YazarYılmaz

DECAMERON-80 (Yetmiş Beşinci Hikâye)

     Ankona’lı hâkimler Floransa’da nadir değildir. Bunlar, o kadar sefilane yaşarlardı ki, aç kalmış görünürlerdi. Bu sebeple maiyetlerinde kendilerine benzeyen adamları kullanırlardı.      Nikola da bunlardan biriydi. Hâkimden ziyade değirmenciye benzerdi. İşleri olmamakla beraber bazı kimseler yine oraya giderlerdi. Bir gün Masso da, bir dostunu aramak üzere gitmişti. Nikola...

Ne Arap’ın Yüzü… (61)

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (7)      Muska(1) kötü nazarlar için en iyi koruyucudur. Muskalara değişik isimler verilmiştir. Örneğin; “hijâp”(2) bir perdeyle korumak anlamına gelir. “Hirz” ise, kötülüklere karşı muhafaza demektir.      Muskalar, insan vücudunda, yatak köşelerinde, gardıroplarda muhafaza edilir. Muskalar saklı kaldıkları sürece daha etkilidir. Çünkü onların...

Romanın Toplumsal Etkisi-Kaynak Kitap (2)

       SOSYAL PROTESTO OLARAK ROMAN        Bu kitap, insanların kendilerini ve toplumun gücünü kabul ettirmede etkili olan çok sayıdaki romandan 200 adedini inceler. Bu eserlerin çoğu dünyanın entelektüel ve sosyal tarihinin önemli basamaklarıdır.        On sekizinci yüzyılda modern romanın görünümü, sosyal reformun temel içeriğinden ayrılmaz bir biçimde, sosyal vardiya ile sosyal ve ideolojik...

Tarihin Bilinmeyenleri (Tarih Yanlışlıklarını Kanıtladı-1)

     Konuya kıyısından köşesinden de olsa bulaştıkları için, daha iyi fikir sahibi olması gereken kişilerin teknoloji hakkındaki yanlış yorumlarından bazılarını aşağıya almak istedik:      “Sanırım beş bilgisayarlık bir dünya pazarı var” (Thomas Watson, IBM Başkanı, 1943)      “Gelecekte bilgisayarlar belki de 1,5 tonun altında olacaklar” (Popular Mechanics, 1949)     ...

DECAMERON-79 (Yetmiş Dördüncü Hikâye)

     Fiyosole eskiden güzel bir şehirdi. Sonradan harap olmuşsa da yine de bir baş papazı vardı.      Büyük kilisenin yanında Piccarda isminde bir dul kadının arazisi ve bir küçük evi bulunuyordu. İki kardeşiyle beraber kadın bu evde otururdu. Kadın sık sık kiliseye giderdi. Genç ve güzel olduğu için bir rahip ona delice âşık olmuştu. Rahip nihayet bir gün aşkını ilan etti, onun da kendisini...

Metin Altıok (Sarıl Bana)

Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli senden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken, Var olan aşınıyor azar azar zamanla.  Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anılarım kar topluyor inceden, Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu, Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken.  Sevgiden caydığım yerde...

Can Yücel (Öyle Bi…)

Temiz gömleğimi giydim talimden sonra Ayaklarını yıkıyor çeşme başında erler İşte sen öyle bir serindin Tuzladan kaptılarla inerken şehre ne güzel şey sivil denmesi çıplağa Ve gün-açık penceresinden meşelerin Yamacın kuytusuna sokulmuş mavi Ufacık bi parça deniz gibiydin  Şipka biberleriyle konmuş okulun camlarına Arnavut Köyü’nün o muhacir güneşi İşte sen öyle bi cumartesiydin Sahanlıkta...

Turgut Uyar (Çokluk Senindir)

özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir  suya giden bir adam meselâ omuzunu eğri tutsa güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir  ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir  kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir  bir deneyli geçmişi...

Yahya Kemal Beyatlı (Geçmiş Yaz)

Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,
Her anını, her rengini, her şi’rini hazdan,
Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle!
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan 
Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtap… iri güller… ve senin en güzel aksin…
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde!

Ne Arap’ın Yüzü… (60)

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (6)      Arap, gözlerin en önemli organ olduğu kanısındadır. Onlar aracılığıyla insanlar birbirleriyle anlaşır. Gözler, cezbeden bir güzelliktir. İyi bir koruyucudur, şefkat verir. İnsanlar, önce gözleriyle birbirinin çekim sahasına girerler. Onun için gözlerin büyük bir etkileme gücü vardır.      Birisine “gözüm” diyerek hitap etmek, o kişinin, sözü...

DECAMERON-78 (Yetmiş Üçüncü Hikâye)

     Floransa’da, Kalandirina isminde saf bir ressam vardı. Bütün vaktini Buruno ve Bufalo isimli iki kurnaz ressamla geçirir. Halbuki bu ikisi onun saflığı ile alay ederler. Yine Floransa’da Maso isminde zeki ve terbiyeli bir genç vardı. O da Kalandirino’nun saflığını duymuştu. Biraz alay etmek istiyordu. Bir gün ressamı, Yihonis kilisesinde resimleri seyrederken gördü ve bu...

Çalıkuşu

                                                              Reşat Nuri Güntekin                                       25 Kasım 1889, İstanbul – 7 Aralık 1956, Londra Romanın Özeti:     Feride bir subayın kızıdır. Pek küçükken annesini, babasını kaybetmiş, Erenköyü’nde, Kozyatağı’ndaki teyzesinin koruyuculuğunda büyümüştür. Teyzesi, onu Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinde...

Romanın Toplumsal Etkisi-Kaynak Kitap (1)

       GİRİŞ        Modern roman, nispeten yeni bir edebi biçim olarak, başından itibaren toplumda dönüşüm ve değişimlere öncülük etmiş, daha farklı bir tür olması nedeniyle, toplumda sosyal fikirlerin ve sosyal başkaldırıların yeşermesi için son derece uygun bir ortam olarak keşfedilmesini okuyucuların kalplerine ve zihinlerine yerleştirmiştir.        Romanın gücündeki bu değişim çizelgesini...

Ne Arap’ın Yüzü… (59)

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (5)      Lanetleme(1), Arap toplumunda yaygın alışkanlıklardan biridir. Hedef alınan şahsa yönelik zarar verici ifadeleri kapsar. Lanetleme sözle yapıldığı gibi, hareketlerle de yapılabilir. Etkisi, arzuya veya anlatım tarzına göre değişir. Ayrıca, lanet okunanın kişilik yapısına göre de etkisi azalır ya da çoğalır.      En fazla tesiri olan lanet, anne ve...

DECAMERON-77 (Yetmiş İkinci Hikâye)

     Varlungo şehrinde kurnaz ve kadınlara düşkün bir papaz vardı. Okuma yazması pek yoktu ama pazar günleri çocukları güzel masallarla oyalamasını bilirdi. Kocaları evde bulunmayan kadınları ziyaret etmesini sever, onlara biraz vaftiz suyu veya bir mum parçası götürerek gönül alırdı.      Bu kadınlar arasında Belkolore adlı birisi papazın pek hoşuna giderdi. Kadın hareketli bir dişi idi...

İstanbul Efsaneleri-2 (Fatih’i İstanbul’a Sokmayan Adam)

     Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde ismi geçmiş sıkça. İşte bunlardan biri…      Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kent surlarının dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava...

Tarihin İlk’leri (1)

     İLK  REKLAM ŞİRKETİ      Resmi kayıtlara göre, bilinen en eski reklam şirketi, 1786 yılında, Londra’da kuruldu. Şirketin sahibi William Tayler, özellikle yerel basında sayısız ilan yayınlattı. İlk ilan metinleri, genellikle “duyuru” biçimindeydi. 1809 yılından itibaren reklam ajansları, metinlerde vurucu sloganlara yöneldiler. Bu akımı ilk başlatan metin yazarı ise James...

Tarihin Bilinmeyenleri (Dreyfus Davası… Yok, Bu Seferki Bir Seks Skandalı Değil!”

     Fransız ordusu Almanlara defalarca teslim olmuş olabilir, ama bazı meselelerin peşini hiç bırakmamıştır.      İşler, bu tür durumlarda sıklıkla olduğu gibi, birinin çöpleri karıştırmasıyla başladı. Bu özel çöp kutusu, 1894’de Fransa’daki Alman askeri ataşeliğinin çöpüydü. Oradaki elyazması bazı belgelerden anlaşıldığına göre, Fransız Savaş Bakanlığı’ndaki birisi, Almanlara...

Ne Arap’ın Yüzü… (58)

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (4)      Aşırı dindar kişilerin de inayetinden medet umulur. Onlarla temas edenler, sofuların kendi şahsi lütuflarını paylaşacaklarını sanırlar. Öyle ki, bazı malzemelerin kendi kendine çoğalacağı kanısındadırlar. Örneğin; evdeki zeytinyağının kendiliğinden taşmasını ve birbiri ardından diğer tenekeleri de doldurmasını beklerler.      Bütün bunların yanı...

Türk ve Dünya Mutfağı (Bir Gurmenin Gözünden Sofrada Uyulması Gereken Kurallar)

    * Masada otururken dirsekler ve kollar masa üstüne konmalıdır. Bileklerin bulunduğu kısım masaya temas edebilir. Kullanılmadığı zaman her iki el veya bir tanesi mümkünse masanın altında olmalıdır. * Yemek yerken vücut masaya dik durmalı, sadece baş eğilmelidir. Elbette lokmayı ağıza götürürken başı tabağa değecek kadar öne eğip sırt kamburlaştırılmamalıdır. * Dirsekler fazla açılıp yandakiler...

Türk ve Dünya Mutfağı (Bir Gurmenin Gözünden Mönüye Göre Masa Düzeni)

         Çok eski zamanlardan günümüze değin insanlar gerek evlerinde, gerekse restoranlarda misafirlerini en iyi şekilde ağırlayabilmek için ellerinden geleni yapmışlar, hazırlamış oldukları lezzetli yemeklerin daha iyi, daha gösterişli ve kaliteli olması için, yemek masasına ve üzerinde olması gereken materyallere azami özen göstermişlerdir.        Yeme ve içmenin sanat olarak kabul edildiği...

Türk ve Dünya Mutfağı (Oburluk mu? Gurmelik mi?”

       Fransızca bir sözcük olan “gourmet” Türkçe’ye “gurme” olarak yerleşmiş. Sözcüğün anlamı, sözlüklerde, “Yemekten ve içkiden anlayan, bunların tadına varabilen kimse” olarak verilmiş. Elbette bu tanımlama son derece muğlak. Yaşamını sürdürmek için herkes yemek yediğine göre, herkes de kendine göre yemekten anlıyor demektir. O halde gurme ile gurme olmayan nasıl ayırt edilebilir?       ...

Düşünürlerin Düşünceleri (8)

* Fırtınalardan korkmuyorum, çünkü gemimin yelkenini nasıl kullanacağımı biliyorum! (Louisa May Alcott) * Tek başına olmak, yalnız kalmayı bilmektir! (Uche Kottur) * En yükseklerde uçurabileceğiniz uçurtmalar hayallerinizdir! * Kendi öykümüzün kahramanıyız! (Mary McCarthy) * Yükselme dürtüsünü hissettiğinizde, sürünmeye asla razı olamazsınız! (Helen Keller) * Tüm kalbiyle ağlamayı bilmeyen, tüm...

Hoca Bir Gün (8)

Sizin Almaya Niyetiniz Yok      Nasreddin Hoca bir gün parasız kalmış. Bakmış evde para edecek bir şey var mı diye. Gözüne eski bir minder çarpmış. Almış minderi pazarda satmaya götürmüş.      Mindere bakanlar beğenmemiş:      “Hoca Efendi,” demişler. “Eskimiş bu minder. Beş para etmez. Satmak için boşuna çabalama. Kimse almaz bunu.”      Hoca adamlara kızmış:      “Sizin almaya niyetiniz yok...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (18)

     Yelpaze      Temel bir gün kışın ortasında oturmuş yelpazeleniyormuş. Dursun sormuş:      “Ne yapıyorsun Temel kışın ortasında yelpazeyle? Hava buz gibi zaten…”      Temel hiç bozuntuya vermemiş:      “Klimalar kışın sıcak hava üflemiyor mu?”      Dondurmacıyım      Bir gün Temel ve arkadaşları bir adada mahsur kalırlar. Onlar kurtarılmayı beklerlerken adanın yanından içinde çıplak ve...

İstanbul Efsaneleri-1 (Yeni Kapı Efsanesi)

     Sultan IV. Murat, kılık değiştirerek halkın arasında dolaşmaktan çok hoşlanırmış. Koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını da yerinde denetlermiş tebdil-i kıyafet gezerken. Bir gün yine kılık değiştirerek Üsküdar’dan bir kayığa binmiş. Kayıkta bulunan bir yolcu ile derin bir sohbete dalmış IV. Murat, karşı yakaya geçerken. Padişah yolcuya kim olduğunu, ne iş yaptığını sormuş.     ...

CEMO

                                                                  Kemal Bilbaşar                                              1910, Çanakkale, 21 Ocak 1983, İstanbul Romanın Özeti:     Olayları Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında başlayıp 1925’in ilk aylarındaki Şeyh Sait İsyanı sıralarında ve daha sonra gelişen roman, iki bölümdür. Kürt kızı Cemo, ilk bölümünde babası değirmenci...

DECAMERON-76 (Yetmiş Birinci Hikâye)

     Bir zamanlar Milano’da Gilfardo isminde bir Alman vardı ki işlerinde namuskârlığı ile ve borçlarına sadakati ile tanınmıştı. Herkesin yanında itibarı vardı.      Bu adam, Kasparino isminde zengin bir tüccarın karısı Ambroziya’ya âşık olur ve kadına aşkını ilan ederek, her fedakarlığa hazır olduğunu bildirir. Kadın uzun tereddütlerden sonra iki şart altında Gilfardo’ya...

Ne Arap’ın Yüzü… (57)

     TOPLUMDA PUTPERESTLİK KALINTILARI (3)      Olayların normal seyrine göre elde edemeyeceğini anladığı herhangi bir şey için Arap “adak”a(1) başvurur. Adak, Allah’ın ismine yapılır. Adak bağışı, fakirlere, ölülere veya türbelere yönlendirilir.      Araplar, adak adamak suretiyle Allah’ın teveccühünü kazanacaklarını sanırlar. Adak, Allah’ın gereksinimini karşılamak için adanmaz. Allah’ın...