Yüzen Şehir-6 (Jules Verne)
Yüzen Şehir-6 (Jules Verne)

Yüzen Şehir-6 (Jules Verne)

ALTINCI BÖLÜM
       27 Mart tarihinde, yani ertesi gün, Great-Eastern, İrlanda’nın arızalı sahillerini sancak tarafına almış olarak yoluna devam ediyordu. Kamaramı, pruvaya(10) doğru, iskele tarafındaki kamaralar arasından seçtiğime hiç pişman değildim. İki lomboz aracılığıyla tüm bu manzaraları seyretme fırsatını bulmuştum.
       Bir süre sonra, önünde birkaç balıkçı teknesinin harekete hazır halde beklediği, küçük bir liman olan Queen’s-Town’un karşısındaydık. Saat 9’a doğru, güverteye çıktığım sırada, dostum Fabian’ın yakın arkadaşlarından biriyle tanışma fırsatını buldum.
       Bu adamın, çok uzun boyu, dik duran başı, geniş omuzları ve keskin bakışlarıyla bir İngiliz subayı olduğunu tahmin ettim. Daha sonra bu tahminimde yanılmadığımı anladım.
       “Archibald Corsican… Hindistan ordusunun 22’nci alayında yüzbaşı!”
       Yüzbaşı Mac Elwin’e;
       “Geçen konuştuklarımızın dışında, seyahat planlarınız hakkında fazlaca bir bilgim yok. Üç yıl önce, İskandinav ülkelerine birlikte yaptığımız yolculuktan bu yana birbirimizi görmedik. Amerika’yla ilgili planlarınızdan asla pişman olmayacaksınız. Oraya varınca ne yapmayı düşünüyorsunuz?” diye sordum.
       “Geçmişi unutmak, çevremizdeki yepyeni şeylerle ilgilenmek, bu arada vakit öldürmek çok iyi bir şeydir dostum,” yanıtını aldım. “New York’ta yıllardan beri görmemiş olduğum kız kardeşimi ve çocuklarını kucaklamak fırsatını bulacağım. Ondan sonra büyük göller mıntıkasını ziyaret edeceğiz. Mississippi’den New Orleans’a kadar ineceğiz. Amazon üzerinde avlanacağız. Amerika’dan Afrika’ya atlayacak, Yüzbaşı Corsican’ın aslanlarla fillere verdiği randevuya yetişmek için Cape-Town’a gideceğiz…”
       Fabian’ın tüm bu sözlerini dinlerken, ondaki sinirli ruh halini de hissediyor ve arkadaşımın derin bir bunalıma düştüğünü gözlerimle görüyordum. Onun hayatında, henüz içeriğini bilemediğim bir felâketin yaşandığı kesindi.
       Birlikte geçtiğimiz yemek salonundaki masalar dört sıra halinde dizilmişti. Yalpa planşetleri(11) üzerine konmuş bardaklar ve şişeler, tam bir hareketsizlik içinde ve dik bir durumda bulunuyordu.
       Öğle yemeğini bitiren yolcular yeniden dışarı çıkmışlardı. Güverte üzerinde dolaşanlar ya da grup halinde yürüyenler, Hyde-Park’ta gezintiye çıkmış kimselerin yaptığı gibi selamlaşıyorlardı. Çocuklar, kendilerine ayrılan yerlerde koşuyorlar, atlıyorlar, zıplıyorlardı. Kimi top oynarken, kimi de çember çeviriyordu.
       Erkekler genellikle sigara içiyor; koltuklara, kanepelere dağılmış kadınlar da ya örgü örüyorlar, ya da hep birlikte dedikodu yapıyorlardı. Aralarında kitap okuyanlara ya da küçük bebeğiyle meşgul olanlara da rastlamak mümkündü.
       Akşamın alacakaranlığı çöktüğünde, birdenbire bir ışık belirdi. Bu ışığın, büyük ve yekpare bir kaya üzerinde kurulu Fastenet Feneri olduğunu öğrendiğimizde, İrlanda sahillerinin son noktası olan Clear Burnu karşısında bulunduğumuzu anlıyorduk.
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)
Alt Bilgi Notları:
(10) Pruva: Geminin ön, burun tarafı.
(11) Yalpa planşeti: Geminin dalgaların sarsıntısından etkilendiği anlarda, üzerine genellikle içinde sıvı maddelerin konulduğu hareketli plakalar. Üzerine konulan maddeler, hangi yönde olursa olsun, hiçbir sallantıdan etkilenip dökülmezler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir