KategoriFıkralar

Bektaşinin Biri (10-Tanıtım)

     EDEBİYAT/FIKRALAR/Bektaşi’nin Biri kategorisinde yer alan 9 adet dosya içeriğinde; toplam olarak 58 adet Bektaşi fıkrası yer almaktadır. Okuyanı içten gülümseten, düşündüren, düşündürürken sorgulatan bu fıkraları mutlaka okuyunuz…

Hoca Bir Gün (21)

KARANLIK Nasreddin Hoca evde tespihini kaybetmiş. Bakmış ki ev zifiri karanlık, tespihini sokakta aramaya başlamış. Hoca’nın yerde bir şey aradığını görenler: – Hayırdır Hoca, ne arıyorsun? – Evde tespihimi kaybettim, onu arıyorum. – İlahi Hoca, evde neden aramıyorsun? – Ne yapayım? Orası karanlık! SUS Hoca, latife olsun diye komşusunun kazını kavuğunun içine saklamış. Onlar kaz arayadursunlar;...

Hoca Bir Gün (20)

VAKİT VARKEN AĞLAMAK LAZIM      Hocanın karısı hastalanmış; yatağa düşmüş. Hoca her gün karısının baş ucuna oturur, Yunus Emre’nin dediği gibi yaşın yaşın ağlarmış. Konu komşu Hoca’ya: – İnşallah iyileşir, demişler, ne diye çocuklar gibi ağlayıp duruyorsun? – Olmaz, demiş, Hoca, bilirsiniz ben meşgul bir adamım, yarın bir şey olur, ağlamaya fırsat bulunmaz, bırakın da vakit varken doyasıya...

Eğlenceli Fıkralar (13)

Açıkça Söyleyemiyor      İki dost aile, yıllar sonra karşılaşmış. Hal hatır sorduktan sonra bir taraf sormuş:      “Sizin kız ne yapıyor?”      “Sorma amcası, büyüdü çok başarılı oldu. Patronu onu özel sekreteri yaptı. Evimiz iş yerine uzak diye, fabrika yakınlarında kızımıza bir ev tuttu. İş seyahatlerine beraber gidiyorlar; yurtdışı iş gezilerine katılıyorlar. Hatta patronu ondan o kadar memnun...

Eğlenceli Fıkralar (12)

Neden? Erkek: Tanrım, kadınları niye bu kadar güzel yarattın? Tanrı: Âşık olasınız diye… Erkek: Peki, niye bazen aptal oluyorlar? Tanrı: Onlar da size âşık olabilsinler diye… Pahalı Papağan Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları sırayla inceler. Birinci kafeste rengarenk, pırıl pırıl tüyleri olan papağanı beğenir. Etiketinde 5000 dolar yazılıdır. Dükkân...

Hoca Bir Gün (19)

FUKARA MALI      Nasreddin Hoca, her gün sabah namazından sonra ilk iş olarak bahçesine fidan dikiyormuş. Komşular bakmışlar ki fidanlar çoğalmıyor, sadece bir fidan var. Hoca’nın ne yaptığına dikkat kesilmişler. Oysa Hoca, sabah diktiğini, akşam kökünden söküp alıyor, sabah yeniden dikiyormuş. Komşular şaşkın: – Hoca, demişler, Allah aşkına sen ne yapıyorsun? – Ne olur ne olmaz, demiş Hoca...

Hoca Bir Gün (18)

ACEMİ BÜLBÜL BU KADAR ÖTER      Hocanın canı mı çekmiş nedir, göz hakkıdır diyerek, yol üzerindeki bahçede zerdali ağacının başına çıkmış. O güzelim zerdalileri cennetlik mideye indirirken bahçıvan çıkıp gelmesin mi… – Hey, hemşehrim, demiş, kimsin, ne işin var ağaçta? – Bülbülüm! – Bülbülsen öt bakalım!      İnsan ne kadar öter; Hoca da garip garip sesler çıkarmaya başlamış. Bahçıvan: – Bülbül...

