Robinsonlar Okulu-8 (Jules Verne)

R

SEKİZİNCİ BÖLÜM
       Tabii ki böyle bir davranış, şu anda olanaksızdı. Godfrey, ilk iş olarak geri planda görünen yüksekçe bir tepeye tırmanmak ve nerede olduklarını dair bir keşif yapmak gerektiğini söyledi. Dostunun itirazlarına rağmen, onu orada bırakarak, yorucu bir tırmanıştan sonra tepeye tırmanmayı başardı.
       Gördüğü tek şey, dört tarafının da denizle çevrili oluşuydu. Uçsuz bucaksız bir okyanusta, ismini ve yerini dahi bilmedikleri bir adada, her türlü olanaktan yoksun bir şekilde yapayalnız kalmış bulunuyorlardı.
       Ümitsizce çevresine bakındı. Sadece, adanın orta kısımlarında yeşillikli bir alan dikkatini çekti. Bu yeşilliğin, büyük gövdeli ağaçlar tarafından oluşturulduğunu ve yakınından geçen küçük bir derenin, kıvrımlar yaparak ince bir çizgi halinde denize kadar uzandığını fark etti.
       Godfrey geri döndüğünde dans hocasını bıraktığı yerde buldu. Zavallı adam yerinden hiç kıpırdamamıştı.
       Eline sarılan ve merakla gözlerine bakan Tartelet;
       “Neler öğrendiniz Godfrey?” diye sordu.
       “Çok iyi şeyler olduğunu söyleyemem.”
       “Ne demek istiyorsun? Yani etrafta herhangi bir lokanta ya da hiç olmazsa bir kır evi falan görmedin mi?”
       “Hayır Tartelet! Ne lokanta var ne de kır evi…”
       “Peki, postane de mi yoktu?”
       Godfrey, gerçeği saklamanın doğru olmadığını ve kendilerine bir yarar sağlamayacağını düşünüyordu. Bu nedenle;
       “Aziz dostum, ne yazık ki burada tek başımıza olduğumuzu söylemek zorundayım! Bir ada üzerindeyiz ve yapayalnızız.” açıklamasını yaptı.
       “Ne yani… Şimdi biz Robinsonlar gibi mi olacağız?”
       Tartelet doğru söylüyordu. Evet… Dream kazasından sağ olarak kurtulup bu ıssız adaya çıkan her iki kazazede, bundan böyle hayatlarını birer Robinson gibi devam ettirmek, yaşamak için bir şeyler bulmak ve üretmek zorundaydılar…
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz