YazarYılmaz

Ama İki Yüz Doksanıncı Gece Olunca

     … ve Halife ona, Ebu-Nuvas’ı giysilerinden sıyırmasını ve sırtına bir semer vurmasını, boynuna bir yular, karnına da bir mahmuz takmasını ve onu böylece koşumlanmış olarak gözdelerin ve öteki cariyelerin bulunduğu tüm köşklerin önünden geçirmesini; böylece sarayda bulunan herkesin gülme konusu olmasını; sonra da kente götürüp kentin kapısına ulaştırmasını ve tüm Bağdat halkının...

Ama İki Yüz Seksen Sekizinci Gece Olunca

     Demiş ki;      “Dal bu denli hoş salınırsa, kuşların şakıması da o denli güzel olmaz mı?” diye haykırmış.      Bunun üzerine genç çocuk salona girmiş. Gerçekten çok güzel bir çocukmuş ve üst üste ve değişik renklerde üç urba giyinmiş bulunuyormuş: İlki tamamıyla beyaz, ikincisi al, üçüncüsü kara.      Ebu-Nuvas ilkin beyaz giysiyi görerek ruhunda esin ateşinin tutuştuğunu...

Anadolu’dan Yerel Atasözleri (2)

Adana * Çocukluğunu bilmeyen çocuğu ile düzenlik edemez! * Göç geri dönende, kötü eşek kervanbaşı olur! * Bıçak sapını yontmaz! * Balık gölüne göre büyür! * Suyun çağlamazından, insanın söylemezinden kork! Ağrı * Bağ dua değil, çapa ister! * Başkasının avlusundan su içen kanmaz! * Çek cefayı, gör sefayı! * Dilim, ettin beni dilim dilim! * Tor atın tekmesinden korkmalı! Amasya * Acı acıya, su...

Türk ve Dünya Edebiyatından Roman Özetleri (FİHRİST)

001. İhtiyar Adam ve Deniz / The Old Man and The Sea (Ernest Miller Hemingway) 002. Beyaz Balina / Moby Dick (Herman Melville) 003. Mohikanlar’ın Sonu / The Last of The Mohicans (James Fenimore Cooper) 004. Tom Amca’nın Kulübesi / Uncle Tom’s Cabin (Harriet Beacher Stowe) 005. Ölü Canlar / Myortvyje Dushi (Nikolai Vassilievich Gogol) 006. Monte Kristo Kontu / Le Comte de Monte-Cristo (Alexandre...

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (79)

057. Brave New World/Cesur Yeni Dünya         Aldous Huxley (İngiltere, 1932)        Huxley, romanında, 1920’lerin savaş sonrası dünya atmosferi ile ahlaki ve ideolojik bir dizi karmaşasını tanımlamaya çalıştı. “Brave New World”, hiciv ağırlıklı, çağın oldukça başarılı ve en etkili bilim-kurgu romanlarından biridir.        Dünya Savaşı sonrasında, Batı toplumunun tamamı geleneksel değerleri...

Gelin-Kaynana (Bir Hemşin Efsanesi)

     Aşağıda aktaracağımız efsanenin geçtiği kabul edilen yer konusunda farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bunlardan bir tanesi, Rize’nin Hemşin ilçesinin Akyamaç Köyü civarında olduğu şeklindedir.      Vaktiyle çok yaşlı bir kadın uzak bir köyden gelin getirir. Gelin çok huysuz ve uyumsuz birisidir. Kendisi at sırtında düğün kafilesi ile birlikte gelirken, köye yaklaştıklarında kaynanasına...

Henrı Mıchaux (Uzak Bir Ülkeden Yazıyorum Size)

Burada, diyor, yalnız ayda bir görüyoruz güneşi, o da pek kısa bir süre için. Gözlerini ovuşturuyorsun, günlerce önceden. Ama bo­şuna. Değişmiyor hava. Saati gelmeden görünmüyor güneş. Sonra yapılacak sürüyle iş var aydınlık kaldıkça, öyle ki birbirimi­ze bakacak zaman bulamıyoruz bu yüzden. Tatsız olan, geceleri çalışmak gerektiğinde, ki gerekiyor, dur­madan cücelerin doğması.  Kırlarda...

Petronıus Arbıter (Gecenin Sessizliğinde)

Gecenin sessizliğinde uzandı yanıma yorgun gözlerimi uyku karartmadan. Acımasız aşk saçlarımı kavrayıp nöbetini tutmam için beni uyardığında. “Ey benim bin sevdalı kölem, gönlün razı mı burada yapayalnız yatmaya?” Birden fırladım yalın ayak ve çıplak, ama ne yönümü biliyorum, ne de yolumu, Koşsam da beklesem de boşuna; dönmeye de, kalmaya da yüzüm yok. Her yer sessizlik içinde...

Asklepıades (Yağmurlar Yağdıran Zeus’a)

Bütün gece yağmur, bir deli poyraz,
Sonra şarap, yalnızlıktan dolaşan ayaklarım:
Bağırıyorum… “Mashos, canım benim!”
(Yürü, yürü koca sokak boyunca, bir dost kapısı bile yok…)
Yağmurdan sırılsıklam… Bağırıyorum:
“Bunun sonu yok mu, Zeus?
Ulu Zeus, acı bana! Sen âşık olmadın mı hiç?”

Alkaıos (Yiğit Kişiler)

Ne güzel damlı evler,
Ne yıkılmaz duvarlar,
Ne de gemilerin sığındığı limanlardır
Bir şehri şehir yapan. 
Şehri güçlü insanlar şehir yapar.
Ne taşlar, ne kirişler,
Ne de usta dülgerler. 
Bilirse, yiğit kişilerdir
Kılıçla kargıyı kullanmayı bilenler.
Ve ancak böyle insanlarla kurulur
Şehirlerle duvarlar.

Üç İngiliz’le Üç Rus’un Afrika Maceraları-23 (Jules Verne)

ZAMBEZİ ŞELALESİ        İngiliz ve Rus bilim adamlarının oluşturduğu ekip, uzun ama rahat bir yolculuktan sonra Nisan ayının başlarında, Zambezi Nehri üzerindeki Viktorya Şelalelerine(15) varmış bulunuyordu.        Toplam olarak on sekiz ay süren ve bir şelaleden başlayıp, bir diğerinde biten bu yolculuk, görevin başarılmasıyla tamamlanmıştı. Bulunan netice; ortalama ısının 61 fahrenhayt(16)...

Şair Ebu-Nuvas’ın Serüveni

     Anlatırlar ki, ancak Tanrı doğrusunu bilir, gecelerden bir gece, uykusu kaçan ve ruhu tedirgin olan Halife Harun Reşit, sarayından tek başına dışarı çıkmış ve can sıkıntısını gidermek için bahçelerin bulunduğu yörede bir gezinti yapmaya gitmiş. Böylece, kapısı açık, ama eşiğinde uyuyan bir hadımağasının gövdesiyle önü kesilmiş bir köşke ulaşmış. Kölenin gövdesinden atlayarak bu köşkün...

Tarihin İlk’leri (57)

İlk Yapay Eklem      Orta yaşı aşan pek çok insanda, eklem yerlerinde, özellikle kıkırdak kesimlerinde aşınma ve yırtılma sonucu çeşitli organizma bozuklukları ortaya çıkar. Kalça eklemleri, bunlar arasında en yaygın biçimde hasar görenidir. 1960 yılında İngiltere’nin Lancashire kentinde mühendis ve cerrah John Charnley, hastalarına yeni bir yapay eklem yerleştirmeyi başardı. Kalçaya konan bu...

Hemofili ve Trombosit

     Belirtileri:      Kalıtsal veya daha sonra kazanılan bu hastalıklar anormal kanamayla kendini belli eder. Kanama burunda, ağızda, vajina, rektum ve vücudun diğer organlarında olabilir. Deri altından ve eklem yerlerinden de kanama görülebilir.      Sebepleri:      Hemorojik durumlara küçük kan damarlarının gevşekliği, kandaki anormal durumlar ve pıhtılaşma faktörleri sebep olur.      Kan, kan...

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (78)

056. Mrs. Dalloway/Bayan Dalloway         Virginia Woolf (İngiltere, 1925)        Bayan Dalloway, modernist geleneği olan dış eylem yerine iç dünyanın boyutlarını vurgulayan bir eserdir. Bununla birlikte, karakterlerin düşüncelerine, arka planda Birinci Dünya Savaşı sonrası yıllarıyla ilgili sorunların tümüne yer vermiştir. On dokuzuncu yüzyıla ait değerleri ve gelenekleri yerle bir eden Büyük...

Dünya Düşünürlerinin Düşünceleri (7)

* Hayat bir aynadır, gülümsersek o da bize gülümser! * Cevizi yemek isteyen, kabuğunu kırmaya mecburdur! (Plautus) * Bir konuda karar vermek, bir sonuca varmaktır. Ancak bu her şeyi yapmak anlamına gelmez! (Bacon) * Ah insanın hiç uykusu gelmese… Bu sürede o kadar çok iş yapılabilir ki! * Size başkalarından bahseden kimseye geveze, kendinden bahsedenlere tıraşçı, sizden bahsedenlere ise...

İslam Düşünürlerinin Düşünceleri (6)

* Nefsi, yapması gereken şeyle, yani ibadetle meşgul et! Yoksa o seni yapılmaması gereken bir şeyle, yani haramla meşgul eder! (Hallâc-ı Mansûr) * Cömert efendi olur. Cimri hor olur. Bu âlemde kardeşinin iyiliğini kendinden önce düşünen, öbür âlemde daha iyisini bulur! (Hz. Hüseyin) * Kimseyi dünyevî bir çıkar için sevme. Kızman da Allah için olsun! (İmam Şa’rânî) * Çocuklar masal söylerler...

Üç İngiliz’le Üç Rus’un Afrika Maceraları-22 (Jules Verne)

NICOLAS PALANDER’İN HİDDETİ        Artık Makololo tehlikesi kalmadığından, gölün sakin sularında ilerleyen gemi içindeki heyet elemanları, kaç ayın yorgunluğunu çıkarırcasına kendilerini dinlenmeye bıraktılar. Bütün çalışmalar defterlere yazılmış, görev tamamlanmıştı.        Karşı sahile çıkıldığında, sekiz gün önce dağa gönderilen ekiple buluşuldu ve hemen ormanlık bir bölgenin kenarında kamp...

Ama İki Yüz Seksen Yedinci Gece Olunca

     Demiş ki;      Canayakın, Halife’nin önünde eğilip yeri öpmüş ve “Tanrı Halife efendimiz hakkında lütuflarını arttırsın! Ama kölesi, eski efendisinin evine dönmeyi dilemektedir!” diyerek yanıt vermiş.      Halife, seçime hiç kızmadan, hemen onun isteğine boyun eğmiş ve armağan olarak ona, fazladan beş bin dinar vermiş ve “Manevi bilimlerde ustalık gösterdiğin gibi...

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (77)

055. A Passage to India/Hindistan’a Bir Geçit         E.M. Forster (İngiltere, 1924)        İngiliz sömürgeciliğinin sonunu ve sömürge sonrası Hindistan’ın bağımsızlığının başlangıcını Forster’in son romanı, kuşkusuz en iyi çalışmalarından biridir. Eser, sadece geçmişteki İngiliz egemenliğini değil, gelecekte kendi kendini yönetecek olan Hindistan’ın geçiş dönemini ve umutlarını derinden ele alır...

Üç İngiliz’le Üç Rus’un Afrika Maceraları-19-20-21 (Jules Verne)

YA İŞİ BİTİRMEK YA DA ÖLMEK        Altıncı ve son aşama bitirilmek üzereydi. Son nirengi noktası, kuzeyde bulunan Ngami Gölü’nün hemen yakınında yükselen Skorzef Dağı’nın tepesine dikilecekti.        Albay Everest;        “Bu çalışma sonucunda, görevimiz tamamlanmış olacak… Hepinize, verimli çalışmalarınız için teşekkür ediyorum arkadaşlar,” dedi.        Tam bu sırada, Skorzef Dağı’nın...

Ama İki Yüz Seksen Altıncı Gece Olunca

     Demiş ki;      Bilgin sözünü, “Bana ateşin çeşitlerinden söz et!” diyerek sürdürmüş.      Kız, “Ateş vardır, yer ama su içmez: bu yeryüzünün ateşidir; bir de cehennem ateşi vardır; içen ama asla yemeyen ateş de güneşin ateşidir; bir de yemeyen, içmeyen ateş vardır; bu da ayın ateşidir!” diye yanıt vermiş.      “Şu bilmecenin yanıtı nedir: İçtiğim zaman...

Habib Baba (Bir Erzurum Efsanesi)

     Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.       Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda Erzurum’dan İstanbul’a gelmiştir.  Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider… Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak… Bedenini de...

Romanın Toplumsal Etkisi – Kaynak Kitap (76)

054. The Good Soldier/İyi Asker         Ford Madox Ford (İngiltere, 1915)        Ford Madox Ford’un başyapıtı olarak kabul edilen “The Good Soldier”, yazarın kırk iki yaşındayken yazdığı, geçmiş dönemin hilekârlık ve entrika ile karışık bir ortamda yaşayan temsili bir karakterin psikolojik bir karakterin portresini sunar; can çekişen bir dönemin değerlerinin ve entrikalarının sona ereceği...

Tarihin İlk’leri (56)

İlk Yarım Ton Baskı İşlemi      Yarım ton baskı işleminin mucidi, İsveçli Carl Gustaf Wilhelm Carleman’dır. Carleman, geliştirdiği bu yeni tekniğin ilk örneklerini, 1871 yılı Mayıs ayında Stockholm’de yayınlanan Photography by Typhographic Printing Press’te sergiledi. Bunların içinde en ilgi çekeni, iki kadın ve bir çocuğu göl kıyısında yürürken gösteren fotoğraf oldu...

Üç İngiliz’le Üç Rus’un Afrika Maceraları-16-17 (Jules Verne)

MUHTELİF OLAYLAR        İngilizler hemen ertesi günü, sabah erkenden kasabadan ayrıldılar. Ruslar da kendi yollarına devam ettiler. Buşiman İngilizlerle kalmış, avcı arkadaşı Murray’dan ayrılmamıştı. Yine onunla birlikte avlanıyordu…        Yine bu av günlerinden birinde Mokum, uzaktaki bir karaltıyı işaret ederek;        “Bay Murray, bakın bir ‘Şükuru’!”(10) dedi.        Murray;       ...

Ama İki Yüz Seksen Dördüncü Gece Olunca

     Demiş ki;      “Şimdi soru sorma sırası bende! Yıldızların ayrıma uğradığı üç sınıf hangileridir?” diye eklemiş.      Bilgin, epeyce düşünmüş ve gözlerini gökyüzüne kaldırmış; ama sıkıntıdan kurtulamamış. Bunun üzerine Canayakın, onun harmanisini sırtından aldıktan sonra, kendi sorusunu yine kendi yanıtlamış: “Yıldızlar, kendilerinden hangi maksatla yararlanılacakları göz...

Ama İki Yüz Seksen İkinci Gece Olunca

     Demiş ki;      “… Yumurtanın sıcaklığıyla koyulaşıp saydamlaşan, kokusu hurma ağacının özsuyunu hatırlatan bir sıvıya dönüşür” demiş.      Bilgin, “Büyük bir anlayışla verilmiş bir yanıt bu!” diye haykırmış. “Ama, benim sana sormak istediğim iki soru daha var ve başka da olmayacak. Bana, ancak hapsedildiği zaman yaşayan ve özgür havayı soluyunca hemen ölen...

Üç İngiliz’le Üç Rus’un Afrika Maceraları-13-14-15 (Jules Verne)

ATEŞİN YARDIMIYLA        Çalışmalar gece-gündüz devam ederken, 1 Ağustos tarihinde bu kez önleri büyük bir ağaçlık tarafından kesildi. Burası, meşhur “Ravuma Ormanı” idi. Grup şefleri, ormanın sağından ya da solundan geçilsin diye her zamanki tartışmalarına başladılar. Bu gereksiz tartışma akşam karanlığına kadar devam ettiyse de, hiçbir netice alınamadı.        Aslında bu o kadar da önemli bir...