KategoriEdebiyat

Knoıst İle Üç Oğlu

     Werrel ile Soest kasabaları arasında Knoist adında bir adam oturuyordu. Bu adamın üç oğlu vardı: bir tanesi kördü, öbürü kötürümdü, üçüncüsü de çıplaktı.      Bir gün üçü birden tarlaya giderken bir tavşan gördüler. Kör olan tavşanı vurdu!      Kötürüm yakaladı!      Çıplak olan cebine soktu!      Derken koskoca bir göle vardılar; bu gölde üç tane gemi yüzmekteydi.      Biri devrildi.     ...

Hizmetçi Zırvası

     “Nereye gidiyorsun?”      “Walpe’ye.” “Ben de Walpe’ye, sen de Walpe’ye. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Kocan var mı senin? Adı ne?”      “Cham.” “Benim kocam da Cham, seninki de Cham; ben de Walpe’ye gidiyorum, sen de. Birlikte gidelim öyleyse!”      “Çocuğun var mı senin? Adı ne?”...

Rezil Etti

     Yaşlı Agafya Juravleva’ya, oğlu Konstantin İvanoviç karısı ve kızıyla beraber geldiler. Ziyaret ve dinlenme amacıyla.      Novaya köyü küçük bir köydü, Konstantin İvanoviç uzun süre arabada yolculuk etmişti. Bütün aile uzun süre bagajdan valizleri çıkarmakla uğraştılar. Köyde herkes onların geldiğini hemen haber aldılar: Agafya’ya, zengin ve bir uzman olan ortanca oğlu Kostya...

Hoca Bir Gün (3)

ACEMİ AVCI      Hikâye bu ya, kurtlar Akşehir’e, hatta Hoca’nın mahallesine kadar iner olmuş. Hoca da kış kıyamet demeyip komşusuyla kurt avına çıkmış.      Neyse uzatmayalım, acemi avcı şansı, bir kurdu ininde kıstırmışlar. Komşusu hayvanı görmek için kafasını inin ağzından içeri sokmuş. Sokar sokmaz da ayakları halay tutar gibi zıplamaya oynamaya başlamış. Hoca, “Tamam,” diye düşünmüş, “İşte...

Bektaşinin Biri (6)

BİTSİN BU DAVA      Gelecek konuklarını nasıl ağırlayacağını kara kara düşünen Bektaşi’nin gözü, Yahudi olan komşusunun keçilerine takılmış. Keçilerden birini çaktırmadan alıp kesmiş. Durumu fark eden Yahudi;      “Kadıya gitsem… Kadı da Bektaşi de Müslüman, ben Yahudi’yim, davayı kazanamam. Hadi kazandım; Bektaşi’nin nesi var ki hakkımı alabileyim? Biz artık Allah’ın huzurunda...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (9)

ÖNLEM ALMIŞ      Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış Cemal’in elinde bir mektup, okuyor.      “N’apıyorsunuz?” diye sormuş.      Temel:      “Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.”      “Peki Cemal’in kulaklarındaki pamuk ne?”      Temel:      “Okuduklarıni tuymasin diye!” NEREDEN NEREYE      Temel’in kızı Fadime...

DECAMERON-58 (Elli Üçüncü Hikâye)

     Kardinal Artan zamanında, Kral Robert’ın mareşali Dego isminde Katalonyalı bir şövalye Floransa’ya gelir. Bu adam yakışıklı ve kadınlara düşkün bir delikanlıdır. Floransa kızlarının arasından kardinalin yeğeni olan bir güzele tutulur. Bu kadının kocasının cimri olduğunu haber alınca 500 altın mukabili karısıyla buluşmasına izin vermesi hususunda mutabık kalır. Yalnız şövalye geceyi kadınla...

Boğa İle Yaban Keçileri

       Bir gün bir boğanın arkasına bir aslan düşer. Boğa can korkusuyla koşar ve bir mağaraya sığınır.        Ama o mağarada yaban keçileri yaşamaktalarmış. Mağaralarına bir boğanın girdiğini görünce hep birlikte üzerine atılıp, boğaya boynuzlarıyla vurmaya başlamışlar.        Çaresiz haldeki boğa, keçilere seslenerek;        “Böyle vurmanıza ses çıkarmadığım için beni korkuttunuz sanmayın. Ben...

