Yüzen Şehir-10 (Jules Verne)
Yüzen Şehir-10 (Jules Verne)

Yüzen Şehir-10 (Jules Verne)

ONUNCU BÖLÜM
       Hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda yolcular, kalabalık gruplar halinde bulvara akın ediyorlardı. Yalpanın hareketlerinden etkilenmemek için kendilerini zorlayanlar, sarhoş insanlar gibi yürüyorlardı. İçeride kalanların doldurdukları salonlardan piyano sesleri işitiliyordu.
       Kendimden geçmiş halde bir Litz senfonisi dinlerken, Doktor Dean Pitferge gelip yanıma oturdu. Artık konuşmamak olmazdı.
       “Nasıl, düşmenizden oluşan ağrılarınız geçti mi?” diye sordum.
       “Tamamen… Fakat yürümüyor.”
       “Yürümeyen nedir, siz mi?”
       “Hayır… Şu bizim gemi. Kazanlar yeterince buhar üretmiyor.”
       “New York’a varmak için çok mu acele ediyorsunuz?”
       “Yok canım! Ben sadece gemi içinde bir araya gelmiş olan garip ve acayip insan koleksiyonundan ayrılacağım için üzülüyorum.”
       “Acayip insanlar mı?” diye soracak oldum.
       Doktor Dean Pitferge;
       “Onları hiç tanımadığınız anlaşılıyor,” dedi. “Bak şu, ayaklarını divan üzerine uzatmış, şapkalarını başlarına geçirmiş olan kaygısız insanlara bakınız. Bunlar Yankeelerdir; Yeni Dünya’nın(14) bu zeki ve faal ürünleri, papazların etkisinde biraz fazla kalsalar da, hapşırdıklarında ellerini ağızlarına kapamak âdetleri yoktur. Ah… dostum! Bunlar inanılmaz insanlardır. Hünerlerini çok para kazanmak için kullanırlar. İki Yankeeyi bir odaya kapadınız mı, bir saate kalmaz, ikisinden birinin diğerinden on dolar kazandığını görürsünüz.”
       “Hesaplarına dalmış gibi görünen şu uzun boylu adam?”
       “O gerçek bir hesapçıdır. Sürekli hesap yapmakla uğraşır.”
       “Problem mi çözer?”
       “Yok canım, servetini hesap eder. Çok zengin olduğu için servetini kuruşuna kadar bilmek zorundadır. On beş dakika önce 1.625.367 buçuk doları varken, şimdi 1.625.367 dolar 25 senti vardır.”
       “Peki, bu fark neden ileri geliyor?”
       “Çünkü yirmi beş sentlik bir puro içmektedir.”
       “Şu… Guguklu saat gibi başını aşağı yukarı hareket ettiren iri boylu adam kimdir?”
       “Bu kişi, Rochesterli ünlü bir istatistikçidir. Her şeyi tartmış, ölçmüş, tahlil ve hesap etmiştir. Bu adamı sorguya çekecek olsanız; size elli yaşında bir insanın hayatında ne kadar ekmek yediğini, kaç metreküp hava soluduğunu söyleyecektir. Temple-Bar’da konuşan bir avukatın sözlerinden kaç formalık kitap yapılacağını, sadece aşk mektupları taşıyan bir kuryenin günde kaç millik yol yürüdüğünü söyleyeceği gibi… Ya da, Londra Köprüsü üzerinden bir saat içinde geçen dul kadınların sayısını da söyleyecektir, aynen Birleşik Devletler vatandaşlarının bir yılda yedikleri sandviçlerden inşa edilmiş bir piramidin yüksekliğinin ne olabileceğini söyleyeceği gibi…”
       Bu esnada, canları sıkılıyormuş gibi görünen genç bir çiftin içeri girmesiyle dikkat kesildim.
       Doktor;
       “Bunlar Perululardır aziz dostum!” dedi. “Bir senedir evli bir çifttir. Balaylarını dünyanın dört bir köşesinde geçirmişlerdir. Düğün gecesi Lima’dan ayrılmışlar, Japonya’da birbirlerine tapmışlar, Avustralya’da sevişmişler, Fransa’da birbirlerini tenkit etmeye başlamışlardır. İngiltere’deki kavgalarının ardından, hiç şüphe yok ki, Amerika’da boşanacaklardır.”
       “Peki, şu anda içeri giren şu uzun boylu, vakur çehreli adam kim?”
       “Bay Hatch, bir Mormondur.(15) Azizler beldesinin önemli konuşmacılarından biridir. Avrupa’da hayli taraftarı vardır. Şu anda Almanya ve İngiltere’de verdiği başarılı konferanslardan sonra ülkesine dönmektedir.”
       Bir konudan bir başka konuya kolayca atlayan Dean Pitferge, bir ara dirseğime dokundu. Salonun kapısına baktım. Kol kola girmiş yirmi iki yaşlarında bir delikanlı ile on yedi yaşlarında genç bir kız içeri giriyorlardı.
       “Yeni evliler mi?” diye sordum.
       “Hayır!” diye yanıt verdi. “Evlenmek için New York’a varmayı bekleyen iki nişanlı. Ailelerinin izniyle Avrupa’da yaptıkları geziden dönüyorlar. Birbirlerini tanıdıklarına o kadar eminler ki! İyi düşünceli ve temiz kalpli gençler… Onları seyretmek insana zevk veriyor. Genellikle, makine dairesine baktıklarını ve istedikleri gibi dönmeyen çarkların devir adedini saydıklarını görüyorum. Ah şu kazanlar! Eğer şu iki gencin kalpleri kadar ateşli olabilselerdi, nasıl yol aldığımızı işte o zaman anlardınız…”
(Çeviren: D. Yılmaz Tekin)
Alt Bilgi Notları:
(14) Yeni Dünya’dan Amerika kastedilmektedir.
(15) Mormonlar: Amerika’da Brigham Young isimli bir şahıs tarafından geliştirilen, 19’uncu yüzyılda bayağı taraftar bulan tarikatın üyeleri. En önemli özelliklerinden biri, birden fazla kadınla evlenmeyi kabul etmiş olmalarıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir