YazarSevgi

O Adamı Seviyorum Ama… (12)

PARA (Maddiyat Mırıldanmaları)      Parayla ilgili sorunlar çoğunlukla, gerçekten parayla ilgili değildir. Daha ziyade paranın anlamıyla ilgilidir. Paranın kendisi, meta olarak görece değersizdir.      Bazıları için para bir güç işaretidir; başkaları için bağımsızlık anahtarı. Güvence, başarı, cinsellik, bencillik, rekabet, hırs; bütün bunlar banknotların yüzünde yazılıdır!      Eşler cimri...

365 YÖNTEM; D. Karakter Oluşturmak (Hoşgörü-1)

HOŞGÖRÜ        Hoşgörü farklı görüşlere, düşüncelere, yaşam biçimlerine, inanç ve davranışlara izin veren hayata ve başkalarına karşı bir kabul etme yaklaşımıdır. Herkesin zihninde bir dizi standart ya da arzu beklentisi bulunur. Bu standartlar karşılanmadığında bir süre için bir şeye hoşgörü gösterilmesi gerekir. Eğer hayattaki kendi standartlarımızla özdeş olmayan değişik etkileşimlere hoşgörü...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (4)

     Tavşan Bir Pusula Gönderiyor      Bu, ağır ağır geri gelen Beyaz Tavşan’dı, yürürken sanki bir şey arıyormuş gibi şaşkın şaşkın çevresine bakınıyordu. Kendi kendine şöyle mırıldandığını işitti: ”Ah! Düşes! Ah! Patilerim, bıyıklarım! Ah, kürküm! Beni idam ettirecek, sansarın sansar olduğu kadar kesin bu! Onları da nerede düşürdüm acaba?”      Alice, hemen onun beyaz...

Üç Kısa Öykü-16

     Çatlak Kova0      Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova, içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde...

Zembil, Şapka ve Borazan

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar üç erkek kardeş vardı; üçü de günden güne o kadar fakir düştü ki, açlığa mahkûm oldular, hiç yiyecekleri kalmadı.        Aralarında konuştular. “Bu böyle gidemez, yollara düşelim ve talihimizi deneyelim,” diyerek yol çıktılar. Az gittiler uz gittiler, dere tepe düz gittilerse de talih yüzlerine hiç gülmedi. Derken günün birinde...

Altın Kaz

       Bir varmış, bir yokmuş…        Evvel zaman içinde bir adamın üç oğlu vardı. En küçük oğlunun adı Şapşalcık’tı. Bu yüzden her fırsatta alaya alınır, küçümsenir, hor görülürdü.        Günlerden bir gün en büyük oğul ormana, odun kesmeye gidecekti. Yola çıkmadan önce annesi ona azık olarak güzel, kocaman bir pişiyle bir şişe şarap verdi. Delikanlı ormana vardığında ufacık tefecik...

Altın Anahtar

       Bir varmış, bir yokmuş…        Etrafı kalın bir kar tabakasının kapladığı bir kış günü, fakir bir oğlan odun toplamak üzere kızağıyla ormana gitti. Odunları toplayıp yükledi. Sonra hemen eve dönmek yerine, soğuktan donduğu için biraz ısınmak üzere bir ateş yakmak istedi. Karları eşeledi, toprağı düzeltirken bir altın anahtar buldu. Anahtarı burada olduğuna göre kilidi de yakında bir...

Kara Prenses

       Bir varmış, bir yokmuş…        Doğu Hindistan düşman tarafından kuşatılmıştı. Ve ordu, altı yüz altın almadan çekilmek niyetinde değildi. Trampetlerle ilan ettiler: Kim bu parayı getirirse belediye başkanı olacaktı! O sırada fakir bir balıkçı gölde oğluyla birlikte balık avlamaya çıktı. Derken düşman askeri gelerek oğlunu esir aldı, karşılığında da balıkçıya altı yüz altın verdi...

