Robinsonlar Okulu-6 (Jules Verne)

R

ALTINCI BÖLÜM
       Takip eden günler zarfında barometre hızla düştü. Bu durum, patlayacak olan fırtınanın önceden verilen ilk işaretiydi.
       Dream, her ne kadar yüksekliği dokuz metreyi bulan dalgalarla mücadelesini sürdürüyorsa da, giderek şiddetini arttıran fırtına yüzünden karşılaşılması olası tehlikeleri bertaraf edecek birtakım önlemlerin alınması da gerekiyordu.
       Kaptan Turcotte o gün, güneşin son kez görüldüğü bir anda günlük rasadını(6) yaptı. Sonra, ikinci kaptanla birlikte kamarasına kapanarak saatler süren bir görüşme gerçekleştirdi. Bunu neden yaptığını kimse bilmiyordu. Yoksa durum çok mu kötüydü?
       Godfrey, gelişmeleri endişeyle izliyordu. Kamarasından henüz çıkan kaptana;
       “Geminin batma tehlikesi var mı Kaptan Turcotte?” diye sordu.
       Kaptan;
       “Sakin olun Bay Godfrey! Ben fırtınadan ziyade, içinde bulunduğumuz bölgeden çekiniyorum.” yanıtını verdi.
       “Bölgenin nesi var kaptan?”
       “Bay Godfrey! Burası, su üstünde gözle görünmese de, haritalarda yer alan ve deniz yüzeyine çok yakın kayalıkların sıkça bulunduğu bir bölgedir. Havanın kapalı olması ve gecenin bastırması nedeniyle gözlem yapamıyoruz. Bu yüzden çok dikkatli olmalıyız.”
       Bu konuşmadan sonra Kaptan Turcotte, her iki yolcudan da cankurtaran yeleklerini giymelerini ve kamaralarından dışarıya çıkmamalarını istedi.
       Gece, endişeli bir bekleyiş içinde geçiyordu. Godfrey, gerek derinlerden gelen makinenin gürültüsü, gerekse fırtınanın süreğen uğultusu nedeniyle çok huzursuzdu. Dışarıda neler olup bittiğini bilemiyordu. Uyanık kalmak için kendini zorladıysa da, bir müddet sonra uykunun tatlı mahmurluğuna yenik düştü.
       Aradan ne kadar zaman geçtiğini fark etmemişti. Birdenbire birtakım haykırışlarla uyandı ve ranzasından aşağı atladı.
       Kulağına; “Batıyoruz! Gemi su alıyor!” gibi sesler geliyordu.
       Dream, gerçekten küpeşte(7) seviyesine kadar suya gömülmüştü. Sağ tarafa doğru yan yatmış halde olduğu yerde sallanıyor, peş peşe gelen korkunç dalgalar, kamara lombozlarına(8) şiddetle çarpıyordu. Makineler durmuş, geminin bütün ışıkları sönmüştü.
       Bu sırada hızla ve telaşla içeri giren Kaptan Turcotte;
       “Bay Godfrey! Fena yara aldık, batıyoruz! Hemen denize atlayın!” diye bağırdı.
       “Tartelet nerede kaptan?”
       “Onu bana bırakın! Siz hemen denize atlayın. Üç yüz metre mesafede, su yüzeyinde bazı kaya parçaları görür gibi oldum. Haydi, durmayın alayın!”
       “Peki ya siz kaptan?”
       “Ben gemiyi kurtarmaya çalışacağım. Çabuk uzaklaşın, yoksa girdaba(9) kapılacaksınız!”
       Godfrey, kendisinden istenileni yaptı ve uzaktan koyu bir karaltı halinde görülen kayalıklara doğru, gecenin karanlığında kulaç atmaya başladı.
       Çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen, bir saatten fazla süren boğuşmadan sonra, ancak ayağını büyükçe bir kaya parçasının üzerine basabildi.
       Arkasına dönüp baktığında, geride, karanlıklar içinde hiçbir şey göremedi. Demek ki Dream, çok kısa sürede, bütün personeliyle birlikte denizin dibine doğru kaynayıp gitmişti…
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)
Alt Bilgi Notları:
(6) Rasat yapmak: Tam öğle saatinde, “sekstant” adı verilen aleti kullanarak güneşin ufuk çizgisiyle olan yüksekliğinin ölçülmesiyle enlem derecesi bulunur. Güneşin tam tepe noktasından geçişi de “kronometre/süreölçer” yardımıyla tespit edilir. Bu da boylam derecesini belirler. Daha sonra detaylı haritalar üzerinde bu derecelere göre yer belirlemesi yapılır. Denizciler rasat işlemini yapmaksızın açık denizde yol alamazlar.
(7) Küpeşte: Geminin güvertesini çepeçevre kuşatan ve en önemli görevi güvenliği sağlamak olan tahta ya da demirden yapılmış korkuluk.
(8) Lomboz: Gemi bordasında, kamaraların ışık alabilmesi için açılmış ve kalın camdan yapılmış yuvarlak pencereler.
(9) Girdap: Hızla dönen su akıntısı, anafor.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz