KategoriEfsaneler

İstanbul Efsaneleri-13 (Şehr-i İstanbul)

     Bîr varmış, bir yokmuş… Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken; eşek mühürdar, katır silahtar iken; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken; yaranısafa, kızıştıkafa, aksakal, kara sakal, berber elinden yeni çıkmış bir taze sakal… Kasap olsam sallayamam satırı, nalbant olsam nallayamam katırı, hamama girsem...

İstanbul Efsaneleri-12 (Körler Ülkesinin Karşısına Kurulan Şehir)

     Kentin kuruluşu üzerine rivayetler muhtelif. En ünlüsü ve bilineni Megaralı göçmenlerin yolculuğu. Bir de Evliya Çelebi’nin anlattığı var ki, tadına doyum olmuyor…      Efsaneye göre, Koressa’nın oğlu, Yunanistan’ın Megara kentinden genç Byzas, yandaşlarıyla birlikte, bölgedeki baskılardan kurtulmak, yeni bir kent kurmak ve özgürlüğünü ilan etmek için yola çıktı. Her...

İstanbul Efsaneleri-11 (Eli Kesilen Mimar)

     Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra büyük bir cami yaptırmak ister İstanbul’da. Bu amaçla, imparatorluğunun her köşesinden en değerli sütunları getirtir. Bunlardan özellikle bir tanesi, yüksekliği ve yapıldığı mermerin niteliğinden ötürü olağanüstü değerdedir. Yüksekliği bir hayli fazla olduğu için padişah, mimara onu biraz kısaltmasını buyurur.      Zaman geçer, padişah, henüz yapım...

İstanbul Efsaneleri-10 (Sümbül Efendi Efsanesi)

     Efsaneler, rivayetler hep insan üzerine değildir. Koca Mustafa Paşa Cami’nin avlusundaki dev gibi ve yaşlı ağacın hikâyesi de bir hayli ilginç…      Cami avlusundaki bu yaşlı ağacın gövdesi zamanla yarılmaya, kabukları dökülmeye başlamış. Sümbül Efendi, ağacı zincirlerle sararak korumaya almış. Ancak, zincirin bir ucunu yere doğru sarkık tutmuş ve demiş ki;      “Bu ağacın...

İstanbul Efsaneleri-9 (Ayasofya’daki Tabutun Sırrı)

     Ayasofya’ya ilk girişte, üstleri tonozlarla örtülü dokuz bölümlü ve kapalı bir dış nartekste bulursunuz kendinizi. Bu dış narteksten beş kapılı iç nartekse geçilir. Bu kapının üzerinde, uzunlamasına üçgen biçimli, madeni bir tabut vardır. Veya efsaneye göre, bunun bir tabut olduğu söylenir. Tabuta veya her ne ise dikkatle bakıldığında, üzerinde iki delik görülür. Bunun da bir efsanesi...

İstanbul Efsaneleri-7 (Kıztaşı Efsanesi)

     Fatih’te, İskenderpaşa Mahallesi’nde, İstanbulluların “Kıztaşı” diye bildikleri, ünlü Marcianus (Markianos) anıt sütunu ile ilgili efsaneyi duydunuz mu bilmiyoruz…      Ayasofya’nın biraz yukarısında, meydanı oluşturan yolların ağzında bulunur bu sütun…      Ayasofya’nın yapımı sırasında genç bir kız, efsane bu ya, sırtına yüklediği koca bir sütunla inşaat...

İstanbul Efsaneleri-6 (Süleymaniye Camii’nin Harcı)

     İstanbul’un Haliç yamaçlarının üzerinde ve üçüncü tepesinde yer alan muhteşem bir külliyedir Süleymaniye Camii. Boğaziçi girişinden bakıldığında, caminin sadece eşsiz silueti bile insanı büyülemeye yeter.      Süleymaniye’nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını aktarıyoruz. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi’nin temelini attıktan...

İstanbul Efsaneleri-5 (Kız Kulesi; Aşk Kulesi)

     Birbirinden farklı onlarca öyküye sahip olan bu efsanevi kule, aslında görünmez ve küçük bir adacık olan kayalığın üzerinde yükselir. Kuleye “Kızkulesi” adını Türkler verdiler. Daha önce Damalis, Leandros gibi isimlerle anılan bu şirin yapı, birçok efsaneye konu oldu. Bir rivayete göre, bir falcının baktığı falda, kızının yılan tarafından sokulacağını öğrenen imparator, sevgili...

İstanbul Efsaneleri-4 (Tahta Kılıcın Sihri)

     İstanbul’un fethine ilişkin efsaneler, hem Türkler hem de Bizanslı Rumlar tarafından ince ince işlenmiş, gelecek kuşaklara tüm güzellik ve incelikleriyle miras bırakılmıştır. Efsanelere göre, İstanbul gibi bir şehrin fethi, mucizelerle olabilirdi ancak…      Gerek Osmanlı gerekse Bizans toplumlarından aktörlere yer verilen bir fetih efsanesi çok ünlüdür. II. Sultan...

İstanbul Efsaneleri-3 (Azize Eufemia Efsanesi)

     Eufemia, 4. yüzyılın ilk yıllarında yaşamış bir Hristiyan kadını. O yıllarda Hristiyanlık henüz Doğu Roma’da resmen kabul edilmemişti ve İstanbul’da çok tanrılı inanç geçerliydi.      Günlerden bir gün, böyle bir törene katılmasını istemişler Eufemia’dan. Sırası gelmişken, bu törenin, tanrı Ares adına, şimdiki Kadıköy’de, Yeldeğirmeni dolaylarındaki bir tapınakta...

İstanbul Efsaneleri-2 (Fatih’i İstanbul’a Sokmayan Adam)

     Birçok büyük hükümdarın olduğu gibi, Fatih Sultan Mehmet’in de efsane ve öykülerde ismi geçmiş sıkça. İşte bunlardan biri…      Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kent surlarının dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava...

İstanbul Efsaneleri-1 (Yeni Kapı Efsanesi)

     Sultan IV. Murat, kılık değiştirerek halkın arasında dolaşmaktan çok hoşlanırmış. Koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını da yerinde denetlermiş tebdil-i kıyafet gezerken. Bir gün yine kılık değiştirerek Üsküdar’dan bir kayığa binmiş. Kayıkta bulunan bir yolcu ile derin bir sohbete dalmış IV. Murat, karşı yakaya geçerken. Padişah yolcuya kim olduğunu, ne iş yaptığını sormuş.     ...

Herkül-39 (Herkül’ün Ölümü)

     Herkül, ordusunun başında Cynaeum’a ulaştıktan sonra, Zeus tapınağındaki kurban töreni için hazırlıklara başladı. Bu sırada, karısının gönderdiği temiz elbiseleri de gelmişti. Onları giydikten sonra, tapınağın mihrabına doğru ilerledi. Orada hazır bekleyen, on iki tane öküzün başını kesti ve kutsal ateşe, elindeki tastan şarap döktü. Kazandığı zafer için babası Zeus’a teşekkür ediyordu...

Herkül-38 (Hydra’nın Zehiri)

     Bir tanrı ile dövüşerek kazandığı Deianeira ile evlenen Herkül, yer altı ülkesinde rastladığı Meleager’e vermiş olduğu sözü de yerine getirmiş oluyordu. Bir zamanlar Deianeira’nın ülkesinde yaşadılar. Bu arada Hyllus adını verdikleri bir de oğulları oldu. Her ne kadar Herkül bir yerde fazla durmuyor, devamlı seyahatlere çıkıyordu ise de, yaşantıları mutluydu. Ah bir de Herkül’ün başka...

Herkül-37 (Bir Güreş Müsabakası)

     Nihayet, Hades’in ülkesinde rastladığı Meleager’e verdiği sözü hatırlayan Herkül, Deianeira’yı aramak üzere Peleponez’den ayrıldı. Bu genç kız, kardeşi gibi yiğit, savaş arabası ve silah kullanabilen biriydi. Babası Calydon kralı Oieneus’du. Araştırmalarından sonra bunu öğrenen Herkül, evlenme teklifi ile saraya geldiğinde, orada Nehir Tanrısı Achelous ile karşılaştı. O da aynı nedenle Kral...

Herkül-36 (Omphale)

     Nihayet, Herkül Kral Eurystheus’un yanındaki kölelik süresini tamamlayarak günahlarından arınmıştı. Artık özgürdü ve Mycenae’de daha fazla kalmasına gerek yoktu. Hemen Thebes’e döndü. Ancak burada da fazla kalmadı. Gençliğinde kendisine okçuluğu öğretmiş olan hocası Eurytus’un yanına gitti. Bu yolculuğunun özel bir nedeni vardı. Zira, dört oğlu ve kızı Iole ile birlikte yaşayan Eurytus, ok...