O Adamı Seviyorum Ama… (11)

* Ayakları yatağın ucundan dışarıda kalacak biçimde uyumalı. Yorganı, battaniyeyi itekler durur. Hiçbir zaman yatığın içinde sıcacık olamam! * Uyurken gözlerini açar, oturur ve konuşur. Yataktan kalkar, odanın içinde dolaşmaya başlar. Uyurken uzun uzun sohbetlerimiz olur. En küçük çocuğumuzu doğurmak için hastaneye giderken direksiyonda uyuduğunu yolun yarısında fark ettim. * İşten eve gelir ve...

365 YÖNTEM; D. Karakter Oluşturmak (Sabır-2)

Orta Süsü        Anaokullarında uygulanan “paylaşılan zamanı” hatırlayın. Bu akşam herkes yemek masasına kendisi için özel küçük bir şeyle gelsin. Hep birlikte herkesin getirdiği nesneleri kullanarak bir orta süsü yapın. Herkes getirdiği şeyin öne­mini anlatsın. Ötekiler yorumlarla kesmeden anlatılanı sabırla dinlesin. Dikkatle dinlemek sabır gerektirir. Kızdığında Sabırla Düşün        Kızmadaki...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (3)

     Caucus Yarışı ve Yılan Öyküsü      Kıyıya toplanan bu kafile gerçekten pek acayip görünüyordu: Kuşların tüyleri yoluk yoluk olmuş, öteki hayvanların kılları da vücutlarına yapışmıştı, hepsi de sırılsıklamdı; suratlarını asmış, rahatsız rahatsız duruyorlardı.      Doğal olarak ilk düşündükleri, üstlerini başlarını nasıl kurutacakları oldu. Bunun için aralarında düşünce alışverişi yaptılar;...

Çocukta Duygusal Zekâ

       Bebekler dünyaya geldiğinde bakıma ihtiyaçları vardır. Bakım veren ebeveyn, bebeğin ihtiyaçlarını anlamak için yüksek duygudaşlık becerisi geliştirir. Bebek büyüdükçe ebeveyn çocuğunu artık tanıdığını düşünür. Oysaki “Çocuğumu tanıyorum” demek için onların duygularını nasıl yaşadıklarını da anlamamız gerekir.        Çocukların sağlıklı gelişimleri için sadece birkaç duyguyu yoğun olarak...

O Adamı Seviyorum Ama… (10)

YATMA ZAMANI      Yatak odalarının mahremiyetinde kadınlar; horlama, diş gıcırtıları, inleme sesleri ve uykuda konuşmalara katlanmak zorunda kalır. Birçok kadın, yanlarındaki eşleri oflar puflarken; tekme, dirsek atarken; yastığı yorganı çekiştirirken, koyun sayarak uykuya dalmaya çalışırlar. Bazı uykusuzluk çeken kocalar bütün geceyi dolaşarak, gazete hışırdatarak, çekmeceleri vurup çarparak...

365 YÖNTEM; D. Karakter Oluşturmak (Sabır-1)

SABIR        Çok az insan sabırlı olarak doğar. Bebeğin ilk yaşam deneyleri derhal doyuma ulaşmak arzusuyla ilgilidir. Birçok çocuğun bekleme konusunda daha iyi hale gelmesi hem zaman, hem de teşvik gerektirir. Sabır bizi bilgece davranacak kadar yavaşlatan derin bir soluk gibidir; bize beklemeyi ve sakin durmayı öğretir. Sabırlı bir zihin beklerken kendini oyalamayı, sabırlı bir yürek...

Saç Bakımıyla İlgili Püf Noktaları (1)

Kıvırcık saçların kabarması engellenebilir mi? Saçları yumuşatmak için balmumu ve saç köpüğü karışımından faydalanabilirsiniz. Bir parça balmumunu avuçlarınızın arasında eriyene kadar tutun, daha sonra saç köpüğünü fındık büyüklüğünde bıkın ve balmumuyla karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı hafif nemli veya kuru saça sürün. Buklelerin düzenli bir hal aldığını ve yumuşak bir görünüm kazandığını...

Keloğlan İle Orman Perileri

     Bir varmış, bir yokmuş…      Küçük ve şirin bir köyde, yeşilliklerin bol, ormanların çok olduğu bir yerde anne ile oğul yaşarmış. Küçük yaşta babası ölen bu çocuk annesini çok severmiş. Babası ona Keloğlan ismini vermiş. Keloğlan annesiyle birlikte tarlada çalışır ve boş zamanlarında arkadaşlarıyla oynarmış. Yine günlerden bir gün annesine yardım ettikten sonra arkadaşlarıyla oynamak...