İnsan İle Peri

       Uzun zamandır birbiriyle dost olan bir insanla bir peri, bir gün beraberce yemeğe oturdular. O gün mevsim kış, hava da çok soğuktu. İnsan, parmaklarını ağzına götürüp üflemeye başladı.      Onun bu hareketini gören peri;      “Niye böyle yapıyorsun dostum?” diye sordu.      İnsan;      “Ellerim çok üşüdü de, ısıtmak için!” cevabını verdi.      Biraz sonra çorba geldi. İnsan, kaşığı ağzına...

Sütçü Kızın Hayali

       Sütçü kız süt kovasını başına koymuş, çarşıya gidiyordu. Yolda, sütüne karşılık alacağı para ile neler yapacağını düşünmeye başladı.      “Tavukçudan birkaç tavuk alırım, tavuklar her gün yumurtlar, yumurtaları satarım. Parasıyla güzel bir elbise ve hoş bir şapka alırım. Çarşıya çıkınca bütün gençler benimle konuşmak isterler, fakat ben yüz vermem. Komşu kızı beni kıskanır, ama onu kim...

Yılan İle Törpü

       Bir gün bir yılan nalbant dükkânına girmişti. Dükkânın toprak tabanı üzerinde gezinirken, derisini bir törpünün tırmaladığını hissetti. Öfkeyle başını çevirdi ve törpüye dişlerini batırmaya çalıştı, fakat boşunaydı. Sert çeliğe bir şey yapamadı. Üstelik dişleri acıdı. Sonunda boş yere saldırdığını anlayarak çekip gitmek zorunda kaldı ve her şeye körü körüne saldırmanın kafasızlık olduğunu...

İki Arkadaş İle Ayı

       İki arkadaş ormanda geziniyorlardı. Birdenbire önlerine bir ayı çıktı. Bunlardan birisi, ayıyı görür görmez ağaca tırmandı ve yapraklar arasına gizlendi. Diğeri ise çaresiz kaldığını anlayarak yere yattı ve ölü gibi uzandı. Ayı ona yaklaştı, burnunu kulaklarına doğru uzatarak kokladı, kokladı. Sonunda homurdanarak başını salladı ve uzaklaşıp gitti. Çünkü ayılar ölüye dokunmazlardı.     ...

Tüyler Ürpertici

     Ilık bir gece, yavaş yavaş her yeri sarıyordu.      Kadınlar, köşkün salonunda kalmışlardı. Bahçe sandalyelerinde, doğru veya ata biner gibi oturan erkekler, kapının önünde, fincan ve küçük kadehlerle dolu, yuvarlak bir masanın çevresinde halka olmuşlar, sigara içiyorlardı.      Sigaraları, dakikadan dakikaya koyulaşan karanlığın içinde göz gibi parlıyordu. Bir gün önceki korkunç bir kazadan...

İp Eğiren Kadınlar

     Bir zamanlar bir kız vardı; o kadar tembeldi ki, hiç iplik bükmek istemiyordu. Annesi ne söylerse söylesin kız bildiğini okudu. Sonunda annesi çok öfkelendi, sabrı tükendi ve ona dayak attı. Kız sesli sesli ağlamaya başladı. Tam o sırada oradan kraliçe geçmekteydi; onun ağlamasını işitince durdu ve kadına, kızını niye dövdüğünü sordu, çünkü sesi ta sokaktan duyulmuştu!      Kadın anlaşılan...

Yaşlı Dilenci

     Bir zamanlar yaşlı bir kadın, “Demek ihtiyarlıkta dilenmek de varmış!” diye söyleniyordu. Ama işte, dileniyordu o kadın. Ve ne zaman bir sadaka alsa, “Tanrı sizi ödüllendirsin!” diyordu. Dilenci kadın bir evin kapısını çaldı; içeride, ona arkadaşça davranan bir oğlan ocak başında ısınmaktaydı.      Oğlan, zavallı yaşlı kadına dostça;      “Gel anacığım, gel de...

DECAMERON-57 (Elli İkinci Hikâye)

     Crispina’ya çok itibar eden papa Bonifaçius mühim bir iş için Floransa’ya bir elçi göndermişti. Elçiler, Geri’ nin evine inmişlerdi. Elçiler her sabah, Cisti’nin fırınının bulunduğu Marya kilisesinin önünden geçerlerdi. Gerçi, Cisti’ye kader, aşağılık bir sanat vermişse de, servet toplama bakımından yaver olmuştu. Onun için hayat tarzını değiştirmeden, pek güzel bir...

İzmir Körfezi’nde

     “İşin en garibi,” diyordu. “Her gece, tam gece yarısında bağırmalarıydı. Bu saatte niye bağırırlardı bilmiyorum. Bizler limandaydık, onlar da iskelede, gece yarısı başlarlardı bağırmaya. Susturmak için projektör tutardık üstlerine. Bu her seferinde işe yaradı. Projektörü üstlerinde bir aşağı bir yukarı iki üç kez dolaştırdık mı susarlardı. Bir kez iskelede görevli subay bendim, yanıma bir...

Keloğlan İle Vezirin Oğlu

     Bir zaman varmış, bir zaman yokmuş. Şehir kenarında küçük bir evcikte 15-16 yaşında Keloğlan adlı oğlanla bir dul kadın yaşarmış. Bu dul kadının da mal olarak bir kazı varmış.      O, bu kazı satmak için oğlunu pazara yollar.      “Var oğlum, bu kazı pazarda sat, belki parası bu gün yeterli olur.” der.      Keloğlan anasının dediği gibi kazı pazara alıp gider. Pazara gelir. Satıcılar...

Çoban ve Yavru Kurtlar

       Çobanın biri dağda sürüsünü otlatırken iki tane yavru kurt bulmuş. Sahipsiz olduklarını görünce acımış, “En iyisi bunları alıp besleyeyim. Onları öyle iyi yetiştiririm ki, büyüdükleri zaman benim sürümü beklerler. Hem de böylece sahipsiz kalmazlar,” demiş.        Yavru kurtları alıp eve getirmiş. Onları temizlemiş, yiyecek vermiş ve beslemeye başlamış.        Kurtlar biraz büyüyüp...

Gölgesiyle Övünen Kurt

       Öğleden sonra güneşin batacağı saatler yaklaştıkça gölgeler uzar.        Yine böyle bir öğle sonrası, ormanda gezintiye çıkan kurt, bir ara kendi gölgesini görünce;        “Benim boyum ne kadar da uzun. Aslandan korkmam için hiçbir neden yok. Aslında ormanlar kralı olmak bana yakışır!” demiş.        O sırada oradan geçen aslan, kurdun bu sözlerini duyunca hemen onun üzerine atlayıp onu...

Koyun Sürüsü İle Çoban

       Çoban, koyunları alıp otlatmaya götürmüş.        Yolda bir kurtla karşılaşmış. Çoban kurdu görünce telaşlanmış. Dikkatle onu izlemeye başlamış. Ancak kurt hiçbir şey yapmıyor, sakin sakin sürünün yanından gidiyormuş.        Çoban bakmış ki kurt hiçbir kötülük yapmıyor, koyunlara dokunmaya niyeti yok, kendi kendine; “Bu iyi bir kurt, düşmana hiç benzemiyor. Koyunlarımı ona bırakayım da ben...

Avcı İle Keklik

       Keklik avlayıp satarak geçinen bir adam varmış. Bu adam yakaladığı ilk kekliği hiç satmıyormuş. Çünkü onu kafeste saklıyor, ava gittiği zaman yanında götürüyormuş. Keklik ötmeye başlayınca diğer keklikler onun sesini duyup geliyorlarmış. Böylece avcı rahatlıkla onları yakalıyormuş.        Bir gün adamın evine dostları konuk gelmiş. Ancak evde yemek yokmuş. O da kendisine yardımcı olan...

Tavuk, Yılan ve Kırlangıç

       Bir tavuk, bir köşeye gizlenmiş olan birkaç tane yumurta görmüş. Zavallı yumurtalar sahipsiz kalmışlar. Olgunlaşıp yumurtadan çıkabilmeleri için yardım edeyim, diye düşünmüş ve üzerlerine yatmış.        Kısa bir süre sonra yumurtaların kabukları çatlamış ve içinden yılan yavruları çıkmış. Tavuk şaşkın şaşkın yılanlara bakarken, oradan geçen bir kırlangıç tavuğa seslenmiş:      “Tavuk...

DECAMERON-56 (Elli Birinci Hikâye)

     Birkaç yıl önce aramızda ismi saklanamayacak kadar meziyetlere sahip bir kadın vardı. Adı Horetta idi. Gerispina’nın karısıydı. Bir gün, köyde otururken yemeğe birçok bayan ve şövalye davet etmiş, sonra, onlarla başka bir çiftliğe doğru yürüyüşe çıkmıştı. Yol epeyce uzun olduğu için, gençlerden biri, bayan Horetta’ya “Yolu kısaltmak için en güzel hikâyelerden birisini anlatmak...

Suat Vardal (Nisan)

çık direnme gücüm atalarımın çevik kemiklerinden yağlı laz kamalarından delice tutkulardan süzül alnıma değ in oradan yüreğime sürt dur oramda bulaş korunmasız kır çiçeklerinden! sarı papatya göbeği pul pul üremeleri vazolarda biter sanır kimisi baharın ta kendisidir oysa ölümsüzdür papatya çürüktür günlük yaşam kokar bulaşır sevdiklerin de kurtulmaz şaşar kalırsın aydınlık biriysen sevincin...

Afşar Timuçin (Bu Bizim Şiirimizdir)

Bir suyun akışına dalar gibi kalıyoruz O zaman gün sızıyor saçaklardan ince ince Biz birbirimizi karşılıksız sevmeye başlayınca Birlikte bir kirazı dişler gibi oluyoruz Uzun bir kervan gibiyiz güneşte ağır ağır Aydınlığı iki ayrı sevinç gibi yaşıyoruz İki ayrı sevinci bir bütünde eriterek Şurada otursak mı yürüsek mi biraz daha Ötelere uzanmadan köşeyi bile dönmeden Birkaç yüzyıl sonraki bir...

Kanatlı Okla Vurulan Kuş

Bir kuş
Kanatlı bir okla vurulmuş.
Can çekişirken biçare
Şöyle dert yanmış kadere:
— Olur mu bu, kuş kendi kendini vurur mu?
Ah zalim insanoğulları,
Bu ölüm araçlarını
Bizim kanatlarımızla uçurtmanız
Ne kötü bir şaka, ama gülmeyin:
Sizin başınıza gelen de budur çok kez:
Unutmayın hikâyesini Yafes’in:
Oğullarının bir yarısı
Öbür yarısının baş belası.

Yarasayla İki Gelincik

Yarasa dediğimiz kuşun ne idüğü Pek belli değildir bilirsiniz: Kimine göre faregillerdendir, Kimine göre kuşgillerdendir bu hemşehrimiz. Bir yarasa dalmış bir gün, tepesi üstü Bir gelinciğin yuvasına. Farelere diş bileyen gelincik Yürümüş üstüne hemen haklamak için: — Sen ha, demiş; ne suratla gelirsin evime? Az mı kötülük etti Senin soyun sopun benim milletime? Fare değil misin sen? Ben de...

İki Boğa Bir Kurbağa

İki boğa cenge tutuşmuş Hangisinin olacak diye İnek Hanım ve çayır çimen… Bir kurbağa vakvak eder dururmuş Boğalar dövüşürken. — Nen var kardeş? demiş Vakvak milletinden biri. — Ne olacak? Baksana, demiş bizimki; Bu kavga bitti mi ne olacak? Yenilen boğa çayırdan kovulacak! Kovuldu mu ne ot bulacak, ne çiçek. O zaman bizim bataklığa gelecek, Sazları kasıp kavurmaya. Yandı ayağının altında...