24 kilometre sonra Vuia Fin yere çakılmasıyla sona erdi.
İLK POLİS DEDEKTİFİ
     Fransız Eugene François Vidoeq’tur. 1775 yılında Arras’ta doğan Vidocq, takma diş çaldığı için daha öğrencilik yıllarında hapishaneyle tanıştı. Banders adlı bu hapishane aynı zamanda delilerin tedavi edildiği bir bakımevi niteliğindeydi. Cezasını bitirdikten sonra Fransız Ordusu’na girdi. Ama çok geçmeden birliğinden kaçarak o zaman Fransa’nın can düşmanı olan Avusturya Ordusu’nun saflarına katıldı. Bir süre sonra oradan da sıkıldı ve firar etti. Birkaç gün sonra kendini yeniden cezaevinde buldu. Lille Goal Hapishanesi’ni basarak suçluların serbest bırakılmasını sağlamaya çalışırken yakayı ele vermiş ve Brest Cezaevi’ne tıkılmıştı. Vidocq, Brest Cezaevi’nden üç kez kaçtı. İkisinde zincire vurulmuş olarak geri getirildi. Üçüncü yakalanışında, Paris polisinin önde gelen isimlerinden M. Henry’ye yaklaşarak, Brest’e atılmamak koşuluyla polis hesabına çalışmayı ve muhbirlik yapmayı önerdi. Yeraltı dünyasını Vidocq kadar tanıyan çok az insan vardı. Bu nedenle M. Henry, bu önerinin kıymetini bildi. Gerekli emirleri vererek, Vidocq’un Brest yerine La Force Gaol’e gönderilmesini sağladı. Vidocq, cezasının geri kalanını burada mahkûmların kaçış planlarını ilgililere bildirerek tamamladı. Cezaevinden çıktıktan sonra da polisin hesabına çalışmaya devam etti. O dönemde polise casusluk yapan karanlık insanlar, bu hizmetlerinin karşılığında kendi çevirdikleri işlerin görmezlikten gelinmesini isterlerdi. Vidocq ise, tamamen tersine hiçbir pis işe bulaşmamaya ve adının temiz kalmasına özen gösteriyordu. Sonunda, yeraltındaki dostları, bu özelliği nedeniyle Vidocq’un polisin adamı olmasından kuşkulandılar. Bu da onun gizli çalışmalarının sonu demekti. Ama M. Henry, böylesine bir yardımcıyı kaybetmek istemiyordu. 1812 yılında, cesur bir adım atarak, poliste suçların önceden önlenmesi için yeni bir şube kurdu ve “Sûrete” adı verilen bu örgütün başına Vidocq’u getirdi. Böylece eski hırsız, asker ve cezaevi kaçağı, para karşılığında tüm mesaisini suçluların yakalanmasına ve suçların önlenmesine ayıran ilk polis müfettişi oldu. Sûrete’de dört kişilik bir personel vardı ve bunların hepsi de Vidocq’un La Force Cezaevi’nde tanıdığı arkadaşlarıydı. Bizzat kendisi seçmişti onları. Sainte Anne Caddesi’nde küçük bir binada üslendiler. Bu denli küçük bir birlik, kent içindeki suç oranının büyük ölçüde azalması, Vidocq’un kullandığı bilimsel yöntemlerden kaynaklanıyordu. Vidocq, suçları çeşitli başlıklar altında tasnif etmiş ve hangi suçu kimlerin işleyebileceğini gösteren bir “sabıkalılar dosyası” düzenlemişti. Ayrıca, öteki tüm başarılı dedektifler gibi içgüdüsü ve önsezisi de kendisine çok yardımcı oluyordu. “Bir suçlunun yüzünü tümüyle görmeme gerek yok” demişti bir keresinde, “gözlerine bakayım yeter”. Vidocq, Sûrete’den emekli olduktan sonra, dedektiflik dünyasında ikinci yeniliği yaptı ve ilk özel dedektif bürosunu kurdu. Daha sonraki yıllarında yoksulluğun kucağına düştü ve 1855 yılında bir yoksullar evinde öldü.
İLK POLİS KÖPEKLERİ
     Özel olarak eğitilmiş köpeklerin yasaların hizmetine ilk girmesi, İngiltere’de 8 Şubat 1816 günü Aberdeenshire’da oldu. Polis memuru Malcolm Gillispie, bull-terrier cinsi köpeğiyle, sahte viski imalatçılarının izine düştü. Köpeğe, kuşkulu kişilerin bindiği atların burnunu ısırmak öğretilmişti. Böylece atın üzerindeki kişi yere düşüyor ve polis de onu kıskıvrak yakalıyordu. Bu yöntemle sekiz suçlunun yakalanmasına yardımcı olduktan sonra, aynı yılın 30 Temmuz günü, dokuzuncu avını yakalamak üzereyken, suçlunun silahından fırlayan kurşunlarla vurularak öldü.
     Köpeklerin düzenli bir biçimde polisin hizmetine girmesi ise ilk kez 1899 yılında Belçika’nın Ghent kentinde başladı. Bu tarihten kısa bir süre önce, Ghent polisi, köpeklerden yalnızca gece devriyeleri sırasında yararlanmaya başlamıştı. İngiltere’de, bir suçlunun izini sürmek için polis köpeğinden ilk kez 1876 yılının Nisan ayında Blackburn polisi tarafından yararlanıldı. Emilly Holland adlı yedi yaşında bir çocuk, ırzına geçildikten sonra boğazı kesilerek öldürülmüştü. Köpek, önce cesedin bulunduğu yere götürüldü. Ama orada bir koku almak mümkün olmadı. Daha sonra iki kuşkulu kişinin evleri ziyaret edildi. İlk evde, köpek her[1]hangi bir heyecan belirtisi göstermedi. Ama, ikinci eve gidildiğinde, çıldıracak gibi oldu. Kayışını tutan polis memurunu zorla sürükleyerek şöminenin yanına getirdi. Bacanın iç kısmında, duvarın içine gömülmüş olarak çocuğun başı bulundu. Evin sahibi William Fish, suçunu kabul etti ve derhal tutuklandı.

Yazar hakkında

Yorum Ekle