KategoriSimitçi mi Mitçi mi? (siMİTçi)

Arka Kapak Yazısı

       Ve maraton sona erdi…        Ekim 1999 yılında start alan ve daha ilk etapta karşısına çıkan “Toplatma Kararı” ve “Ağır Ceza’da yargılanma” engellerine karşın, “Özgün bir savunma” ile “Beraat Kararı”na ulaşılan yolda, sonraki üç etap da tamamlandı ve bitiş çizgisine varıldı.        İki yıl süren bu koşuda, “Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları–Çuvaldız” ana başlığı altında “Meslekte...

Karar Günü!..

       “İşte o gecenin ertesi; bir türlü bitmek bilmeyen gecenin sabahı. Güneşle birlikte başlayan yeni gün, bir kavuşmanın hazırlığı içinde. Bugün, aylardır görmediğim eşim yanıma geliyor. Artık onun elini tutabilecek, yüzüne bakabileceğim. Kim bilir nasıl heyecanlıdır? Neler konuşacağız acaba? Geçmiş acı günlerle dolu defteri birlikte kapatabilecek, ileriye yönelik yeni bir defter açabilecek...

Bitmeyen Gece

       “Bazı özel geceler vardır; bitmek bilmez… Bitmesi istenilmez!.. Veya tam tersi, öyle geceler vardır ki bir dakika bile tahammül edilmez!.. İkisi arasındaki korkunç fark, o geceyi unutulmaz kılan olayları, nedenleri ya da beklentileri beraberinde sürükler getirir. Bazen, getirdiği gün götürür!.. Kafanız karıştı değil mi; benim de karıştı. Artık kitabın sonlarına geldiğimiz şu anlarda...

Ah Şu Askerlik!..

       “Askerlik deyince akan sular durur… Durması da gerekir. Çünkü Türk erkeğinin hayatında askerliğin cok önemli yeri vardır. Anılarla doludur ve o anılar ömür boyu anlatılmakla bitmez; askerlikte edinilen dostluklar yaşam boyu sürüp gider. Askerlik yapanları şimdi nasıl efkârlandırdım değil mi? İnanın, yetmiş bir yaşına merdiven dayamış bir insan olarak ben bile efkârlandım!..”       ...

Korkutan Takip!..

       “Bazı insanlar korku nedir bilmezler; bu nedenle kendilerine en yakışan işe girerler. Bazıları ise, bir masanın ardında hiç açık vermeden otururlar; korkak olup olmadıklarını kimse anlayamaz. Yani korku izafî bir kavramdır. Bazen korkak diye bildiğimiz bir kişinin, herkesten önce atılıp ne kahramanlıklar gösterdiğine şahit oluruz… Bazen de, cesaretine inandığımız birinin bir tavşan...

İki Kara Kuru Karga!..

       “Kuş deyip geçmeyin; ne cinsleri varmış! Bunları can sıkıntısından, boş geçen zamanlarımda etüt ettiğimi size itiraf etmem gerek. Kuş boku kadar fayda mı sağladı, diye sakın düşünmeyin; altından neler çıktı neler? Hele içlerinde iki kara kuru karga var ki, canıma okudular valla!..”        Günlerim tam anlamıyla bomboş geçiyor. Hiçbir şey yaptığım yok. Saat yedi civarında kalkıyor ve uyku...

Akıllı Karı!..

       “Bazı insanlar vardır; yaşamın zorlukları, yalnızlık, çekilen sıkıntılar vs. onları farklı bir konuma sokmuştur. Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanmak gibi kötü huyları varsa da, iyi niyetlidirler. Anlayış ve yardımseverlik onlarda öyle kökleşmiştir ki, kilometrelerce uzaktan gelen, hiç tanımadığı bir kişinin yaşamına müdahale ederek ona sürekli güzel şeyler vermek ister. Kimden mi...

Şışşt… Toplantı Var!..

       “Türk olmakla gurur duyuyoruz, ama bundan dolayı da hep burnumuz havada, kıçımız dik diyecek halimiz yok; ne varsa onu söyleyecek, onu konuşacağız… Öyle değil mi? Zaten ben söylemesem de, siz çalışma hayatınız boyunca bazı şeylere bizzat şahit olacak, karşılaştığınız olaylar karşısında kendi değerlendirmenizi yine kendiniz yapacaksınız!..”        Yurtdışında bir yerlerde, çok ciddi...

