Robinsonlar Okulu-5 (Jules Verne)

R

BEŞİNCİ BÖLÜM
       Büyük yolculuk nihayet başlamıştı. Dünyanın en geniş körfezlerinden biri sayılan San-Francisco Körfezi’nin geçilmesinin ardından, Pasifik Okyanusu’nun açıktan gelen dalgalarına baş verildi(4).
       Dream, güçlü makinesinin yardımıyla dev dalgalara doğru atılıyor, onları yarıyor ve bir dalgadan diğerine hiç yorulmadan koşuyordu.
       Tartelet’in keyfi ise yerinde değildi. Azgın dalgalar arasında sallanmak onu rahatsız ediyor, o da güverte üzerinde dolaşmak yerine kamarasından dışarı çıkmamayı tercih ediyordu. Dans ve zarafet hocasının yaşantısı, seyahat süresince alt üst olacağa benziyordu.
       İlk birkaç gün bu koşullarda geçti. Godfrey, zaman zaman kaptan köşküne çıkıyor ve Kaptan Turcotte ile konuşuyordu.
       “Acaba rotamızın üzerinde miyiz Kaptan Turcotte?”
       “Pek tabii Bay Godfrey! Ancak, akşamları çıkan güney rüzgârlarından korunmak için gemiyi normal rotasından ayırıyor ve güneşin doğuşuyla birlikte yeniden eski rotasına sokuyorum.”
       “Neden böyle davranıyorsunuz kaptan? Dream yelkenli bir gemi değil ki!”
       “Biliyorum Bay Godfrey! İstesek rüzgâra karşı da gidebiliriz. Ama o zaman, özellikle de geceleri yandan çok dalga alırız. Bu tehlikeli duruma düşmek istemiyorum. Yaptığımız, normal bir manevradan başka bir şey değildir.”
       Gemide yemekler kaptan kamarasında hep birlikte yeniliyordu. Bir gün, üst güvertede beklenilmeyen bir karışıklık oldu. Daha sonra bölünen yemeğinin yarıda kesilmiş olması Kaptan Turcotte’un canını sıkmıştı.
       İkinci kaptana dönerek;
       “Ne var? Neler oluyor? Bu gürültü de ne böyle?” diye sordu.
       “Geminin ambarında saklanan kaçak bir yolcu yakalamışlar kaptan!”
       “Kaçak bir yolcu mu? Peki, kimmiş? Nereye gidiyormuş?”
       “Bir Çinli! Herhalde bu tarz seyahat ederek memleketine bedava gitmeyi düşüyor.”
       “Öyle de, ben gemimde ‘sarı veba’(5) istemem. Çabuk gönderin şunu denizin dibine!”
       Gerçekten, güverte üstünde, iki tayfanın güçlü kolları arasında çırpınan, ince yapılı, yaşı pek belli olmayan küçük bir adam duruyordu.
       Yemeğini yarıda kesen Kaptan Turcotte, davetsiz misafirini sorguya çekmeye başladı.
       “Kimsin sen? Burada ne arıyorsun?”
       “İsmim Seng-Vu… Size zarar vermeden seyahat ediyor ve ülkeme gitmek istiyorum.”
       “Öyle mi sarı derili herif! Ya seni götürmez ve ülkene yüzerek gitmeni rica edersem, ne yaparsın?”
       “Bir kere denemeye çalışırım kaptan. Fakat yolda boğulmam kaçınılmazdır.”
       Sonunda, Godfrey’in de araya girmesiyle Kaptan Turcotte ikna edildi ve böylelikle bir yüzme maratonuna girişilmesi düşüncesi ortadan kaldırılarak, Çinli Seng-Vu’nun Şanghay’a kadar onlarla birlikte gelmesine izin verildi.
       Kamarasına doğru yürüyen Kaptan Turcotte kendi kendine;
       “Bu uğursuz herif de nereden çıktı? Zamanı geldiğinde başımıza iş açacak. Nasıl halledeceğiz bilemiyorum” diye söyleniyordu.
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)
Alt Bilgi Notları:
(4) Baş vermek: Dalgalı bir denizde, geminin fazla yalpa yapmasını önlemek için, gelen dalgaları burundan karşılamak.
(5) Sarı veba: Amerikalıların Çinli göçmenlere taktıkları lakap.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz