Tarihin İlk’leri (124)
Tarihin İlk’leri (124)

Tarihin İlk’leri (124)

İLK TANK
     Savaşta ilk tank 15 Eylül 1916 günü, İngiliz birlikleri tarafından, Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’nın Somme yöresinde kullanıldı. Başkomutan Sir Douglas Haig, 1 Eylül günü 100 tankı Somme cephesine göndermeyi umuyordu. Ne var ki, imalat sırasında ortaya çıkan bazı aksaklıklar nedeniyle, Eylül başına kadar ancak 49 tank cepheye ulaştırılabildi. Çarpışmalara ise yalnız 32’si katılabildi. Haig, tanklardan yararlanarak savaşı 1916 yılında bitirmeyi amaçlayan müttefik kuvvetlerine katkıda bulunmayı umuyordu. Tankların toplu halde tutulmasını ve düzenli hareket edilmesini istedi. Ama komutanları, onları cephe boyunca dağıttılar. Bazı yerel başarılara karşın, tankların savaşın sona erdirilmesinde önemli bir katkıları olmadı. Haig, yine de 1917 yılına kadar bin tankın üretilmesini emretti.
     Fransız ordusunda tank, ilk kez 16 Nisan 1917 günü kullanıldı. Fakat sonuç, tam bir hezimet oldu. 132 tanktan 57’si daha ilk gün Alman topçusunun yoğun ve başarılı ateşiyle savaş dışı bırakıldı. Tarihin ilk büyük tank saldırısı, 20 Kasım 1917 günü gerçekleştirildi. 378 İngiliz tankı, Hindenburg cephesini yararak 4 mil ilerlemeyi başardı. Fakat Alman topçusu ve hesapta olmayan arızalar, tankların 146’sını durdurdu. 43 tanesi de barikatları aşamadan kaldı. Daha sonra Almanların püskürtme harekâtı sonunda, İngilizler geri çekilmek zorunda kaldılar. 18 Temmuz 1918 günü Fransız savunması, 567 tankla Batı cephesinde büyük bir başarı elde etti ve bu başarı tankın savaşta ne denli önemli bir silah olduğunu vurguladı. Aynı yılın 8 Temmuz günü, 534 İngiliz tankının İkinci Somme Muharebesi’nde elde ettiği başarı, Alman Genelkurmayı tarafından, “Alman ordusunun bu savaşta yaşadığı en kara gün” olarak değerlendirildi.
     İkinci Dünya Savaşı’na kadar bütün Avrupalı uluslar tank silahlarını geliştirmek için olağanüstü çaba gösterdiler. Bu alanda en büyük başarıyı Almanlar elde etti. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında, Alman panzer birlikleri, üstün manevra yetenekleri ve vurucu güçleriyle, savaşın kaderi üzerinde etkili oldular. Tarihin en büyük tank savaşı ise, 1943 yılı Temmuz’unda, Rusya’nın Kurs bölgesinde verildi. Almanlar, 2 bin tanktan oluşan 17 panzer birliğiyle saldırıya geçtikleri Rus askerleri karşısında, çok ağır bir yenilgi aldılar. Böylece tankların üstünlüğü sona erdi. Soğuk Savaş döneminde ise, Avrupa’da NATO’ya ait kuvvetlerin 7 bin tankına karşın Varşova Paktı üyelerinin 20 bin civarında tankı vardı.
ULTRASONOGRAFİ TEKNİĞİNİN İLK KULLANIMI
     Yarasaların, gecenin karanlığında önlerine çıkan engelleri, yaydıkları ses dalgalarının bu engellere çarpıp geri dönmesiyle ayrımsayabildiklerini ilk kez 18. yüzyıl İtalyan bilgini Lazaro Spallanzani anladı. Ses dalgalarının pratik olarak ilk kullanımı ise, İkinci Dünya Savaşı sırasında düşman denizaltılarının yerlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. 1950’li yıllarda, bu tekniğin tıp alanında kullanımı başladı. Glascow kentinden Doktor Ian Donald, anne karnındaki bir bebeğin ultrasonografi yöntemiyle incelenebileceğini buldu. Bu yöntem sayesinde, bugün ana rahmindeki bebeğin kaç aylık olduğu ve pozisyonu, varsa kendisini bekleyen tehlikeler ve hatta ikiz ya da üçüz olup olmadığı, hatta cinsiyeti saptanabilmektedir. Ayrıca, ultrasonografi tekniğinden, karaciğer, akciğer ve kalp hastalıklarının tanımlanmasında da yararlanılmaktadır.
İLK KAPANLAR
     İsa’nın doğumundan 200 bin yıl önce Taş Devri’nde, bugünkü Çekoslovakya’nın bulunduğu topraklarda yaşayan insanlar et ve kemik gereksinimlerini karşılayabilmek üzere mamut avlamak için kapanlar geliştirmişlerdi. Kapanan çene biçimindeki ilk kapan, 1590 yılında İngiltere’de kullanıldı. Bir sonraki yüzyılın başlarında, Almanya ve Hollanda’da da yaygınlaştı. Yaylı çeneler arasındaki demir dişler, bir odun parçası ile birbirlerinden ayrıldıktan sonra iyice kamufle ediliyor, aralarına da bir parça yiyecek konuyordu. Yiyeceğe gelen av, sopayı devirince başı ya da ayakları, çenelerin arasında kalıyor, böylece yakalanıyordu.
     Evlerde bugün de kullanılan fare kapanlarının patenti 1910 yılında İngiltere’nin Leeds kentinden James Henry Atkinson tarafından alındı. Günümüzde besin maddelerinin satıldığı mağazaların en büyük düşmanları olan sinekler, modern teknolojinin son buluşları olan özel kapanlarla yakalanıyor. Bu kapanlarda, yayınlanan ultra-viyola ışınları sinekleri kendine çekiyor ve ekranın önündeki elektrik akımına kapılan sinekler hemen ölüyorlardı. Aygıtın alt kısmında bulunan bir küçük tepsi de, ölen hayvanların çevreye yayılmadan toplanmalarına yarıyordu.
İLK TELESKOP
     Bir Hollanda kenti olan Middelburg’da, 17. yüzyılın başlarında bazı gözlük yapımcıları, teleskoba benzer aygıtlar elde ettiklerini iddia ettiler. Bu iddiaların en güçlüsüyle ortaya çıkan Hans Lippershey, 1608 yılında, teleskop patenti almak için başvurdu. Yetkililerin huzurunda, aygıtını tanıttı. Gerçi buluşu patent verilecek nitelikte bulunmadı ama kendisi bir miktar para ile ödüllendirildi. İtalyan bilim adamı Galilei Galileo da, teleskoba ilişkin söylentileri duymuştu. Kendisine bir teleskop yapmaya karar verdi. 1609 yılında, teleskobuyla gökyüzünü inceledi. Ay yüzeyinin tıpkı yeryüzü gibi engebeli olduğunu gördü. Venüs’ün güneş çevresinde döndüğünü keşfetti. O zaman dünya evrenin merkezi olduğu yolundaki inanışla ilgili olarak kuşkuya kapıldı. Bu kuşkusunun iyice güçlenmesi sonunda, öğretileri 2 bin yıldır dünya üniversitelerinde okutulan Yunan filozofları Aritotales ve Ptolemius’un düşüncelerine karşı savaş açtı. Evrenin merkezi olduğu söylenen dünyanın, aslında güneşin etrafında döndüğünü söyledi ve kilisenin hışmına uğradı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir