Mitoloji ve Tarih-1
Mitoloji ve Tarih-1

Mitoloji ve Tarih-1

     Mit, “tarih öncesi”ne dayanan efsane, söylence olarak tanımlanıyor. Mitoloji ise bir topluluğun efsanelerinin tümü anlamına geliyor. Ne var ki, mitolojinin, insanlık tarihi olduğu gerçeğinin gizlenmesi için ne gerekirse yapılıyor. Neden dersiniz?
     Şöyle de sorulabilir: Mitolojinin insanlık tarihi olduğu ortaya çıkarsa ne olur? Öncelikle, tanrıları insanların yarattığı anlaşılır. Böylece Adem ile Havva hikâyeleri bitiverir. Tüm tanrılar insanların ürünüdür; çünkü insan, binlerce yıl önce, kendisinde var olan yetileri buldu; düşündü, anladı ve kavradı; baktı, gördü ve yorumladı. Kas gücüyle diğerlerini birleştirince, yüceldiğini, daha da büyüdüğünü gördü. Bu güçlerin hemen tamamını, akıl gücüyle yarattığı tanrılarına yükledi. Buna “ödünç verme” denilebilir. Çünkü tanrılarına ödünç verdiği güçleri bir süre sonra geri aldı ve gerçek kişilere, topluluğun önder insanlarına yükledi. Ölümsüzlerle-tanrılarla, ölümlüleri-insanları çiftleştirdi ve yarı-tanrı insanları yarattı.
     İşte söylencelerin hemen tamamı, tanrılara ödünç verilenlerin zaman içinde geri alınmalarının öyküsüdür. Tanrı ışıksa, Ramses ışığın efendisidir; tanrı ateşse, Şaman ateşin efendisidir. Her iki efendi de hülyalıdır, tıpkı yarattıkları tanrılar gibi.
     Ayrıca, mitolojinin insanlık tarihi olduğu ortaya çıkarsa, insan, birey olarak yeniden ortada belirecektir. Bununla birlikte kolektif özne anlaşılır olacaktır. Daha açıkçası, öznellik netleşecektir. Ardından da kadının toplumdaki yeri anlaşılır olacak, sonuç olarak insan, insan olarak belirginleşecektir.
     Mitolojinin insanlık tarihi olduğu gerçeğinin gizlenmesi için yapılanın en yaygın olanı, mitoloji kahramanlarındaki özel güçler ile batıl inançların öne çıkarılmasıdır. Örnek olarak; ünlü Uruk Kralı Gılgamış’ın özel güçleri öne çıkarılınca, insan üstü bir varlığa dönüşüyor. Bu gözle baktığımızda, döneminde ülkesine büyük hizmetler sunmuş bir liderin yaptırdığı su kanallarının, kenti saldırılardan korumak için örülen surların önemini görmemiz önlenir; öküzün çifte koşulması gibi gerçekleri yorumlamamız mümkün olmaz.
     Oysa insan, binlerce yıl önce, bakmış, görmüş ve yorumlamıştı. Günümüzde insanın bakamayan, göremeyen ve yorumlayamayan kişilik düzeyine düşürülmesi, yabancılaştırılma değilse nedir? Bu noktada söylenmesi gerekenin özetinde, çağın büyük hastalığı “körleşme” yer almalı. Körleşmenin panzehri ise benzer görünenler arasındaki farkı ve farklı görünenler arasındaki benzerliği saptamaktır. İşte mitolojiler bu anlamda çok önemlidir.
     Mitolojiye yüklenen olumsuzluklar arasındaki batıl inançlara gelince, bir tek örnek olumsuzluğu çürütmeye yetiyor ve de artıyor. Şaman araştırıldığında, başka bir söylemle, benzer olanların arasındaki fark fark edildiğinde, sorun ortadan kalkıyor.
     Batıl gerçeğe aykırı olandır. Toplulukları yönetenlerin, bazen gerçeğe aykırı olan şeyleri kullandıklarını öğrenmiş olmakla, bugünü görebilir, günümüzde toplumları yönetenleri değerlendirebilirsiniz.
     Şöyle de söylenebilir: Sömürü ve insanları yanıltma, günümüzde geçmişin mirasıdır. Ne var ki, kimi yerde kara bir büyücüye dönüştürülerek sömürünün aracı olabilen Şaman, kimi yerde ve çoğunlukla demircinin yaratıcılığına bürünerek kıvılcımın büyüklüğünü içinde duyumsar. Bu haliyle Şaman, geçmişteki gelecekten başka bir şey değildir.
     Bir de kafaları karıştıran “tarih öncesi” tamlaması var. Bu tamlama ile mitoloji, masal seviyesine indirgenmiş oluyor. Bir diğer söylemle, insanın insan olmadığı dönemin masalı…
    Oysa mitolojinin tanımında yer alan “tarih öncesi” tamlaması önemli bir kandırmaca. Çünkü insanlık tarihinin ilk yazılısı bu döneme ait. Bu nedenle “tarih Sümer’le başlar” deniliyor. Nedeni, bugüne kadarki bulgulara göre, ilk yazılı metinlerin Sümerlere ait olması. İlk hayvan öykülerini de Sümer mitolojisinden öğrenebiliyoruz. Ancak başka belgelerin gün ışığına çıkmasından sonra, ilkler değişebilir.

(Gelecek yazı: Homeros ve Antik Çağ Söylenceleri)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir