YazarYılmaz

Tarihin İlk’leri (93)

OTOMOBİL SAHİBİ İLK SARAYLI      Osmanlı Prenslerinden Sultan Osman’dır. 1888 yılında, Leipsic Zeitung gazetesinde, Magnus Volk’s firmasının deneme niteliğinde çıkardığı elektrikli otomobillerle ilgili bir haber okuyan Sultan Osman, bu arabadan bir tane almaya karar verdi. Aynı yılın 4 Temmuz günü İstanbul’dan İngiltere’ye şu telgraf gönderildi: “Brighton Electric...

Uzun Kızlar Efsanesi (Bir Ordu Efsanesi)

     Yüzlerce yıl önce Mesudiye yöresinde üç Türkmen kardeş yaşarmış. Bu kardeşler, kış mevsiminde Mesudiye yöresinin kuytu ve sıcak yerlerinde, yaz mevsiminde de yüksek yaylalarında yaşamlarını sürdürürlermiş. Her üç kardeşin de sürülerce koyunları ve yüzlerce atları varmış.      Karababa, Karaaslan ve Eriçok adındaki bu üç kardeş, çanlı kelekli koyunları, yağız at sürüleriyle mutlu bir şekilde...

Robinsonlar Okulu-18 (Jules Verne)

ON SEKİZİNCİ BÖLÜM        Yangın bütün gece boyunca devam etti ve giderek büyüyen alevler, koca ağacın alt dallarına da sıçradı. Yükselen alevlerden ve çıkan koyu dumandan ürken hayvanlar geri çekildiler fakat pek uzağa gitmediler. Müstakbel avlarını beklemekte kararlıydılar…        Üst dallara tırmanan Robinsonlar için, tanrıya dua etmekten başka bir şey kalmamıştı. Talihsizlik bir kere...

Robinsonlar Okulu-17 (Jules Verne)

ON YEDİNCİ BÖLÜM        Godfrey, dönüş yolunda adada kendilerine görünmeyen ya da görünmek istemeyen bir kişinin daha bulunduğunu düşünüyor ama bunun kim olduğunu tahmin edemiyordu. Kendini hiç bu kadar endişeli, kararsız ve çaresiz görmemişti. Adada bir şeylerin döndüğünü hissediyor fakat mevcut gizemi bir türlü çözemiyordu.        Eve yaklaştıkları sırada, korkmuş bir insanın imdat çığlıklarını...

Ama Dört Yüz Ellinci Gece Olunca

     Demiş ki:      …İkisi birden çeşmenin mermer basamaklarından birine oturmuşlar; saka, tulumunu yere koymuş ve şu öyküyü anlatmış:      Bil ki, benim cömert efendim, babam, Kahire’deki sakalar birliğinin kâhyası idi. Evlere büyük miktarlarda su sağlayan büyük sakaların değil, benim gibi tulumunu sırtında taşıyarak küçük iş gören sakaların. Babam ölünce, miras olarak bana beş deve...

Ama Dört Yüz Kırk Dokuzuncu Gece Olunca

(Cıva Ali’nin, Delile ve Kızı, Delile’nin Kardeşi Balık Kızartıcısı Zurayk ve Büyücü Yahudi Azarya İle Serüvenleri)      İşittim ki, ey bahtı güzel şah, Bağdat’ta, Güve Ahmet ve Felaket Hasan’ın yaşadığı dönemde, güvenlik görevlilerinin hiçbir zaman yakalayamadığı kurnaz bir hırsız varmış; çünkü görevliler tam onu yakaladıklarını sandıkları sırada parmaklarının arasından tutulması güç...

Diş Hekiminden Yararlanma

     Muayene     Doktorunuz muayenehanesinde iken röntgen veya özel metotlarla tüm gerekli testleri yapacaktır. Bazı durumlarda bir uzmana başvurmanızı da isteyebilir. Diş hekimi; boşlukları, diş eti iltihaplanması olup olmadığını, dişlerin genel durumunu, çene kemiği ve mukoza zarını kontrol edecektir.      Tedavi      Eğer bir problem varsa doktorunuz hemen bu duruma dikkatle eğilecektir...

Bektaşinin Biri (10-Tanıtım)

     EDEBİYAT/FIKRALAR/Bektaşi’nin Biri kategorisinde yer alan 9 adet dosya içeriğinde; toplam olarak 58 adet Bektaşi fıkrası yer almaktadır. Okuyanı içten gülümseten, düşündüren, düşündürürken sorgulatan bu fıkraları mutlaka okuyunuz…

Tarihin İlk’leri (92)

İLK LOKANTA      “Champ d’Oiseau” adıyla Mösyö Boulanger tarafından 1765 yılında Paris’te açıldı. Dükkanın girişine Latince bir özdeyiş yazılmıştı: “Venite ad me, omnes qui stomacho laboratis et ego restaurabo vos.” Bu sözlerin anlamı şuydu: ‘Siz ey midesi guruldayanlar… Bana gelin, iyileştireyim.”      Bu özdeyişteki “Restaurabo...

Güllü Baba Efsanesi (Bir Niğde Efsanesi)

     Selçuklu Sultanı bir doğu seferine çıkar. Mevsim kış olduğundan yollar kapanır, ordu Küllüce köyü adı verilen yerde kalır. Askerler soğuktan ve açlıktan kırılmak üzeredir. Tipi biraz azalınca Sultan, karşıda bir kulübe görür. Atını sürer, kapıyı çalar. İçeride ak sakallı , nur yüzlü bir Türkmen kocası, ocakta çorba kaynatmaktadır.      Sultan daha kendini tanıtmadan yaşlı adam konuşmaya...

Deliklikaya Efsanesi (Bir Artvin Efsanesi)

     Eski Kral Yolu güzergâhının Barh (Balcılı) köyü içinden geçtiği söylenir. Bu güzergâhta, “Deliklikaya” denilen bir yer vardır.      Efsaneye göre, Kral askerleriyle beraber bu yoldan geçerken, büyük bir kaya kütlesinin üzerlerine doğru düşmekte olduğunu görünce, “Dur mübarek taş! Askerim altında kalacak!” deyip, eli ile kayanın düşmesini engeller. Kral ve askerleri geçene kadar da düşmez...

Robinsonlar Okulu-16 (Jules Verne)

ON ALTINCI BÖLÜM        Ada içinde vahşi bir hayvanın görülmesi, hiç de iyi olmamıştı. Üstelik bu hayvan ufak boyutlarda bir hayvan da değildi. Zavallı Tartelet’in duyduğu korku, yüzünden okunuyordu. Geçen günler zarfında, değişik yerlerde başka hayvanlar da görmüşlerdi.        Godfrey, aldığı koruma önlemlerinin yeterli olmadığını düşünüyor, belki de uzun bir süre dışarı çıkmamalarının yararlı...

Robinsonlar Okulu-15 (Jules Verne)

ON BEŞİNCİ BÖLÜM        Godfrey tarafından ayağa kaldırılan yerlinin, zeki biri olduğu ve bu özelliğine sevimli ve sıcak bakışlarının da karıştığı hemen anlaşılıyordu. Kazazedelerin kullandığı İngilizceyi bilmemesine rağmen, kendisiyle anlaşma yolları yine de bulunabilirdi.        Tartelet, öğretmen olması sıfatıyla, bu konuda iddialı konuşmuş ve yerliye en kısa zamanda İngilizce öğretmeyi...

Ama Dört Yüz Kırk Sekizinci Gece Olunca

     Demiş ki:      Delile’yi birlikte götürmüş ve Divan’a Halife’nin huzuruna çıkarmış. El-Reşit, bu şeytansı yaşlı kadının içeri girdiğini görünce, onun hemen kan halısının üzerine yıkılıp başının vurulması buyruğunu haykırmaktan kendini alamamış. Felaket Hasan da Halife’nin elini öperek ona, “Onu bağışlayın, ey Emir-ül-Müminin! Ona güvence sağlamıştınız. İşte...

Ama Dört Yüz Kırk Yedinci Gece Olunca

     Demiş ki:      Güve Ahmet’e ve kırk okçusuna gelince; iki gün, iki gece süresince uyumuşlar; üçüncü günün sabahında olağan dışı uykularından uyanınca, ilkin orada bulunmalarının nedenini bilememişler ve sonunda, kendilerine bir oyun oynanmış olduğundan artık kuşku duymamışlar. O zaman kendilerini çok alçalmış hissetmişler; özellikle Güve Ahmet, Felaket Hasan’a karşı büyük bir...

Ama Dört Yüz Kırk Altıncı Gece Olunca

     Demiş ki:      O zaman, tatlı ve aydınlık yüzünde koyu renkli gözleriyle ince ve bükülgen bir kız olan Zeynep, hemen ayağa kalkmış ve büyük bir incelikle giyinmiş, yüzünü de, gözlerinin parıltısını daha yumuşak ve çekici yapan ipek muslin bir peçeyle örtmüş. Böylece giyindikten sonra gelip anasının elini öpmüş ve ona, ” Anne, dokunulmadık ve kapalı kilidim üzerine yemin ederim ki, kırk...

Ama Dört Yüz Kırk Beşinci Gece Olunca

     Demiş ki:      Hepsini birlikte Bağdat’a, Emir-ül-Müminin Halife Harun Reşit’in sarayına götürmek zorunda kalmış. Onların dinlenmesi kabul edilmiş ve ilk şikayetçilerden biri olan Sokak Döveci’nin onlardan önce geldiği Divan’a girmişler. Halife, böylesi işleri kendisi ele almakla, onları birbiri ardından sorgudan geçirerek işe başlamış:      İlkin eşekçiyi, en sonra...

Narlıgöl Efsanesi (Bir Aksaray Efsanesi)

     Aksaray’a çok yakın bir yerde, Gülağaç’ın Sofular Kasabası’nda birbirlerini çok severek evlenmiş bir çift ve onların yeni doğmuş bebekleri, küçük, yoksul bir evde yaşarlarmış.      Zaman gelmiş ve genç koca karısını ve bebeğini bırakıp askere gitmek zorunda kalmış. Zaman geçmiş, kış bastırmış. Fırtınalı bir günde köyün girişinde uzun beyaz sakallı, bastonlu, yaşlı bir adam belirmiş. Bitkin...

Uzun Mehmet (Bir Zonguldak Efsanesi)

    Sanayi devriminden sonra önem kazanan kömür; Osmanlı padişahı II. Mahmut’un “Memalik-i Şahane dahilinde siyah taşın taharrisi” adlı fermanıyla ülke ve il gündemine girmiştir.      Karadeniz Ereğli’nin Kestaneci Köyü’nden olan Uzun Mehmet askerlik iznini kullanmak üzere köyüne gelir. Askerdeyken gördüğü kömürü yöresinde aramaya başlar. Buğday öğütmek için gittiği değirmenin (Köesağzı mevkii...

Robinsonlar Okulu-14 (Jules Verne)

ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM        Aradan geçen bir aylık süre zarfında, normal yaşantılarını sürdürdüler. O gün Tartelet, her nasılsa tek başına midye ve istiridye toplamaya gitmişti. Godfrey onun, dönüş yolunda olanca kuvvetiyle koştuğunu ve bir taraftan da;        “Yamyamlar, yamyamlar! Orada… Kayıklarıyla gelmişler!” diye bağırdığını duydu.        Bu ciddi bir durumdu. Telaş içinde;        “Kayık...

Robinsonlar Okulu-13 (Jules Verne)

ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM        Feci bir deniz kazasının ıssız bir ada üzerine attığı kazazedeler, bundan sonra olumsuz koşulların değişebileceğini düşünüyorlar ve temin ettikleri bu malzemelerle daha rahat bir yaşantı sürdüreceklerine inanıyorlardı.        Şimdi sıra, malzemelerin taşınmasındaydı. Her ikisi de, içlerindeki sevinci bastırmaya gerek görmeksizin, güle oynaya, tüm eşyayı barınaklarına...

Ama Dört Yüz Kırk Dördüncü Gece Olunca

     Demiş ki:      “Senin, kardeşim, o harika Bağdat’ta oturduğun sırada, tattığın en iyi şey ne oldu?” diye soruyormuş. Öteki, kısa bir süre sustuktan sonra, “Ben, vallahi, orada yağda kızartılıp arasına bal ve üzerine kaymak konmuş pişi yedim! En çok sevdiğim şey bu oldu! Kuşkusuz Bağdat’ta başıma gelen en tatlı olay bu!” demiş. O zaman öteki, tavada...

Ama Dört Yüz Kırk Üçüncü Gece Olunca

     Demiş ki:      “Yallah! Gel bakalım bizimle birlikte Halife’nin yanına!” diye haykırmışlar. Bunun üzerine vali, “Siz köle değilseniz, dolandırıcı ya da hırsız olmalısınız! Bu yaşlı kadını konağıma siz getirdiyseniz, onunla bu dolandırıcılıkta işbirlikçisiniz demektir! Ben de sizin her birinizi yabancılara yüzer dinara satarım!” demiş.      Onlar böyle...

Diş Gelişimi

     Yeni Doğan Bebeklerde;      Yeni doğan bebeklerde çenede 20 diş için yer bulunmaktadır.      1,5-2 yaşlarda, bebeklerin çoğunluğunda dişler ortaya çıkar. Diğer dişlerin yeri korunur.      6 yaşta, hemen hemen bu yaşlarda ilk azı dişi bebeklik dişlerinin arkasında çıkar.      10 yaşta, 12 yaşına kadar bebeklik dişleri düşer, yerine sürekli/sabit dişler çıkar.      15 yaşta, bu yaşa kadar akıl...

Tarihin İlk’leri (91)

İLK YAĞMURLUK      Fransız Ginesi’nde, Cayenne’deki başmühendis François Fresnau tarafından yapıldı. Fresnau, 1747 yılında, Aprouage’de, kauçuk ağaçlarını gördü. Eski bir pardösünün dış yüzeyini, bu ağaçların salgısıyla tamamen sıvayarak su geçirmez hale getirdi.      Satış için üretilen ilk yağmurluk ise 1821 yılında Covent Garden’da G.Fox tarafından pazarlandı. Bu...

Kaybolan Nehir Efsanesi (Bir Bayburt Efsanesi)

     Bayburt ilinin Maden bucağına bağlı Taht köyünde, kuzey ve güney istikametinde uzanan pek çok tarihi kalıntılar vardır. Bu kalıntılar anlaşıldığına göre bir kilise ve pek çok eve aittir. Bu kalıntıları gezmek bir saat zaman almaktadır. Bunlardan kuzeydekilere Gobdat, güneydekilere ise Hörsenk adı verilir. Bu adların vaktiyle kurulu olan mahallelere ait olduğu söylenir. Hörsenk ile yine o...

Robinsonlar Okulu-12 (Jules Verne)

ON İKİNCİ BÖLÜM        Ne kadar uyuduğunu tahmin edemiyordu. Kalktığında, güneş oldukça yükselmişti. Kayalıkların arasında tesadüfen bulduğu iki martı yumurtası ile klasik sabah kahvaltısını yaptı. Sonra tekrar yola koyuldu.        Deniz kazası sonrasında, karaya çıktığı yere göre daha düzgün olan bu sahiller hem kumluk hem açıklıktı. İnsanın uzak mesafelere kadar gözlem yapmasına olanak...

Ama Dört Yüz Kırk İkinci Gece Olunca

     Demiş ki:      “Ah eşeğim! Vah azı dişlerim!” diyerek sızlanıp duruyormuş.      Böylece kentin çeşitli semtlerinde dolanıp durmuşlar; ama ansızın bir sokağa dönüp girerken, karşılarına çıkan Fındıkçı Delile’yi bu kez de ilkin görüp tanıyan yine eşekçi olmuş; çünkü içlerinde onun adını ya da oturduğu yeri bilen başka kimse yokmuş. Ve onu görür görmez eşekçi, “İşte...

Pir Cemal Abdal (Bir Karabük Efsanesi)

     Delikan Köyü’nde oturan Pir Cemal Abdal, Peri Suyu kıyısına gelir ve biraz uzakta olan asma köprüye gitmeyip cüppesini çıkararak suyun üzerine atar. Cüppeye binerek karşıya geçer. Bu sırada Bağin Kalesi Beyi’nin kızı sarayının penceresinden bu olayı görür. Hayretler içinde kalan bey kızı koşarak olayı babasına anlatır. Bey hemen adamlarını göndererek  Cemal Abdal’ı yakalatır ve sarayına...

Tekfur Kızı Eleni Efsanesi (Bir Yalova Efsanesi)

     İstanbul Tekfuru Yanko’nun kızı Eleni iyileşmez bir hastalığa yakalanır. Hekimler, bilginler, Tekfura gelerek kızının iyileşmeyeceğini söylemişler. Tekfur buna çok üzülür.      Günden güne çirkinleşen, zayıflayan güzel Eleni de insanlardan sürekli kaçar, günlerce tek başına odasına kapanır. Tekfur, kızının da isteği üzerine Eleni’yi Termal’e yollar ve orada insanlardan uzak ölümü beklemeye...