Mr. Dean Pıtferge

       “Bakın, ben Protestan’ım, günah çıkarmak için bugüne kadar hiç kiliseye gitmedim. Çünkü günah sayılacak bir hareket yaptığıma inanmıyorum. İnsanları severim, hayvanları, bitkileri severim. Her birinin hareketinde, binlerce sır, binlerce güzellik saklıdır. Bunları görmek, anlamaya çalışmak ve hep iyiye yormak gerekir…’ Bu sözler, bir İngiliz fırıncısına ait; Mr. Dean Pitferge’e…...

Bugün İşler Ters Gitti!..

       “Kapıyı vurup dışarı çıktınız. Gün boyu attığınız her adımda, açtığınız her kapının ardında, işler hep ters gidiyor. Ne kadar çaba gösterirseniz de elinizde değil, hiçbir şey umduğunuz ya da planladığınız gibi olmuyor. Bunalım geçiriyor, isyanları oynuyorsunuz. Ama en sonunda bir mucize oluyor; tek bir şey sizin günü gülümseyerek, rahat bir şekilde kapamanızı sağlıyor!..”        Saat...

Tek Damlalık Haram!..

       “Aşağıdaki yazıyı okuduğunuzda, ‘Olmaz… Mümkün değil!’ diyecek ve kahkahalarla güleceksiniz. Neden olmasın kardeşim, bal gibi de olur… Hatta, oldu bile! Anıları kitaplaştırmanın amacı da bu; en ciddi olayların altına sıkışıp kalan gerçeklerin mizahî yönünün ön plana çıkarılması. Diğer kitaplarla arasındaki fark da zaten bu değil mi?..”        Stuttgart’tan güneye, İsviçre...

Sayın Bernar!

       “İnsanlık ölmüş be kardeşim; insanlık denen kavramı Avrupa’nın dört bir köşesinde aradım, bulamadım. Hâlâ niye ısrar ediyoruz, insanlığın olmadığı bir yere tüm insanlığımızla girmeye? Var elbette birçok nedeni, biz duygusal konuşuyoruz… Aldırmayın! Yine klasik bir laf olacak ama inanın; Türk’ün Türk’ten gayrı dostu yok… yok… yok!..”        İtalya’nın Trieste liman...

Küçük Adamın Önlenemez Yükselişi (3)

       “Küçük adam büyüdü, büyüdü… O kadar büyüdü ki kendi kabına sığmaz oldu. Sonra ortadan çat diye çatlayıverdi; kaçınılmaz son!.. Çevrenize iyi bakın; yüzlerce, binlerce küçük adam göreceksiniz. Hepsi de bir şeylerin peşinde. Eğer onların büyümesine engel olacak bir şeyler yapamazsanız vay halinize!.. Bu gibi insanları boş bırakmaya gelmez, maazallah bir gün gelir en baş köşeye...

Küçük Adamın Önlenemez Yükselişi (2)

       “Hadi dikkatlerini çekti ya da bir tüyo alıp okudular diyelim; bu kez de soru sormuyorlar ki canım! Sorsalar, şöyle ıncığını cıncığını kurcalasalar, yani tam deyimiyle arı kovanının içini şöyle bir karıştırsalar iyi olacak ama herhalde kovandan panikle dışarı fırlayacak arıların kendilerini sokacaklarını düşünüyorlar. Eee… Haksız da değiller!..”         Türkiye’ye döndüğünde, derhal...

Küçük Adamın Önlenemez Yükselişi (1)

       “Genellikle edebî eserlerde, okuyucuya bir şeyler aktarılmak ya da ima edilmek istendiğinde, bir simge seçilir ve bütün kurgu bu simgenin etrafında döner durur. Bizimki ise öyle değil! Bizim ‘küçük adam’ simgesi, simge değil, basbayağı gerçeğin ta kendisi! Konuyu dikkatle okuyan medya mensubu arkadaşlar, bu metinden bomba gibi on metin çıkarırlar ama onlar da kitabın tamamını okumuyorlar...

Bak Şu Vasya’nın Yaptığına!..

       “Dost diye yüzünüze gülen, samimi arkadaş diye kapınızı çalan, yabancı değilim canım, diyerek sofranıza oturan, size, ailenize iltifatlar yağdıran, hediyeler veren, gönderen kişilere dikkat!.. Hangi ülke vatandaşı olursa olsun, aman dikkat!.. Hastaneden oda arkadaşım Vasya’nın yaptıklarını okuyunca, beni daha iyi anlayacaksınız!..”        Son günlerde uyku tutmamaya başlamıştı. Nedendir...

İngilizler Böyledir İşte!..

       “İngilizler ne soğuk insanlardır bilemezsiniz! Böyle olmasına rağmen, sıcak operasyonların altından nasıl kalkarlar şaşar kalırsınız. Kendilerine özgü yaşayış tarzları vardır, düşünceleri farklıdır. Anglo-Sakson ırkının 21. yüzyıl versiyonudurlar. Titizdirler, düzenlidirler, ama sokak dövüşünde bile yumruklarını kurallarına göre kaldırırlar. Parklarda yürüyüş yapan İngilizlerin...

Sütyen Davası!..

       “Siz siz olun, yabancı ülkelere geçici görevle ya da kurye olarak giderseniz, sipariş listenize özen gösterin; öyle her şeyi listeye dahil edip de hayatınızı riske atmayın! Özellikle de, arkadaşlarınızın verdiği listeyi okeylemeden önce sıkı bir kontrolden geçirin!..”        “Sade bir pasta yemektense, üzeri fındıklı, fıstıklı, böğürtlenli bir pastayı yemek daha iyidir,” sözünü...

Tek Kurşun!..

       “Hani zaman zaman sergiledikleri davranışları savunduğumdan değil; savunulacak hiçbir yönü yok çünkü. Ama bizim polisimizin elinde cop, halkın üzerine yürüdüğü görüntüleri izleyen medeni (biz barbarız ya!) ülkelerin hop oturup hop kalktığını hepimiz görüyor, duyuyoruz. Bunların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını da adımız gibi biliyoruz. Hepsi malûm ülkelerin önceden kararlaştırıp...

Ohh Bee!..

       “Hastane yönetiminin, yaşlı bir Senegalli hemşirenin refakatinde gönderdiği bir buçuk saatlik özel geziden pek bir şey anlamadım desem de, yine de dünya varmış yahu! Bu ilk gezintiden, kadının dört santim eninde, on santim boyundaki dudaklarıyla yol boyu yiyecekmiş gibi bana bakmasından her ne kadar rahatsızlık duyduysam da, hastane havasından kurtulmuş oldum; çok iyi geldi!..”       ...

Soğuk Havada Sıcak Duygular!..

       “Yalnızlık başa bela kardeşim; üstelik gurbette çekilen yalnızlık daha da bela! İpin ucundan dönmüş bir kişi olarak, haftalardır yatmakta olduğum hastane odasından yaptığım canlı yayın da sıktı artık. Ben dışarı çıkmak istiyorum; pis ve yapışkan da olsa İngiliz çamuruna basmak istiyorum; yoksa patlayacağım!..”        Sabah kontrolünü yapmaya gelen hemşirenin gürültüsüyle gözlerimi açtım...

Sazan… Sazan!..

       “Macaristan’da bir süre kaldığımdan mıdır nedir, bende birçok anı bırakmıştır. Şimdi önemli olan, anılardan ders çıkarmak ve bir istihbaratçı gözüyle olanları irdelemek olduğuna göre, konumuza dönelim ve aşağıdaki yazıyı pür dikkat okuyalım. Sonra, ben olsaydım ne yapardım diye kendi kendimize soralım. Aman son satırlara dikkat!..”        Bazen garip bir fikir ya da olması imkânsız bir...

Macaristan İçin Birkaç Satır!..