Hoca Bir Gün (17)

ACEMİ BAKKAL      Hoca bu, her mesleği denedikten sonra bir de bakkal dükkânı açmış. Hocanın “acemi bakkal”  olduğunu anlayan bir kadın: – Ben Kedigillerden Deli Ömer’in karısıyım, parasını kocam ödeyecek, diyerek tuzdan bulgura, yağdan şekere dükkânda ne varsa hepsinden istemiş. Hoca: – Mümkün değil, demiş, kocanın namını duydum ama bile bile sermayeyi kediye yükleyemem. BU BAŞ TANIDIK...

Hoca Bir Gün (16)

YEMEĞİN BUĞUSU, PARANIN SESİ      Nasrettin Hoca Akşehir’de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış: – Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkânın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somun ekmekle geldi. Kopardığı...

Eğlenceli Fıkralar (11)

Niye bakayım ki?      Kadın süslenmiş bir halde misafirliğe gelecek olan kayınvalidesi ve kayınpederi için hazırlık yapmaktaydı. Masayı hazırlarken, üstünde sadece bir şortla dolaşan kocasına seslendi: “Yahu sen de elbiselerini giysene, neredeyse gelecekler.”      Adam hiç oralı değildi: “Daha iyi ya işte. Beni böyle zayıf ve çelimsiz görsünler de, senin bana hiç iyi bakmadığını öğrensinler.”...

Hoca Bir Gün (15)

TANRI MI, KUL MU PAYLAŞTIRSIN?      Nasreddin Hoca, çocuklarla çocuk olan birisi ya, bazen büyüklük yapar onları sevindirirmiş. Bir gün bağdan gelirken çocuklar etrafını çevirmişler. Hoca da ceviz torbasını olduğu gibi ortalarına atmış. Çocuklar hep birden torbanın üstüne atılmışlar. Beş on adım gitmeden, bir kavga, bir gürültü. Ne olacak canım, çocuklar ceviz kavgası yapıyor diye yoluna devam...

Eğlenceli Fıkralar (10)

Bir de siz deneyin      Adamın otomobili sarp yokuşun başında stop etti. Adam arabasını çalıştırmak için uğraşıyordu. Arkadaki arabanın şoförü de durmadan kornaya basıyordu. Adam arabasından dışarı çıkıp arkadaki arabanın yanına gitti ve şoföre şöyle dedi:      “Bir de siz deneyin benim arabayı çalıştırmayı. Ben sizin yerinize kornaya basmaya devam ederim!” Ojesi kurumamış      Irza geçme...

Eğlenceli Fıkralar (9)

Halim Kalmadı!      Genç bir sanatçı adayı kız, doktoruna telefon açıp randevusuna gelemeyeceğini söyledi. Doktor sordu:      “Neden, çok mu hastasınız?”      “Yoo… Hasta değilim. Yalnız bugün, bir prodüktöre gidip ufak bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira sorununu tartıştık. Kısacası doktor bey, bir kez daha soyunacak halim kalmadı!” Ne Olurdu…...

Hoca Bir Gün (14)

HANİ KIYAMET KOPACAKTI?      Nasreddin Hoca’nın sürmeli mi sürmeli, şeker mi şeker bir kuzusu varmış. Eşi dostu, ölümlü dünya muhabbetiyle Hocayı kandırıp kuzuyu afiyetle yemeyi kafaya koymuşlar. Bir gün toplanıp Hoca’ya: – Hocam, demişler, yiyelim artık şu kuzuyu, yarın kıyamet kopacak!      Hoca gönülsüz isteksiz, biraz da çaresiz kuzuyu alıp arkadaşlarıyla ırmak kenarına gitmiş. Yüzmüşler...

Eğlenceli Fıkralar (8)

Karının adı neydi?      Orta yaşlı iki İngiliz centilmeni, yıllar sonra yolda karşılaşmışlar. Okul döneminden samimi arkadaşmışlar. Geçmiş yılları anmak için bir bara girip sohbete koyulmuşlar. “Hatırlar mısın, gençliğimizde uslanmaz birer çapkındık. Sonra ben evlendim, ya sen?”      “Ben de evlendim.”      “Çapkındım ama evlenmeden önce karımla hiç yatmadım… Ya sen?”      “Bilmem…...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (34)

ARABAM KAPIDA      Temel bir kitabevine girmiş; tezgâhtara, “Bana bir roman lazum…” demiş. Tezgâhtar sormuş: “Efendim, ağır mı olsun, yoksa hafif mi?” Temel cevap vermiş: “Fark etmez da… Nasul olsa arabam kapinun önünde…” KADINLAR İÇİNDİR      Temel, istasyonda çok sıkışınca, gözü hiçbir şeyi görmez olup kadınlar tuvaletine yönelmiş. Oralarda gezinen Dursun, onu görüp önünü...

Hoca Bir Gün (13)

HIRSIZA BİLE AĞZIMI AÇMAM      Nasreddin Hoca çocuklan baş göz edip yuvadan uçurunca kalmışlar mı bir Ayvaz bir Köroğlu. İncir çekirdeğinden kapı mandalına kadar her meselede karısıyla hırlı gürlü olmuşlar. Bir gün kuyudan su çekme işinde inatlaşmışlar. Sen getirirdin, ben getirmezdim tartışması söz orucuna gelmiş dayanmış. Söz orucu dediysem hani, bildiğiniz oruç değil, basbayağı bahis. Kim...

Hoca Bir Gün (12)

EL ELİN EŞEĞİNİ…      Hoca’nın komşularından biri eşeğini kaybetmiş. Çevresine birikenlere dönüp yalvarmış adam: – Ne olur, demiş. Hep beraber arayıp ta bulalım şu eşeği. “Olur” demişler. Herkes bir yana dağılmış. Hoca da karşı yamaca doğru ilerlemiş. Türkü çağıra çağıra yürüyor, sağına soluna bakınıyormuş. Tanıdık biri çıkmış karşısına; – Hocam, demiş. Sorması ayıp ama ne...

Hoca Bir Gün (11)

SANATIN YARISI      Nasreddin Hoca çocukken onu bir terzinin yanına çırak olarak vermişler. Aradan altı yedi ay geçmiş. Bir gün anacığı oğluna;      “Anlat bakalım,” demiş. “Bu kadar aydır gidip geliyorsun, ne öğrendin ustandan?”      Küçük Nasreddin kocaman gözlerini anasına dikip;      “Anam,” diye cevap vermiş. “Dualarının bereketiyle terzilik sanatının yarısını öğrendim. Artık dikilmiş...

Bektaşinin Biri (3)

BİTSİN BU DAVA      Gelecek konuklarını nasıl ağırlayacağını kara kara düşünen Bektaşi’nin gözü, Yahudi olan komşusunun keçilerine takılmış. Keçilerden birini çaktırmadan alıp kesmiş. Durumu fark eden Yahudi;      “Kadıya gitsem… Kadı da Bektaşi de Müslüman, ben Yahudi’yim, davayı kazanamam. Hadi kazandım; Bektaşi’nin nesi var ki hakkımı alabileyim? Biz artık Allah’ın huzurunda...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (33)

AV SEZONU      “Dursun benum bir sorunum var! Canım o işi evde hiç istemeyi, ne zaman ormana gitsam heyecanum artayi ve canum hanumumi çok çekeyi; koşa koşa eve geliyirum ama eve gelince hevesum yine kaçayi. Ormana geri doneyirum yine hevesum geliyi, doneyirum eve yine kaçayi… Senun anlayacağun ben hanuma evde bi turli yaklaşamayirum, ne yapayim sen soyle?”      “Uşağum sorun ettuğun şeye...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (32)