Efendisinin Yemeğini Boynunda Taşıyan Köpek

     Gözlerimiz güzellere bakmaktan, ellerimiz altınları avuçlamaktan alamaz kolay kolay kendini. Az kişi vardır dünyada; bal tutup parmağını yalamayacak.      Eve öteberi götürmeye alışmış, aklı başında bir çoban köpeği, boynunda efendisinin akşam yemeği, gidiyormuş yoluna tıpış tıpış. Tokgözlü bir köpekmiş bu; gerçi bazen -hele güzel yemekler taşıdığı zaman- açgözlü olduğu günleri arıyormuş...

Kadınlar ve Sır

En ağır yük sırdır, aşkolsun taşıyana! Kadınlar hele, hiç dayanamaz. Hoş kadından beter erkekler de vardır ya, Bu masalda erkeğin payı az. Bir koca Karısını denemek istemiş, Gece yarısı doğrulmuş yatağında, Basmış yaygarayı: — Hanım, kalk! Bir şeyler oluyor bana! Aman! Nedir başıma gelen? Bir yumurta çıkıyor içimden! — Ne? Diye sormuş hanım; ne yumurtası? — Al bak, demiş kocası; taptaze, günlük...

İnsanla Pire

Ne yersiz dileklerle yorarız tanrıları! İnsanlara bile yakışmayan nice işler isteriz onlardan. Kim olursak olalım, her tanrının gözü, hep bize çevrilmek zorunda sanki; en küçük ölümlünün her işi, her sözü Olympos’u ve bütün Olymposluları, Troyalılarla Helenlerin savaşı kadar ilgilendirirmiş gibi. Bir pire omuzunu ısırmış bir budalanın. Ve saklanıvermiş çarşafın bir kıvrımına. — Ey Herakles...

Masalların Gücü

Eski Atinalılar hoppa insanlarmış, Ele avuca sığmazlarmış pek. Ünlü Yunan söylevcisi Demades Yurdunu tehlikede görerek Çıkmış bir gün kürsüye Ve, bir kırbaç gibi kullanıp sanatını Coşturmak istemiş bütün gücüyle Cumhuriyetin özgür evlatlarını; Toplum hizmetine çağırmış hepsini. Bakmış dinlemiyor kimse, Daha acı sözlere başvurmuş, En gevşek yürekleri sarsacak sözlere. Havaya gitmiş ne söylediyse...

Aslan, Kurt ve Tilki

Kocamış, işi bitmiş bir aslan Tutturmuş derdime bir çare diye. Sen gel de, kabadayıysan, Bir krala çare yok de! Haber gitmiş bütün hayvanlara… Onlarda da hekim boldur, maşallah! Dört bir yandan sökün etmiş türlü türlüsü. Bakmışlar gelenler arasında tilki yok; Sinmiş bir köşeye malın gözü. Kurtsa, tersine, Kralın etrafında pervane. Çıtlatıvermiş bir ara, Tilkinin yokluğunu krala. — Hemen...

Hayattayken Duymak İstemediğini Ölünce Duymak Zorunda Kalan Kral

     Bir varmış, bir yokmuş…      Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir Kral vardı. Hüküm sürmekte olduğu ülkesi, Vakvak Adası’ndan daha da ötedeydi. Bir yaz gecesi aya baktığında içinden ‘Sen aşağıya in, ben senin yerine geçeyim; bak insanları nasıl büyülerim o za­man!’ demek geldi.      Babasının ölümünden sonra taç giyen bu Kral henüz çok gençti. Ama bir yılandan daha akıllı, bir...

Alıce’in Harikalar Ülkesindeki Maceraları (2)

     Gözyaşı Birinkintisi      Alice, ”Büsbütün acayipleştikçe acayipleşiyor,” diye haykırdı (o kadar şaşırmıştı ki, artık doğru dürüst konuşmasını bile unutmuştu). ”Şimdi de dünyanın en büyük teleskopu kadar uzuyorum! Hoşça kalın ayacıklarım!” (Çünkü ayaklarına baktığı zaman onları o kadar uzakta buldu ki, hemen hemen görünmüyorlardı). ”Ah, benim zavallı ayacıklarım...

Demir Kaya

     Rüzgâr kesildi. Bugün denizde gecelememiz gerekebilir. Kıyı otuz verst uzaklıkta. İki direkli tekne bir o yana, bir bu yana ağır ağır sallanıyor. Islak yelkenler asılı.      Beyaz duman kesif bir biçimde tekneyi çevreledi. Ne yıldızlar, ne deniz, ne de gece görünüyor. Ateş yakmıyoruz.      Teknenin yaşlı, üstü başı kirli ve yalın ayak kaptanı Seyit Ablı, kısık, ciddi ve boğuk sesiyle tüm...

Çocuk ve Kariyer

       Son yılların en moda sloganlarından olan “çocuk da yaparım kariyer de”nin anlamını yitirdiği ve annelikle kariyerinizin yollarının kesiştiği bir gün, çocuğunuzu işyerinize götürmek zorunda kalabilirsiniz. Böyle durumlarda neler yapmanız ya da yapmamanız gerektiğini gelin kısaca irdeleyelim. * Böyle bir durumda kalırsanız, bu durumu iş arkadaşlarınıza ve patronunuza mutlaka daha önceden...

O Adamı Seviyorum Ama… (9)

* Her türlü tatsızlıktan beni korumaya çalışır. Kötü haberleri saklar. Beni hayal kırıklığı ve üzüntüden ırak tutmaya gayret eder. Sonuç olarak ne olup bittiğini bilememekten sürekli tedirginimdir. Gerçeği öğrenmek için dört dönerim ama boyuna! * Hiçbir fıkra çirkin değildir onun için. Belden ne kadar aşağı olursa o kadar iyi! * Cool olmak istediği zaman bir golf sopası sallar gibi yapar, Johnny...

365 YÖNTEM; D. Karakter Oluşturmak (Doğruyu Söylemek-3)

Yargıları Şişelemek        Küskünlükler genellikle bir yargıyla başlar: “Kız kardeşim eşeğin teki, her zaman odayı dağınık bırakıyor”; “Annem beni asla öteki çocuklar gibi uyandırmıyor”; “Babam bizi düşünmüyor, yaptığı tek şey futbol oynamak”. Aile yaşamı “kötü” ya da “yanlış” türünden yargılar içerdiği zaman gücenme meydana gelir. Kızdığınız bir aile...

Altı Kuğu

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir zamanlar bir kral ormanda avlanıyordu. Derken vahşi bir hayvanın öyle bir peşine düştü ki, adamları onu takip edemedi. Akşam olunca kral durup bekledi, çevresine bakındı, yolunu kaybetmiş olduğunu anlayıverdi. Bir çıkış yeri aradıysa da bulamadı. Derken kafasını sallaya sallaya kendine doğru gelen yaşlı bir kadın gördü.        Bu bir büyücüydü! Kral...

Kefen Bezi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Bir annenin yedi yaşında bir oğlu vardı. Çocuk o kadar güzeldi ki, ona bakanın gözü kalıyordu. Annesinin de dünyada ondan fazla sevdiği biri yoktu. Derken bir gün çocuk hastalanıverdi ve Tanrı onu yanına aldı. Anneyi kimse yatıştıramadı; kadıncağız gece gündüz ağladı.        Çocuk gömüldükten sonra da hayattayken oturup oyun oynadığı yerlerde görünmeye...

Çivi

       Bir varmış, bir yokmuş…        Tüccarın birinin panayırda işleri iyi gitti; tüm mallarını satarak kemerini altın ve gümüşle doldurdu. Karanlık basmadan önce köyüne dönmek istedi. Pelerinine bürünerek atına atladığı gibi evinin yolunu tuttu.        Öğlene doğru bir şehirde mola verdi. Tekrar yola çıkarken atını ona getiren seyis: “Bayım, atın arka ayağındaki nalın bir çivisi...