       “Eğer olanaklarınız varsa ve de istihbarat mesleğinde halihazırda çalışmıyorsanız, mutlak surette yurtdışına çıkıp şöyle bir tur atın derim. Gezeceğiniz ülke neresi olursa olsun, gerçek zevki tatmanız için, tarihi ve turistik turları boşverin; kendi rotanızı kendiniz çizin. Bu rotada öyle renkli, öyle farklı bir dünya bulacaksınız ki, belleğiniz, ömür boyu kaybolmayacak bilgilerle dolacak...

Polis, Her Yerde Polis!..

       “Bizim insanlarımız polisten niye korkar? Çünkü, bebeklik çağından başlayan ve onları birer öcü gibi gösteren ebeveynlerin sözlerinin etkisi altında kaldıklarından; yaramazlık yaparsan seni polis amcaya veririm bak… Ne kalıcı bir tehdit ama? Ama merak etmeyin; bu tehdit sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın birçok ülkesinde hâlâ geçerliliğini koruyor. Karşılarında sıkı durmak...

Sıkıntılı Saatler!..

       “Cennet mi, cehennem mi bilinmez ama kapısına gidip geri dönen bir kişinin ilk günleri nasılsa, benim günlerim de öyle geçiyor. Gelenler gidenler… Doktorlar, hemşireler… Hiç kimse sıkıntımı anlamıyor ya da karmaşık düşüncelerimin arasında ben anlatamıyorum!..”        Bu gece diğerlerinden çok farklı… Zor geçeceğe benziyor. Karın bölgemdeki sancı da giderek artmaya başladı...

Soydaş Dramı!..

       “Ne tuhaf değil mi? Şimdilerde Bulgar iktidar partisine koalisyon ortağı olarak destek veren Türk soydaşlarımız, çok değil bundan yirmi yıl önce, en acımasız soykırıma maruz kalan bir toplumun bireyleriydi. Neler çektiklerini medyadan takip edenler ya da bizzat kendi ağızlarından dinleyenler iyi bilir. O günlerin canlı bir tanığı olarak size aktarmaya çalıştıklarım devede kulak gibisinden...

Geriye Dönüş!..

       “İstihbaratçı iseniz, başkaları alınmasın ama kafası sürekli çalışan bir insansınız demektir! Sürekli düşünürsünüz; geçmişi analiz eder, geleceğe yönelik sentezler üretirsiniz. Yaşadığınız olaylar bir bir gözlerinizin önüne gelir; ölüm döşeğinde yatan birinin bir sinema şeridi gibi gözlerinin önünden gelip geçer derler ya… Herkes bir film seyrederken sizin filminiz kesintisiz devam...

Kaz Yolucu!..

       “Kaderden kaçış olmadığı gibi, kaz yolucudan da kaçış yok! Zaten ne zamandır fırsat kolluyor… Yakaladığı gibi yolacak tüylerinizi! Acınızı, yalnızlığınızı unutup çevrenizi incelemeye koyuluyorsunuz; tip tip insanlar gelip gidiyor. Doktorlardan biri, ‘en az kırk santim açacağız’ diyor. Çüüşş!.. diye bağırıyorsunuz; gülüyor… Herhalde ‘okey’ gibi bir şey sanıyor!..”        Bir gün...

Oda Arkadaşım!..

       “Perde bir başka yerde açılıyor; sahne değişmiş, oyuncular farklı. Dekor bir hastane odası. Yattığınız yerden geride bıraktıklarınızı düşünüyorsunuz. Eşiniz, çocuğunuz, yakınlarınız, dostlarınız… Bir de uzaklardan çınlayan bir kâhin sesi; ‘Çok kan akacak… Etinden et koparacaklar!’ Gözleriniz tavanda… Titremenizin geçmesini bekliyorsunuz!..”        “Vasya! Bir tanem...

Son Kitap Hakkında ÖNSÖZ

       “Bir gelenek daha yıkıldı! İstihbarat elemanlarının emekli olduktan sonra köşelerine çekilip, anılarını kendilerine saklama geleneği artık sona erdi! Emekliye ayrılan MİT görevlisi Yılmaz Tekin, sır perdesini aralamaya karar vererek bir ilk’e imza attı!” görüşünde birleşen gazeteler, yıllar önce bu ve benzer başlıkları atarak kamuoyunun dikkatini “Bir Gizli Servis Mensubunun...