Herkül-35 (Karanlıklar Ülkesinde Bir Buluşma)

     Kral Eurystheus’un Herkül’e verdiği son görev, şimdiye kadar başardıklarının en zoruydu. Onun, yer altındaki ölüler ülkesine giderek, orada bekçilik etmekte olan Cerberus adlı köpeği, canlı olarak yeryüzüne çıkarmasını, kendisine getirmesini istiyordu. Bugüne kadar hiç kimse bu ölüler ülkesinden canlı olarak geri dönmemişti.      Tanrı Hades, egemen olduğu yer altı dünyasında kendine büyük...

Herkül-34 (Atlas ve Altın Elmalar)

     Batı kızları diye bilinen Hesperid’ler, Okyanus ırmağının ötesinde, dünyanın batı ucunda oturan, güzel sesli üç peri kızıydılar. Bunların görevi, Tanrıça Hera’ya düğün hediyesi olarak verilen altın elmaların dikili olduğu bahçeye bekçilik etmekti. Titan Atlas da, Tanrı Zeus tarafından gökyüzünü taşımaya cezalandırılmadan önce, bu meyve ağaçları ile dolu bahçenin bahçıvanıydı. Batı kızları...

Herkül-33 (Üç Gövdeli Dev)

     Bu defa Kral Eurystheus, Herkül’e yüklediği yeni görevle, onu dünyanın batı ucuna kadar gönderiyordu.      “Bana Geryon’un pembe rekli inek sürüsünü getireceksin,” demişti.      Herkül, Geryon’un, Okyanus ırmağı üzerindeki Erytheia adasında yaşadığını biliyordu. Üç kafalı, altı kollu ve üç gövdeli bir devdi Geryon. Yeryüzünde yaşayan en güçlü adam olarak bilinen devin pembe renkli...

Herkül-32 (Hıppolyte’nin Büyülü Kemeri)

     Kral Eurystheus’un bundan sonraki isteği, Amazon’ların kraliçesi Hippolyte’nin büyülü kemeriydi. Tanrı Ares’in kızı olan kraliçeye, bu kemer tanrıça Hera tarafından armağan edilmişti. Kral Eurystheus’un kızı Admete babasından, güçlü kölesi Herkül’e, Amazonlar ülkesinden bu büyülü kemeri getirmesini rica etti. Kızının bu isteği, kölesine zor bir iş aramakta olan Eurystheus’un işine yaradı...

Herkül-31 (Dıomedes’in Azgın Atları)

     Herkül yanına birkaç arkadaşını da alarak Trakya’ya doğru yola çıktı. İlk uğrağı arkadaşı Kral Admetus’un ülkesi oldu. Kralın başı, Tanrıça Artemis’e kurban kasmayı unuttuğu için dertte idi. Artemis, düğün günü Admetus’un yatağını yılanlarla doldurmuş, onu ancak Tanrı Apollo kurtarabilmişti. Ama Admetus’un kaderinde öleceği yazılmıştı bir kere. Apollo tekrar araya girerek, eğer kendi yerine...

Herkül-30 (Beyaz Boğa)

     Herkül, beyaz boğayı ve onun dölü Minotour’un (53) arkadaşı Theseus’un başına ne dertler açtığını işitmişti. Zaman kaybetmeden Girit’e giden bir gemiye bindi ve yeni görevine doğru yola çıktı.      Girit Kralı Minos, Herkül’ü sarayında karşıladı. Yeni yaptırdığı bu bina bir şehir kadar büyüktü. Kral, ona sarayının her yanını gezdirdi. Anlaşılan zenginliğini göstermekten gururlanıyordu.     ...

Herkül-29 (Tunç Pençeli Kuşlar)

     Arcadia’nın kuzeydoğusundaki Stymphalia gölü, çam ağaçları ile çevrilidir. Bu ağaçların arasında ve etraftaki kayaların kovuklarında bir kuş sürüsünün yıllardan beri yaşadığı bilinmektedir. Bunlar evvelce yaşamakta oldukları Arabistan’daki kurtlardan korkmuşlar ve Tanrı Ares tarafından buraya yerleştirilmişlerdi. Boyları bir kuğu kuşu kadar olmasına rağmen, tunçtan pençe ve gagalarıyla...

Herkül-28 (Augelas’ın Ahırları)

     Kral Eurystheus, Herkül’ün yolunu sabırsızlıkla bekliyordu. Erymanthus dağının azgın domuzunu çarşının ortasında bıraktıktan sonra bir daha ortaya çıkmamıştı. Bu defa onun için zor bir iş bulmuştu. Başarılması güç ve o derecede pis bir işti bu. Kral Augelas’ın büyük ve zengin sürülerinin barındığı ağıllar, hayvan pisliğinden geçilmez haldeydi. Hatta bu gübreler, yıllarda beri üst üste...

Herkül-27 (Hylas’ın Kayboluşu)

     Argo gemisi, kaptan Jason kumandasında, önce Lemnos adasına uğradı; daha sonra Çanakkale boğazından geçerek Marmara denizine girdi. Yol boyunca güçlükler eksik olmuyordu. Bütün bunların üstesinden geldikten sonra tayfalar eski neşelerini buluyor ve altın post’a ulaşmak için var güçleriyle küreklere asılıyorlardı.      Rüzgârın kesildiği günlerden biriydi. Argo, sarkmış yelkenleri ile...

Herkül-26 (Arcadıa’nın Yaban Domuzu)

     Şimdi biraz da, yabani domuzun peşine düşmüş olan Herkül’ün yanına dönelim.      Kış bastırmış, ortalığı kar kaplamıştı. Herkül, bıkıp usanmadan vahşi hayvanı arıyor, her şüphelendiği izi kovalıyordu. Etrafın karla kaplı, yerlerin buz tutmuş olduğu günlerden biriydi ki, Herkül domuzun gizlendiği mağarayı keşfetti. Hayvanı ininde canlı olarak yakalayabilmesi olanaksızdı. Bu nedenle domuzu...

Herkül-25 (Altın Postun Peşinde)

     Altın post, Güneş Tanrısı Hellos’un soyundan gelen Colchis kralının ormanında asılı beklerken, Tanrı Zeus bunu geri getirmek için bir karara varmıştı bile. Bu işi başaracak kahramanın adı efsaneleşecek, asırlar boyu unutulmayacaktı. Bir gün tanrılar kendi aralarında toplanarak, bu işi başarabilecek kahramanı seçtiler. Belki de ilk defa olarak Zeus ile Hera arasında bir anlaşmazlık çıkmadı...

Herkül-24 (Altın Postlu Koyun)

     Lydia Kralı Tantalus, tanrılarla çok haşır neşir olmuş, hatta tertiplediği şölenlere onları davet edecek kadar samimileşmişti. Gücü ve zenginliği ile gururlanıyor, zaman zaman kendini tanrılarla eşit görüyordu. Bir gün tanrıların kendisi kadar akıllı ve anlayışlı olup olmadıklarını denemeyi kararlaştırdı. Şöleninde, davetlilere kesip doğrudağı oğlu Pelops’u yiyecek olarak sunacaktı.     ...

Herkül-23 (Chıron’un Ölümü)

     Herkül’ün peşine düştüğü dişi geyik, altın boynuzlu, bronz ayaklı, dev bir hayvandı. Tanrıça Artemis, dağda avlanırken, beş tane geyiğe rastlamıştı. Güneşte parıldayan boynuzları ve güçlü görünüşleri ile bu beş hayvan tanrıçanın dikkatini çekmişti. Artemis peşlerine düşerek, dört tanesini yakalamış ve arabasına koşmuş, ancak sonuncu geyiği ele geçirememişti. O zamandan beri, bir boğa kadar...

Mısır Piramitleri-12 (Piramitleri Yapanların Mezarları Bulundu)

     Piramitlerin etrafında arkeolojik kazılar yapan bilim insanları, “Mezarlıklara dikkatlice bakınız! Yüzlercesi var… Yarın belki de binlerce olacak… Yakında belki de on binlerce…” derken hayretlerini gizleyemiyorlardı.      Çünkü dünyanın yedi harikasından belki de en görkemli olanı, Mısır’daki piramitler çok uzun zamandır tartışma konusu olmuştu. Ve bu kez tartışmaya bir...