TEMEL VE MAYMUN      Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylık ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Nihayet beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi; kendisine sıkı...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (31)

N’OLDİ?      Temel ölmüş. Mezar taşında şunlar yazılıymış:      “Öleceğim dedum dedum inanmadunuz… N’oldi?” SİYAH VE BEYAZ      Temel ile İdris bir gün iki tane at almışlar. Ancak bir tane ahırları varmış. İki atı da aynı ahıra koymuşlar. Temel demiş ki:      “Yav İdrus, biz ha punlari kariştiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa!”      “Haçan temamdur,” diyor İdris.      Aradan...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (30)

BUZDOLABI      Temel ile Dursun 15 sene sonra ilk kez görüşmüşler. Dursun, Temel’i evine davet etmiş. Dursun’un biri imam nikahlı, diğeri ise resmi iki karısı varmış. Dursun, Temel’i yedirmiş içirmiş. Akşam Temel, Dursunlar’da kalmış. Gece, Dursun’un imam nikahlı karısı Dursun’un yanına gelmiş ve şöyle demiş:      “Dursun çok istiyorum, bu gece benimle  ol!”      Dursun:...

Temel, Dursun ve Fadime’den Fıkralar (29)

DİLE BENDEN NE DİLERSEN      Temel, Dursun’a arabasının öyküsünü anlatıyordu :      “Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve ‘Benden ne istersen alabilirsin,’ dedi. “Ben de arabasını aldım.”...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (28)

Sinyal      Temel’e, “Bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu?” diye sormuşlar.      “Çalişayi… Çalişmayi… Çalişayi… Çalişmayi…” cevabı gelmiş. Çirkinlik      Cemal, Temel’e evlenmesi için kız öneriyormuş.      “Senun yerinde olsam, o cizla çözü kapalu evlenurdum.”      Temel sormuş:      “Neden, o kadar çirkin midur?” Paranoya      Ailesi ile yürüyerek bir yere giderken, Temel yerde...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (27)

Şoförsüz Otobüs      Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahat ediyordu. Üst kattaki Temel bir ara cep telefonunu çıkardı ve alt kattaki Dursun’u aradı:      “Tursun, orada durum nasıl?”      “Hiç… Bizim şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor.”      Temel:      “O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor.” Trafik Polisi     ...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (26)

Bir şey demezmiş      Temel’in yanında bir Amerikalı işe başlamış. Zamanla çat pat Türkçe konuşmayı öğrenmiş. Bir gün Temel’le birlikte parkta dolaşırken oradaki ağaçlardan birini göstererek Temel’e sormuş:      “Biz buna ‘Tree’ deriz, siz ne dersiniz?”      Temel gayet sakin cevap vermiş:      “Valla piz pişey demeyruz; yanından öylece geçup gideyruz!” İkinci ölüm nedeni      Temel ölmüş. Öteki...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (25)

Tek Atışta      İki yaşlı Karadenizli köy kahvesinde otururken yirmi bir pare top atışı sesi duyulur. İki yaşlı birbirine ne olduğunu sorar, ama işin içinden çıkamazlar. Yoldan geçen bir genci çevirip ona sorarlar:      “Ha bu sesler nedir?”      Genç;      “Bugün komşu devlet başkanı geldi de onun için top atılıyor,” diye cevap verince, canları sıkılmış vaziyette geri dönerler.      “Şu işe bak...

Temel, Dursun ve Fadime’den İnciler (24)

İlk Günden      Dursun bir gün Amerika’ya çalışmaya gitmiş. Aylardan sonra köyündeki arkadaşı Temel’e bir mektup yazmış; “Sevgili Temel, buranın taşı toprağı para, her yerden para fışkırıyor!”      Temel bu mektup üzerine ilk uçağa binmiş ve Amerika’ya gitmiş. Havaalanında iner inmez terminalin girişinde yerde bir 100 dolar görmüş. “İlk günden de işe başlanmaz...